Bediüzzaman Perspektifinde Diyalog - Genç Adam

Hizmet’in demokrasi sicili!

Devlet adına yetki kullanan kimi odaklar; maalesef ülkemizde dindarları, Kürtleri, Alevileri, ülkücüleri, solcuları, azınlıkları ve demokrat aydınları farklı dönemlerde hedef tahtasına oturttu ve Hizmet Hareketi, bu “vebalılar” listesinin değişmez kurbanlarındandı.

Mehmet Akif’ten Hrant Dink’e mağdur edilen birçok isim gibi Bediüzzaman ve Fethullah Gülen Hocaefendi de karanlık planların hep hedefinde oldu. Ergenekon davaları ve 12 Eylül referandumu ile tarihin çöp sepetine atıldığını sandığımız bu illet, şimdi yeni bir maske ile hortlamış görünüyor.

Dün cumhuriyete, demokrasiye, yasalara bağlı insanlar, nasıl mürteci, hain, yobaz diye yaftalandığı gibi bugün de aralarında benim de bulunduğum insanların oyuyla iktidara gelen AKP’yi etkisi altına alan “niyetleri belirsiz dar oligarşik bir grup”, milleti birbirine düşürme, kamplaştırma pahasına camiayı; darbeci, vesayetçi, çeteci, paralel devlet ve demokrasi düşmanı diye yaftalıyor. Peki, tek parti döneminin, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ların hep mağduru olmuş bir camia ile darbecilik ithamı bağdaşır mı? Hizmet’in demokrasi sicili nedir?

Demokrasi ve hukuk dışı darbelerin yol açtığı acı tarihinin de etkisiyle Hizmet, Türkiye’nin gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti olması davasının en açık destekçilerinden biri. Camiayı oluşturan insanlar, çoğunlukla Türkiye toplumunun bir parçası. Dolayısıyla demokrasiyi özümseme açısından bu toplumun maruz kaldığı birçok virüsten tamamen bağışık olması zor. Ama 30-40 yıllık süreçteki söz ve eylemlerine bakarak, demokrasi sicili bakımından toplum ortalamasının üstünde ve çoğu zaman öncü rol oynadığı rahatlıkla söylenebilir.

Kökende Bediüzzaman, Meşrutiyet ve Cumhuriyet fikrini savunan, Abdülhamid’in istibdadını eleştiren, Doğu’da 3 dilli üniversite hayali kuran, isyan çağrılarına karşı hep müspet hareketi temsil eden, özgürlükçü çizgisinden dolayı Demokrat Parti’yi destekleyen bir dava ve fikir adamı. Bu hususlarda takipçisi Fethullah Gülen de 20 yıl önce farklı fikirlere sahip insanları buluşturan bir platformda ilk kez geniş kamuoyunun karşısına çıktığında, “Demokrasiden geri dönülmeyecek” mesajı veren bir fikir ve aksiyon adamı. Hem de demokrasinin tramvaya benzetildiği, İslam’la bağdaşıp bağdaşmadığının tartışıldığı günlerde.    

Soğuk Savaş boyunca karşıt siperlerden birbirine ateş açan sağ, sol, laik, dindar aydınları ilk kez bir masada toplayan Abant Platformu da aynı anlayışın sonucu. Kimse muhatap almadığı için sokağa çıkmakta dahi zorlanan Patrik Bartholomeos ile görüşen; azınlık liderlerini iftar sofralarında buluşturan da Hocaefendi ve Hizmet’in bu demokrat tutumu. Medeniyetler çatışması riskine karşı 11 Eylül 2001’den yıllar önce Papa ile görüşmek de tutucu çevrelerce o gün eleştirilse de daha sonra Diyanet ve başkalarınca kurumsallaştırılan benzer bir adım. İslamî kesimde bazılarının “Hıristiyan kulübü” diye karşı çıktığı AB sürecini, Hizmet’in Turgut Özal’ın tam üyelik başvurusu yaptığı 1987’den bugüne Türkiye’nin gerçek bir demokrasi ve hukuk devleti olma özlemiyle desteklemesi de demokratik sicilin somut delillerinden biri.

Eski Türkiye’nin Barzani’yi, “aşiret ağası” diye aşağıladığı 1990’larda arkadaşlarını eğitime katkı için Irak Kürdistanı’na gönderip geliştirdiği mükemmel ilişkileri Türkiye ile bölge arasındaki buzların erimesi için seferber eden Gülen, çözüm süreci başladığında “Sulh hayırdır, hayır sulhtadır.” diyerek barış için gerekirse el etek bile öpülebileceğini söyledi. Rudaw röportajında “Anadilde eğitim, devletin adil olmasının gereği.” diyen Gülen’in, Alevi kanaat önderi İzzettin Doğan’la cami-cemevi projesine öncülük etmesi; BBC röportajında, “Diyanet’e verilen imkânların Alevilere de tanınması, dedelere maaş bağlanması” önerileri de aynı demokratik duruşla ilgili.

Demokrasiyi hedef alan Ergenekon darbe girişimleri ve AKP’yi kapatma çabalarına açıkça karşı çıkan, 12 Eylül referandumuna tam destek veren, sivil anayasa talebini gür şekilde dile getiren, her türlü şiddete karşı çıkan bir camianın demokratik sicili çok net. Şu gazetede, Etyen Mahçupyan’dan Ahmed Şahin’e, Mümtaz’er Türköne’den Ali Bulaç ve Herkül Millas’a farklı perspektifteki isimlerin yıllardır özgürce yazıyor olması bile tek başına demokratlık sicilini ispata yeter.

Hizmet, yapıcı eleştirilere de açık. GYV’nin, sırf eleştirileri dinlemek için toplantılar düzenlediği malum. Geçen hafta, Avrupa Parlamentosu’ndaki Türkiye İlerleme Raporu müzakeresi sürerken, Hizmet’e de atıf yapan bir değişiklik önergesi verildi. Hükümetin yargıya müdahalesini eleştiren önerge, camiaya da “şeffaflığını ilerlet” diyordu. Camiayla irtibatlı Kültürlerarası Diyalog Platformu, önergeyi memnuniyetle karşıladığını duyurdu.

Herkesin şahit olduğu bu tablo ortadayken, dünün bazı mağdurlarının, eskiden Ergenekon ve Perinçek’in yaptığı Hizmet’i karalama misyonuna soyunması ibretlik olduğu gibi demokrasiye, hukuka ve insan haklarına ağır bir darbe.

 

Add comment


Security code


Refresh

back to top
  • EN SON EKLENENLER
  • EN ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLAR

ARAMA

Herkül Nağme

Herkül Nağme..Ezcümle, M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bütün eserlerinin, sohbetlerinin, şiirlerinin hep bu nağmeyi terennüm ettiğini söylemek pekâla mümkündür...

SAİD NURSİ'YE İFTİRALAR..

Aksiyon Burç FM

Zaman Mehtap TV

Samanyolu TV Küre TV

Radyo Cihan Ebru Tv

Herkül

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu