Logo
Print this page
Fethullah Gülen Hocaefendi kimin ocağına ateş düşsün dedi?

Fethullah Gülen Hocaefendi kimin ocağına ateş düşsün dedi?

Fethullah Gülen Hocaefendi, hükümete, vatana, millete, ümmete, Müslümanlara lanet ve beddua etmiş! Aylardır medyanın her çeşidinde yazılısında, görselinde, sosyalinde bu kara propagandayı hükümet ve yandaşları sürdürüyor. Allah korkusu ve ahiret endişesi vicdanlarda etkili olmayınca utanmadan sıkılmadan yalan söylüyorlar, iftira atıyorlar. Bu meseledeki gerçek defalarca açıklanmasına rağmen hâlâ çeşitli bahanelerle beddua iftirasını sürdürmekte ısrar ediyorlar. Sanki bu yalan ve iftiraların defalarca tekrarlayınca hakikate dönüşeceğini sanıyorlar! Oysaki bir yalan ve iftira milyon kere de söylense yine yalan ve iftiradır; tekrarı söyleyenlerin suçunu ve günahını katlamaktan başka bir şey ifade etmez.

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin sözlerinin video kaydı ve yazılı metni ortada olmasına rağmen apaçık yalan ve iftira ile "vatana, millete, ümmete, Müslümanlara beddua etti" ifadelerini yayıyorlar. Halbuki o sözlere bakıp "Fethullah Gülen hükümete beddua etti" bile denemez. Olsa olsa "Fethullah Gülen, hükümet haksız ise beddua etti" denebilir.

Particilik güdüsüyle menfaat savaşı vermeleri basiretlerini öylesine kör etmiş olmalı ki masumlara saldırdıkları ifadelerle farkına varmadan suçlarını itiraf etmiş oluyorlar. Hükümetin "Fethullah Gülen bize beddua etti" demeleri, haksızlık ve zulüm yaptıklarını itiraf etmeleri demektir. Hükümet yandaşlarının da "Fethullah Gülen hükümete beddua etti" demeleri, hükümetin haksızlık ve zulüm yaptıklarını itiraf etmeleri demektir. "Vicdan yalan söylemez" denir; demek ki vicdanları içten içe itiraf ediyor haksızlık ve zulüm yaptıklarını. Vicdanlarının bu iç itirafları onları "Fethullah Gülen hükümete beddua etti" ifadesini seslendirmeye itiyor olmalı. Yoksa hükümet ve yandaşları kendilerinin haksızlık ve zulüm yaptıklarını düşünmeselerdi o duayı (ya da çoğunluğun algısıyla bedduayı) üzerlerine almaları gerekmezdi.

Zira Fethullah Gülen Hocaefendi'nin o duası/yakarışı "haksız olan ve zulüm yapanlara" yöneliktir. Üstelik kendisini ve camiasını da duanın kapsamına dahil ederek iki yönlü bir dua etmiştir. Fethullah Gülen Hocaefendi, o dua/yakarışı yaptığı konuşmasına "Kendimizi de istisna etmedim. Haksız kimse, o mutlaka cezasını bulacaktır." ifadeleriyle son vermiştir. Hakikat bu iken çarpıtarak sanki belli bir kesime yönelik beddua etti gibi yansıtanlar ya kendilerinin haksız olduklarını ve zulüm yaptıklarını itiraf etmiş olmaktadırlar, ya da hayâsızca bir iftira ile Gülen'e ve Hizmet Camiasına kamuoyu nazarında bir leke atmak güdüsüyle kasıtlı çarpıtmalar yaparak iftira suç ve günahını işlemektedirler. Bunun kararını kendilerinin vicdanlarına havale ediyoruz.

Beddua mı çaresizce bir yakarış mı?

Esasen Fethullah Gülen Hocaefendi'nin o günkü sözleri sebepler açısından yapacak bir şeyi kalmayan bir kulun en son merci olan Sebeplerin Sebebi Allah'a sığınıp yakarışta bulunmasından ibarettir. Bir tarafta Hizmet'i bitirmek için her türlü yalan ve iftiraya sarılıp türlü türlü baskı ve zulüm sergileyen bir hükümet ve yandaşları; diğer tarafta yalan ve iftiralar karşısında suçsuzluğunu ispat etmek zorunda bırakılan ve bütün açıklamalarına rağmen yalan ve iftiralarla saldırılmaya devam edilen bir Camia... Yargı erkinin yapmış olduğu sağlam delilli bir yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasının haksız ve mesnetsiz olarak Camia'nın hükümete darbe girişimi diye sunulması ve defalarca 'bizim bununla bir ilgimiz yok' denmesine rağmen bu yalan ve iftiranın artarak devam ettirilmesi karşısında suçsuzluğu ispat için kalan tek çare olarak Allah'ın şahit tutulması; O'nun kudretinden ve rahmetinden bir çare umulmasından ibarettir o sözler.

İki taraflı duanın/yakarışın ilk bölümünün muhtevasının özeti şudur: "O soruşturma hukuk için değilse yani hükümete darbe amacıyla yapıldıysa Allah yapanların cezasını versin..." Bu manayı ifade eden kısma bütün hükümet ve yandaşlarının içten bir amin demeleri beklenirdi. Duanın/yakarışın ikinci bölümünde ise "soruşturma karşısında hükümetin icraatı haksız ise" kaydı var. Hükümet ve yandaşları kendilerini haksız görmüyorlarsa bu bölümden hiç gocunmamaları gerekirdi. Yani eğer haksız değillerse duanın/yakarışın iki bölümü de onların lehinde demektir. O halde aylardır bu rahatsızlık neden?

İnsaf ve vicdan ile düşünüp değerlendiren hiçbir insan bu duadan/yakarıştan rahatsız olamaz. "Kim haksızlık yapıyorsa Allah onun cezasını versin" duasından hak hukuk saygısı olan kim rahatsız olabilir ki? Haksızlık ve zulüm yapanlara yönelik dua veya bedduadan sadece haksız ve zalim kimseler rahatsız olur. Ancak zalime karşı mazlumun en temel hakkıdır dua ve beddua.

İki taraflı duanın çarpıtılan ifadeleri

Fethullah Gülen Hocaefendi'nin 20.12.2013 tarihli sohbetindeki dua/yakarış ifadeleri: "Bu olumsuz şeylerin üzerine giden arkadaşlar kimse onlar, tanımıyorum, binde birini bile tanımıyorum, bu işin üzerine 'Hukukun ve aynı zamanda sistemin, dinin ve aynı zamanda demokrasinin gerektirdiği şeyler bunlardır.' deyip arınma adına, yıkanma adına, temizlenme adına, kirlerin öbür tarafa kalmasına meydan vermemek adına bir şey yaparken dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa... bize de nispet ediyorlar, dolayısıyla ben bizi de onların içinde görerek diyorum.. dinin ruhuna aykırı bir şey yapmışlarsa, yaptıkları şey Kur'an'ın temel disiplinlerine aykırıysa, Sünnet-i Sahiha'ya aykırıysa, İslam'ın hukukuna aykırıysa, modern hukuka aykırıysa, demokratik telakkilere aykırıysa Allah bizi de onları da yerlerin dibine batırsın, evlerine ateş salsın, yuvalarını başlarına yıksın. Ama öyle değilse, hırsızı görmeden hırsızı yakalayanın üzerine gidenler, cinayeti görmeyip de masum insanlara cürüm atmak suretiyle onları karalamaya çalışanlar.. Allah onların evlerine ateşler salsın, yuvalarını yıksın, birliklerini bozsun, duygularını sinelerinde bıraksın, önlerini kessin, bir şey olmaya imkan vermesin."

Bu ifadelerin öncesi ve sonrası

Fethullah Gülen Hocaefendi, bu ifadelerden önce Hizmet Camiasına yönelik bitirme çalışmalarından, sistemli kara propaganda kampanyalarından, çarpıtma, iftira ve karalamalardan bahsettikten sonra "hukukî yolsuzluk ve rüşvet soruşturması, Hizmet Camiasının hükümete darbe girişimidir" şeklindeki çarpıtma ve iftiraya cevap sadedinde bu dua/yakarışı yapmıştır. Hemen öncesinde şu açıklaması vardır:

"Burada bir şey demek aklıma geliyor. Şimdiye kadar hiç dememiştim. Şöyle demek geliyor yani içimden. Demeden kendimi alamayacağım. Hiçbir zaman da demek istemediğim bir şeyi demek geliyor içimden. Yoksa Doktor İkbal gibi, Hz. Pir-i Mugan Üstad Bediüzzaman gibi, teline ve bedduaya amin dememek, onları etmemek genel şiarımızdır..."

Fethullah Gülen Hocaefendi, dua/yakarıştan sonra da şunları söylemiştir:

"Dememiştim, demeden edemedim. O kadar diş gösterildi, o kadar salya atıldı, o kadar kimse tahrik edildi, o kadar tweetlerde o mel'un düşünceler bir yönüyle vizesiz rahat dolaştı ki, demeden edemedim. Şimdiye kadar demediğimi dedim... Gönül, Çalab'ın tahtı / Çalab gönüle baktı / Kim gönül yıktı ise / O iki cihan bedbahtı. Bir sürü mü'minin gönlünü yıktılar. Kendimizi de istisna etmedim. Haksız kimse, o mutlaka cezasını bulacaktır."

Çarpıtma ve iftiralara düzeltme

Fethullah Gülen Hocaefendi, bu dua/yakarışının çarpıtılarak iftira atılması üzerine 22.12.2013 tarihli sohbetinde açıklama yaparak çarpıtma ve iftirayı tashih etmiştir:

"Burada bir tavzihte daha bulunmak istiyorum. Siz şahitsiniz ben burada dedim ki: 'Eğer birileri.. biz de dâhiliz buna ve bize nisbet edilen insanlar da.. -nisbetleri ne kadar doğru.. şu arz ettiğim kategori içinde olabilir- ve bunların binde birini ben tanımıyorum. Eğer onlar ve biz, bir yanlışlık yapıyorsak, Allah'ın ahkâmına göre, Cenâb-ı Hakk'ın murâd-ı Subhânîsine göre, adalet-i Kur'aniye'ye göre, modern hukukun adalet sistemine göre, bir yanlışlık yapıyorsak şayet, topluma hıyanet sayılacak bir yanlışlık yapıyorsak şayet, geleceğimizi karartma adına bir yanlışlık yapıyorsak şayet, Allah evlerimize ateş salsın, bizi yerin dibine batırsın!..' Bir şeye güvenerek böyle dedim. İnanıyorum ki, sizin içinizde, şu farklı kategorilere rağmen, şu gayr-i mütecânis toplumun değişik kategorilerdeki farklı renk, desen, şekil ve şivelerine rağmen, böyle bir şeye sukût etmiş insan yoktur inşallah ve dolayısıyla da inşallah Allah onların evlerine ateş salmaz. Sonra da dedim: 'Hakka ve hakikate karşı saygısızlığı kim yapıyorsa, harâmîliği kim yapıyorsa, hırsızlığı kim yapıyorsa, milletimizin halâsı adına, arınması adına, aklanması adına, aklık peşinde koşanların aklanması adına, Allah onların evlerine ateş salsın.' Ama görüyorum ki sadece bu son kısmı bir yönüyle internette, tweetlerde, gazetelerde neşretmek suretiyle meseleyi çarpıtma hıyanetini irtikâb eden, kara ruhlu, kara düşünceli, kara vicdanlı, kara kalemli bir sürü kapkara insan var. Meseleler böyle çarpıtılınca, bir kesime de meseleler öyle gidiyor; dolayısıyla toplumun değişik kesimleri birbirinden kopuyor ve uzaklaşıyor. Tavzihte bulunma lüzumunu hissettim; çünkü çirkin, densiz, seviyesiz bir iftira ve çarpıtmaydı."

Duama âmin diyebilmelerini beklerdim

Fethullah Gülen Hocaefendi, 18 Mart 2014 tarihli Zaman'da çıkan röportajdaki "Efendim bir kısım medya çok serrişte etti, çarpıttı. 'Bize beddua edildi...' diye meydanlarda insanlar yanıltıldı. Bu gerçekte bir beddua mıydı?" sorusuna şöyle cevap vermiştir:

"Israrla yanlış anlamayı devam ettirdiler. Bir misalle arz edeyim. Birisi size defaatle aynı yalan ve şenaatle hücum etse, bir noktaya gelir sabrınız taşar ve şunu dersiniz: Eğer ben senin dediğin gibi öyleysem Allah benim belamı versin, yok değilsem bu yalan ve iftirayı atan senin belanı versin. O gün de duam o oldu. Doğrudan hiçbir kişinin, hiçbir partinin, hiçbir topluluğun adını vermedim. Bazı sıfatlar ve fiiller sıraladım. Her kim şunu şunu şunu yapıyorsa dedim... O sıfatı taşımıyorlarsa, o fiilleri işlememişlerse neden bu kadar rahatsız oluyorlar, üzerlerine alıyorlar? Komplolara vehimlere dayalı bu iftiraları seslendirenlerin, gazetelerine sayfa sayfa taşıyanların bu duama 'amin' diyebilmelerini beklerdim. Diyemediler. Bilakis istismar ettiler. Yine aynı noktadayım. Eğer biz çeteysek örgütsek Allah bizim belamızı versin, eğer 'paralel' devletsek bizim belamızı versin, değilse bunları bu masum cemaate isnad edenlerin belasını versin! Bu duaya 'amin' diyecek vicdanî rahatlığı olmayanlar akıbetinden endişe etmeli."

© 2015