Genç Adam Analiz

Proje mahkemeler Erdoğan'ın onayını bekledi: 1 saatte gözaltı için makul şüphe oluşturdular

Türkiye Pazar sabahına “özgür medyayı susturma operasyonu” ile uyandı. Türkiye'nin en çok satan gazetesi Zaman Gazetesi'ne Terör Şube polisleri tarafından baskın yapıldı. İki gün önce 12 Aralık 2014 tarihinde Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'na giderek hakkında soruşturma olup olmadığını soran Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'ya, Başsavcılık tarafından “Böyle bir soruşturma yok.” cevabı verilmişti.
Başvurudan iki gün sonra pazar sabahı Yenibosna'daki gazete binasına gelen polisler tarafından Dumanlı “örgüt” iddiasıyla gözaltına alınmaya çalışıldı. İlginç olansa; Cuma günü saat 16.30'da Dumanlı ve Karaca hakkında “herhangi bir soruşturma yoktur” şeklinde resmi yazı verilmesine karşın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın soruşturmalarda gözaltı kararı çıkarılabilmesi için “kuvvetli suç şüphesi” zorunluluğunu “makul şüpheye” çeviren yasayı aynı gün 17.30'da imzalamış ve ardından soruşturma için düğmeye basılmış olması. Basın mensupları için bir saat önce “soruşturma yok” bir saat sonra “makul şüpheli” şeklinde karar çıkarılması “Operasyonların ardında Cumhurbaşkanı Erdoğan mı var?” sorusunu akıllara getirdi.

Sosyal medya üzerinden yayılan ve hiçbir yetkili ağız tarafından yalanlanamayan “basına yönelik darbe operasyonu” söylentileri bu sabah itibariyle gerçekleşti. Zaman, Bugün ve Samanyolu medya gruplarına yönelik basına darbe operasyonunda Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ve Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş'ın da aralarında bulunduğu 30 dan isim için gözaltı kararı çıkarıldı. Gazeteciler için “Türkiye Cumhuriyeti Devleti egemenliğini ele geçirmek” suçlaması iddiasıyla arama ve gözaltı kararı veren hâkim, Reza Zarrab'ı tahliye eden, polislere yönelik sahur operasyonunda da görev alan ve pek çok hukuksuzluğa imza atan İslam Çiçek oldu.

Sabah 07.00 sularında Zaman'nın  Yenibosna'daki merkezine gelen İstanbul Emniyeti Terör Şube Müdürlüğüne bağlı iki ekip, gazete binasına girdi. Dumanlı hakkında gözaltı kararını ısrarla avukatlarına göstermeyen polis ekipleri, avukatların direnişi üzerine gözaltı kararını göstermek zorunda kaldı. Aralarında çok sayıda gazeteci, dizi senaristi, yapımcısının bulunduğu isimler, “Türkiye Cumhuriyeti devleti egemenliğini ele geçirmek amacıyla baskı, yıldırma ve tehdit yöntemleri kullanarak örgütsel yapı oluşturarak bu yapılanma altında, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, belgede sahtecilik” iddiasıyla gözaltına alınmaya çalışıldı. Terör polislerinin gazete bahçesine gelmesiyle birlikte Zaman çalışanları polisleri, “Özgür basın susturulamaz!” pankart ve sloganlarıyla protesto etti. Dakikalarca “Özgür basın susturulamaz” şeklinde haykıran gazeteciler, basına yapılan darbe operasyonunun protesto etti. Terör Şubeye bağlı iki polis gazeteye girdiğinde çalışanların sloganları daha da arttı. Bir süre giriş turnikelerinde bekleyen ekipler fiziki hiçbir teşebbüs olmadan devam ettirilen protestoların durmaması üzerine Zaman'dan ayrıldı.

Hâkim Çiçek, TEM Şube ekiplerine 3 gün içerisinde bir defaya mahsus olarak gözaltı ve arama kararı vermesi nedeniyle polislerin kısa bir süre sonra tekrar Zaman'a gelmesi bekleniyor.

Fuat Avni deşifre etmişti

Özgür basına yapılan darbe operasyonu twitter fenomeni Fuat Avni'nin sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlarla deşifre olmuştu. 11 Aralık 2014 Perşembe günü basın dünyasına geniş çaplı bir intikam operasyonu gerçekleştirileceğini duyuran Fuat Avni, aralarında hükümet muhalifi 150 gazetecinin de bulunduğu 400 kişinin gözaltına alınacağını yazmıştı. Perşembe gecesi basın darbesine karşı durmak için binlerce insan Zaman Gazetesi, Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı ve Vatan'daki İstanbul Emniyet Müdürlüğü önüne gelerek hukuksuzluğu protesto etmişti. Perşembe gece herhangi bir operasyon olmaması üzerine Karaca ve Dumanlı, adliyeye gelerek haklarındaki operasyon iddiasını Başsavcı Hadi Salihoğlu'na sormuş ancak Salihoğlu, basına darbe operasyonu için, “Benim böyle bir dosyadan haberim yok” ifadeleriyle operasyon haberlerini yalanlamıştı. Buna rağmen, Salihoğlu'nun yalanlamasından yalnızca 48 saat sonra aralarında Ekrem Dumanlı, Hidayet Karaca ve çok sayıda gazetecinin bulunduğu isimler hakkında “Türkiye Cumhuriyeti devletin egemenliğini ele geçirmek amacıyla baskı, yıldırma ve tehdit yöntemleri kullanarak örgütsel yapı oluşturarak bu yapılanma altında, iftira, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, belgede sahtecilik”  suçlamasının işlendiğine dair makul şüpheyle terör ekipleri operasyon düzenledi. İki gün önce UYAP'ta kayıtlı olmayan bir dosyanın nasıl 48 saat sonra bir darbe operasyonuna dönüştüğü bilinemiyor.

Salihoğlu “Benden habersiz operasyon yapılamaz” demişti

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturması sonrası İstanbul Adliyesi Başsavcılığı'na getirilen Hadi Salihoğlu, göreve geldiği ilk hafta basın mensupları ile yaptığı tanışma kahvaltısında, “Doğru olan şudur; görevli savcılar bana niyabeten görev yapıyorlar. Ben buranın sorumlusuysam, ilgili kanunların bana verdiği yetki ve görevleri kullanacağım. Bana niyabeten bağlı olan bir savcı, beni kenara atıp kendi kendine hareket edemez. Eğer başsavcıysam buradaki her önemli olayı bilmek zorundayım. Savcıların, ‘Bilgi vermek zorunda değilim!' demeleri olmaz. Siz, haberlerinizi haber müdürünün onayına sunmadan yayınlayabiliyor musunuz? Gereği neyse, bütün yetkilerimi kullandım ve kullanacağım.” ifadelerini kullanmıştı. İstanbul Adliyesi'nde kendisinden habersiz operasyon yapılamayacağını ilan etmişti. Ancak basına darbe operasyonu ya Salihoğlu'ndan habersiz gerçekleşti ya da Dumanlı ve Karaca'nın “Hakkımızda soruşturma var mı?” sorusuna kasıtlı olarak yanlış cevap verildi.

Add comment


Security code


Refresh

back to top

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu