İman ve Ateizm - Genç Adam

Okyanusun Berisi - Pensilvanya'da ne oldu?

Gezi Parkı gösterilerinin zirve yaptığı dönemde, ABD’de bir grup, Türkiye’dekinin bir benzeri olarak, internet üzerinden organize olarak, Fethullah Gülen’in yaşadığı yerde bir gösteri planladı.

Hazırladıkları dijital afiş ve sloganları, haftalarca e-mail, Facebook ve Twitter üzerinden onbinlerce insanla paylaştılar. Adnan Menderes’e karşı düzenlenen ‘5-5-5-K’ eylemi ve “5’inci ayın 5’i saat 5’te Kızılay’da” sloganının bir benzeri olarak, ‘13-13-13-P’ eylemi de “13 Temmuz 2013 saat 13’te Pensilvanya’da” sloganıyla Hocaefendi’yi hedef aldı ancak ‘13’ün uğursuzluğu’ mudur bilinmez, başarılı olamadı.

Gerçekleşmesinden bir hafta önce, internet ve yazılı basına da yansımasıyla, ABD’de yaşayan Türklerden gösteriyi duymayan kalmadı. ABD kanunlarındaki ifade özgürlüğü çerçevesinde, kişiler zarar görmeyecek ve şiddet olmayacaksa gösteri yapmak serbesttir. Bunları ifade etmemizin amacı, planlanan gösterinin oldukça geniş bir kitleye duyurulmasına ve kanunlara göre bir suç teşkil etmemesine rağmen katılımın 50-60 kişiden ibaret olmasına dikkat çekmek için. Video kayıtlarında organizatörlerin de bunu sık sık dile getirdiği duyuluyor ancak adresi bulamayanlar ve kaybolanların olduğu mazereti öne sürülüyor.

Hocaefendi’nin yaşadığı küçük kasaba, tek şeritli dar bir yol boyunca sıralanan bir-iki katlı evlerden oluştuğu, alışveriş merkezlerinden, sosyal alanlardan oldukça uzakta bulunduğu için, gösteri için gelenlerin arabalarını park edecekleri bir yer, ellerinde pankartlarla yürüyecekleri bir patika bile yoktu. Göstericilerin video kayıtlarında, bu gerçek, “Tek şeritli ve yaya yolsuz sokakta trafiği engellediği ve hayati tehlike oluşturduğu için, polisin ‘haklı olarak’ kendilerini bölgeden uzaklaştırdığı ve 8 kilometre ötede başka bir mekan gösterdiği” şeklinde ifade ediliyor.

Türk kampının komşuları olan Amerikalı ev sahipleri gibi yakındaki bir kilise de araba park yerlerini kapattı. Göstericiler bunu Amerikalıların tehdit edildikleri şeklinde sunsa da bu bir gerçeği ifade etmiyor. Zira bilen bilir, tehdit edilen bir ABD’li bunu sineye çekmez, soluğu karakolda alır. Gerçek ise şu: Bu insanlar yıllardır vefa gördükleri, Ramazanlarda yemeklerini paylaştıkları komşularını gönülden desteklemenin ötesinde, yaşadıkları sakin ve sessiz mahallelerinde bir huzursuzluk yaşamak istemediler ve güvenlik güçlerinin yönlendirmesiyle hareket ettiler.

Göstericiler, Türk kampının önünde değil durmak, geçerken korna bile çalamadılar. İddia edilenin aksine orada, pankartlı yürüyüşlü bir gösteri hiç olmadı. Görüntü ve resimler, beş mil ötedeki minik bir parkta, en çok 60 kişilik bir grubun, iki-üç polisten başka bir Amerikalının dahi olmadığı ortamdaki eyleme ait. Bu video kayıtlarında, göstericilerin kendi aralarında tartıştıkları, organizatörün grubu yönlendirmede zorlandığı, bir kere de “Ben yokum” dediği dikkat çekiyor. Velhasıl bunun oldukça kasılan, gerilen, zorlama bir gösteri olduğu yapanlarca da kabul edilen bir gerçek.

Değil altmış, altı kişi de olsa, bir fikri ifade ediyorsa insanları ve eylemlerini küçümsemek yakışıksızdır. Ancak, ta en başta hazırlanan afişteki “yılanlı, kapıya dayanmalı, mat etmeli” ifadeler, bir fikirden öte hakaretin ve saldırganlığın işaretleriydi. Buna rağmen Hocaefendi’den gelen mesaj oldukça insancıldı: “Buyursunlar, çayımızı içsinler!” Fakat cevap da bir o kadar orantısız oldu!

Göstericilerin attıkları sloganlar ve taşıdıkları afişler, düşünce ifade etmenin, insani değerlerin çok altındaydı. Mahalle takımı taraftarlarına bile yakışmayacak pespayelikteydi. ABD’deki Türk tablosuna uymuyor, elit Türk imaj ve kalitesini yansıtmıyordu.

Her şeyin ötesinde, Gezi Parkı gösterilerinin devamı olarak düşünülen bu eylemin mantığı da yoktu. Zira Fethullah Gülen, “Gezi Parkı eylemcilerinin dinlenmesi gerektiğini, aşırı karşılık verilmemesi gerektiğini ifade etmiş bir insandı.” Bu gerçeği dile getiren ve Gülen’den çok göstericilere yakın bir isim olan Oray Eğin’in ‘zamansız ve zeka barındırmayan, protesto tarihinin en büyük laikçi fiyaskosu ve alay konusu’ olarak tanımladığı gösteriyi anlatmak için başka cümlelere ihtiyaç olmasa gerek.  

Amacımız, hedefi ve sonucu tartışılsa da bir düşünce ve idealle kilometrelerce yol almış insanlara hakaret etmek değil kesinlikle. Sadece yapılan yanlışları dile getiriyoruz. Göstericilerin ‘ulusalcılık’ iddiaları ile video kayıtlarında görülen, ellerinde salladıkları Amerikan bayrakları, gururla tekrar ettikleri Amerikan vatandaşlıklarının tuhaf tezatlığına dikkat çekiyoruz. ABD polisine gösterdikleri itaat, saygı ve hürmetin onda birini, kendi vatandaşlarına gösterselerdi böyle eyleme hiç gerek olmayacağını ifade ediyoruz.

Biz üslubumuzu ne kadar koruyamamış olsak da, medeni ‘çay daveti’ reddedilen, eylemin ve yakışıksız sloganların hedefi olan Fethulah Gülen’in olaya yaklaşımı ne denli farklı: “İnsan, tanımadığına düşmanlık eder, hata bizde ki bugüne kadar onlara kendimizi tanıtamamışız.”



TÜRK VE AMERİKAN POLİSİ ARASINDAKİ 14 FARK

Pensilvanya’daki göstericilerin polisle olan ilişkileri Türkiye’dekinden oldukça farklıydı. Biz de buradan hareketle, Türk ve ABD polisini kıyaslayalım dedik, umarız beğenirsiniz.

ABD Polisi1-ATMA: Göstericiler; Türk polisi olunca taş, ABD polisi olunca 3.5 atar!
2- DİRENME: Türk polisi ile karşılaşan Türkün aklında “nasıl direnebilirim” fikri vardır. Bu, ABD polisi ile karşılaşanların aklından bile geçmez.
3- KONUM: Türk polisi fakirdir, zor geçinir, hor görülür. ABD polisi zengindir, iyi maaş alır, itibarlıdır.
4- KORKU: Türk polisi, torpilli vatandaştan, sıralı müdürlerden, savcıdan, validen, vekilden, bakandan korkar. ABD polisi sadece şeriften korkar.
5- TRAFİK: Türk polisi suç işleyen yukarıdaki zevatı, eş ve çocuklarını durdurursa gözünün yaşına bakmaz harcarlar. ABD polisi trafik suçu işleyen başkanın kızını da senatörü de durdurur, gözünün yaşına bakmaz.
6- CEZA: Türk polisi yazdığı cezanın tuttuğu raporun değiştirileceğini bilir. ABD polisinin yazdığı cezayı başkan bile iptal edemez. Sadece hâkim değiştirebilir.
7- TAVIR: Türk polisi hadiseyi koklar, yorumlar, çözer ya da döver. ABD polisi rapor tutar, ceza yazar, tutuklar ya da vurur.
8- MERHAMET: Amerikalı, polisten merhamet beklemez. Türklerse “kalbinde merhamet adlı bir çınarın” varlığından emindir.
9- VATANDAŞ: Amerikalılar daha çok polisten korkar, Türklerse daha çok Allah’tan.
10- YAŞ: Türk polislerin yaşı gençleştikçe, ABD’li polislerin yaşı yükseldikçe kalitesi artar.
11- STANDART: Türk polisinden aşırı iyi ve aşırı kötüsü çıkabilir, ABD polisinden hiç çıkmaz, hepsi standart kötüdür!
12- TECRÜBE: Türk polisinin bir yılda yaşadığı “tecrübeyi”, ABD polisi ömründe yaşamaz.
13- İNİSİYATİF: Türk polisi acil durumda istisnasız inisiyatif kullanır, ABD polisi istisnasız silah kullanır.
14- BAKIŞ FARKI: Türk polisi gözlerinin içine bakar, ABD polisi eline ve ayağına bakar.

ÖZET: Türk polisi eksiği ve fazlası olan insandır, Amerikan polisi eksiği ve fazlası olmayan androiddir.

 

Kaynak: http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/haber-36088-okyanusun-berisi---pensilvanyada-ne-oldu.html

 

HEADER

0Muhittin2013-07-30 09:27#1
ülkemizde abd düşmanlığı yapanlar abd de yalayıcıları oynuyorlar..adl arı üzerinde zaten ulusalcı!!
Quote

Add comment


Security code


Refresh

back to top
  • EN SON EKLENENLER
  • EN ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLAR

ARAMA

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu