İman ve Ateizm - Genç Adam
Necdet Erem

Necdet Erem

Beni Bende deme,
Ben ben değilim.
Bir ben vardır Bende benden içeru.

Web site URL:

Seni Çok Özlüyoruz

İnternet sitelerinde Saygı değer Muhterem Fetullah GÜLEN Hoca Efendinin Türkiyeye dönebileceği mesajlarına saygısızların yazmış oldukları yorumlara karşı yazdığım cevabi bir yazıdır.
Saygı değer Hocama Önce saygı ve yaptığı ali hizmetlerinden dolayı da minnetlerimi arz edip. Ellerinden öpüp müstecap dualarını bekliyor, Allah ebeden Razı olsun diyorum.

Okuduğum kadarı ile kadir kıymet bilmezlerle, bir kısım vatan ve millet düşmanlarının menfi propagandasına aldanmışlarla, edep ve ölçü tanımaz, bilmediğine ve tanımadığına düşmanlık psikolojisi ile hareket edenler, bir kısımda bozulmuş olan hain planlarının hıncı ile saldırıyor, zaten yaralı olan yüreğini incitip, sana acı vermek için yıllardır hasretini çektiğin ülkene bir hakları varmış gibi dönme diyorlar.

EVET, bende dönme diyorum. Bu kadir kıymet bilmez aldanmışların ve hainlerin yaşadığı memlekete.
Bir de sevenlerinin, Sana olan hasret ve muhabbetleri ile yaşamında zatını, Rabbim gecinden versin irtihalinden sonra da kabri şerifini ziyaret için Anadolu alperenlerinin Yenidünyaya açılmalarını sağlayan manyetik bir çekim merkezi ve merkezimihrakiyesi olsun.

Saygı değer Hocam. Hicrete maruz kalan sadece siz değilsiniz.
Başta Allah’ın Habibi Hz.Muhammed Mustafa Sav. de şom ağız ve kem talihliler tarafından memleketi Mekke’den çıkarıldı. Çünkü O günün Mekke’si, artık İslam’ın insanlığa açılmasına dar geliyordu.
 
Dünün Türkiye’sinin dar geldiği gibi. O günün Mekke’si Allahın Resulünün insanlığı davet etmiş olduğu saadet-i ebediye müjdesini anlayacak ve talip olacak kapasiteye, İslam’ın Cihan şumul mesajı ile Ahlak-ı aliyeyi anlamaya, yaşamaya ve yayamaya müsait değildi.
Bugünün derin ilişkili çetelerin işgalindeki Türkiye’si gibi. Allah, Resulüne Medine’nin nurefşan yolunu açtı.

Banaz, İnatçı ve cahil Mekke müşriklerini Ebucehil, Utbe, Şeybe, Muğire daha nice Küfür karanlığında saltanat süren kâfir ve zalimlerin sultasında bırakıp tekrar dönüp fethetmek üzere; Risalet güneşinin kıyamete kadar insanlığı aydınlatması için, Medine’nin istikbale açık ufkundan doğması manasına gelen hicret emri verdi. Sosyal, siyasal, teknik ve ekonomik bağımlılık içindeki bir ülkeden insanlığın makûs kaderini değiştirecek bir ses çıkması, bu sesin dünyada yankı bulup kabul görmesi tabiî ki mümkün değildi.

Bihemta bir pırlantanın pırasa pazarında pazarlanma imkân ve ihtimali yoktu. Sen rahat ol yirmi birinci yüzyıl şartlarında, İslam’ın evrensel boyutta temsil ve tebliği adına Türkiye bir Mekke kabul edilse, kutlu hicretin sayesinde Amerika’da bir Medine olma şerefini kazanma yolundadır. Dünya insanlığına duyurulması lazım gelen evrensel bir mesaj dünyanın jandarmalığı vazifesini yapan bir devletin kendi vatandaşlarına sağlamış olduğu fikir ve düşünce özgürlüğü imkânları içinde verilebilirdi.

Allah seni Amerika’ya Türkiye’deki Ebucehillerin, Utbelrin, Şeybelerin, Muğirelerin şerrinden ve baskılarından emin bir şekilde İslam’ı insanlığa tanıtıp anlatman için gönderdi.
Allah’ın Resulü Mekke’yi fethetmesine rağmen ibadet ve ziyaret dışında Mekke’ye dönmedi. Hicret öncesi adı Yesrib olan şehri nurlandırıp, şereflendirip, münevver ve medeni manasına gelen MEDİNE namına kavuşturup, kıyamete kadar sürecek kutsiyete kavuşturdu. Allah Resulünün ikinci vatanı olup Mübarek naşını kıyamete kadar misafir edinip, Müslümanların hasret ve muhabbet odağı, uğrağı ve ziyaretgahı oldu. Sende Türkiye’ye gel ama ziyaret için gel. Başımız gözümüz üstünde yerin, kalbimizde tahtın var. Hasretinle yanıp kavrulan sinerimiz özlem türküleri söylüyor.

Senin Türkiye’yi ve Türkiye’deki kardeşlerini özlediğinden çok onlarında seni özlediğini ve hasretin ile yanıp tutuştuğunu da asla unutma. Yüreğimizdeki hasret ateşini, Allah için, İslam için, Resullullah için, Allah yolunda hizmet için döktüğün gözyaşların ile serinletmeye, söndürmeye çalışıyoruz.

Fakat Amerika halkının, hatta tüm dünya insanlığının, mesajlarındaki sevgi ve hoşgörü ile insanlaşması, baş döndüren kulluğun, takdire şayan ilim ve irfanın, tarihe altın harflerle yazılacak olan akıl almaz hizmetlerin ile iman ve kulluk şuuru kazanarak İslamlaşması adına, senin orada kalmana, bizim seni görüp hasret ateşimizi söndürme isteğimizden daha çok ihtiyaçları var.

Biz hasret ateşimizi gönlümüzde yaşatmaya razıyız.
Ne yapalım HİZMET HASRETTEN DAHA ÖNEMLİDİR DAHA KIYMETLİDİR.
Allah için şu nadanların şom ağızlarından dökülen ölçüsüz, seviyesiz, saygısız, cahilane ve de terbiyesizce sarf edilen sözler seni ve zaten yaralı olan yüreğini incitmesin. Kötü söz sahibine aittir Onlarda o kadar biliyor, o kadar düşünebiliyorlar. (Allah hidayet, insaf ve merhamet versin.)
Biz seni çok seviyor ve çok özlüyoruz. Amma sen herkesten daha iyi bilirsin ki bu dünya vuslat yeri değil HASRET DİYARIDIR.
Hasretimiz Allah’a, Allah’ı sevene ve Allah’ı sevdirmek için değil memleketini, Dünyasını, canını ve cananını bile seve, seve o yolda terk eden büyüklerimiz ve Üstadlarımızadır.
Sevgililer sevgilisinin huzur-i kibriyasında kavuşan sevgililer ile beraber olmak dilek ve temennilerimle.

Hiç Düşündünüz mü?

Hiç düşündünüz mü?
Bütün varlıkların bir çakmak taşından çakan kıvılcım gibi,
Yüce yaratıcının ol emriyle start alarak big bang öncesi bir anda ortaya çıktığını!

Hiç düşündünüz mü?

Yirmi birinci yüzyıl bilgi, birikim ve teknolojik imkânlarıyla daha yeni, yeni anlama imkânı sağladığı big bang teorisinin bin dört yüz yıl önce “Ratkan fefetekna huma” ( enbiya 21/30 ) ayeti ile İslam dininin kutsal kitabı olan kur-an’da yer aldığını!

Bu RSS beslemesine abone ol
  • EN SON EKLENENLER
  • EN ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLAR

ARAMA

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu