İktibaslar - Genç Adam

Yanlış adamlara savaş açtınız!

Geçenlerde, bir arkadaşım, can dostum aradı. "23 yıl sonra ilk kez arabasız kaldım." dedi. "Hayrola, kaza mı yaptın?" "Hayır, sattım arabayı, parasını Bank Asya'ya yatırdım." Konuşamadım, burnumun direği sızladı. Sonra öğrendim ki, insanlar fabrikasını, evini, arabasını, bileziklerini satıyor, başka bankalardan kredi çekiyor; devletin batırmak için her yolu denediği bir bankayı kurtarmak için para yatırıyormuş. Birileri kurtuluş savaşı demişti ya, asıl kurtuluş savaşı şimdi, burada veriliyor. Millet, devlet kılığına bürünüp hukuksuzluğu ahlak edinmiş bir zümreye karşı varını yoğunu satıp mertçe direniyor.

Sabah, gazetede hüzünlü bir haberle karşılaşıyorum. Bir öğretmen hanımefendi vefat etmiş. Yakında hacca gidecekmiş. Hep dermiş ki, "Hizmet'e zarar geleceğine bana gelsin!" Bu ülkede, böyle milyonlarca insanın var olduğunu biliyorum; onların nefeslerini, mırıltılarını, kan kusup 'kızılcık şerbeti içtik' deyişlerini duyar gibiyim. Bendeniz, o yürekli insanlara hayranlık duymaktan başka fazileti olmayan bir Ademoğlu olarak, onların bu asil direnişini anlatmanın bir insanlık görevi olduğuna inanıyorum. Onların acısını dindirecek, yollarına serecek bir şeyim yok. Sadece sözcüklerim var. Maruz kaldıkları bu imha hareketini tarihe not düşmeyi görev biliyor ve onlara bu zulmü uygulayanlara diyorum ki:

Devamını oku...

Bir ‘duruş’un anatomisi

İnanan kesim olarak gerçekten ilginç bir zaman diliminden geçiyoruz. Herhalde hiçbir dönemde bu kadar kafa karışıklığı yaşanmamıştı.

Bugün insanlar hadiseler karşısında nasıl bir duruş sergileyeceklerini bilemez durumdalar. Zira meydanda o kadar çok kafa karıştırıcılar var ki, ‘iletişim çağı’nda bile insanlar bu kadar manipüle edilebiliyorsa yakın ve uzak tarihteki anlaşmazlıklara uzlaşmazlıklara şaşmamak gerekir.

Bir mümin olarak yaşadığımız problemler karşısında hepimizin hakem konumundaki müracaat kaynakları olan Kur’an, sünnet, sahabe ve tabiin, selef-i salihînin (radiyallahu anhüm ecmaîn) hayatları, onların safiyane içtihadları ayrıca bunların karışımından oluşan ve asırlardan beri toplumumuzun dem ve damarına işlemiş o büyük ve geniş birikim, tecrübe ortada iken, bütün bunları görmezlikten gelircesine sergilenen tavır ve davranışlar hakikaten hayret vericidir.

Devamını oku...

'Afganistan'da herkes Türk kolejlerine gitmek istiyor; Okulları asla kapatmayız'

Afganistan Eğitim Bakan Yardımcısı Şefik Samim, en zor zamanlarında yanlarında olan Türk okullarının Afganistan için vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Afganistan'da herkesin Türk okullarına gitmek istediğini, okulların kapatılmasının düşünülemeyeceğini kaydeden Samim, Fethullah Gülen Hocaefendi'nin misyonunun İslam dünyası için büyük umut olduğunu dile getirdi.

Eğitim Bakan Yardımcısı Samim, 30 yıldır ülkesinin şiddet yanlıları ve radikaller tarafından zedelenen dokusunun, Türk okulları tarafından onarılmaya çalışıldığını dile getirdi. Cihan Haber Ajansı'na konuşan Şefik Samim, "Türk kardeşlerimiz en zor zamanımızda yanımızda oldular. Türk okullarına desteğimiz sürecek" dedi.

Şükürler olsun, ülkemizde 35 Türk okulu var

Devamını oku...

Hizmet’e niye düşmanlar

DP-AP-ANAP sağ tabanı itibariyle değil, kendine has özellikleriyle AKP çizgisinin Hizmet hareketine düşmanlığa da varabilen soğukluğu iki sebepten kaynaklanan bir hazımsızlığa dayanıyor.

Hizmet, 1970’lerin başından itibaren Türkiye sathında dalga dalga yayılırken, illerde ve ilçelerde bazıları köylerden göçmüş, İslâm, İslâm’a hizmet denince öne çıkan ve nihayet büyük çoğunluğu AKP’de karar kılan “İslâm hassasiyetli” bazı kesimler vardı. Günlük hayatlarında İslâm’ı iyikötü yaşama gayretindeki bu kesimler, “sağ taban”ın Müslümanlığını yetersiz buluyor ve bir şekilde azçok İslâm’a hizmet etmeye de çalışıyorlardı. Bunlar ve içlerindeki bilhassa orta veya yüksek tahsil yapanları, İslâm’a hizmet ederken rahatlarını da çok bozmak istemiyor, dünyalarını da bir şekilde güzel yaşama peşinde, gençlik çağlarında idealist (gibi) olsalar da, meslek sahibi olup, evlenip dünyaya karışınca idealleri pörsüyen gruplardı. Hizmet ise, müntesiplerinin üstün gayretleri, fedakârlıkları, hizmeti sadece Allah rızası için bir vazife olarak yapıp, Cennet’i bile hizmete aslî gaye yapmayı ihlâsa uygun bulmayan samimiyetleri, İslâm’ı yaşamadaki daha derin hassasiyetleri ile evler, yurtlar ve okullar açarak yayılmaya durunca söz konusu kesimlerin vicdan konforlarını bozdu.

Devamını oku...

Türk okullarını kapatma girişimi 'akıl tutulması'dır...

Türkiye havanın gün ortasında karardığı “güneş tutulması” gibi bir “akıl tutulması” yaşıyor.

Yurtdışındaki Türk okullarının kapatılması girişimi de böyle bir geçici “akıl tutulması”nın sonucu.

Türk okulları birçok nedenden dolayı Türkiye’nin geleceğine yönelik yurtdışındaki en değerli yatırımlardan birisidir.

Öncelikle bu okullar, birçoğunda büyükelçilik ya da diplomatik temsilciliğimizin bile olmadığı 160’ı aşkın bağımsız devlette bayrağımızı dalgalanıyor.

Sayıları bin 200’ü bulan bu okulların o ülkelerdeki itibarını, devlet başkanı seviyesinde yapılan övgüler ortaya koymaktadır.

Yine bizzat o ülkelerden, çok dilde modern eğitim yapan yeni okullar açılması talebi gelmektedir ve maalesef karşılanamamaktadır.

İkincisi, Türk okulları sayesinde Türk dili ve kültürü bu ülkelerde meşru ve saygın bir ilgi görüyor.

Devamını oku...

Türkiye 'halkın cumhurbaşkanı'nı bugün daha çok özlüyor

17 Nisan, Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 21. vefat yıldönümü. Ölümünün üzerindeki sis perdesi hâlâ kaldırılamayan Özal, 7’den 70’e tüm Türkiye’yi kucaklaması sebebiyle ‘halkın cumhurbaşkanı’ olarak gönüllerde taht kurdu.

Merhum Özal, hem icraatları, hem liderliği hem de uzlaşmacı tavrıyla, bugün hükümet eliyle kamplaştırılan Türkiye’nin hâlâ özlediği bir devlet adamı. Türkiye’ye getirdiği yenilikler ve üzerinde hassasiyetle durduğu üç özgürlük; hür düşünce, hür teşebbüs, din ve vicdan özgürlüğü, onu 21 yıl sonra bugün de konuşulur kılıyor.

Devamını oku...

Başbakan’dan herhangi bir randevu istenmedi

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın emriyle TMSF tarafından ihalesiz bir şekilde işadamı Ethem Sancak’a devredilen Akşam Gazetesi, iftiralarına hız kesmeden devam ediyor. Akşam, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin talimatıyla Cemaat’in üst düzey yetkililerinin Erdoğan’a yakın isimlerden randevu talep ettiği iftirasını dün sayfalarına taşıdı. Haberde, Erdoğan’ın, söz konusu randevu talebi karşısında çok sinirlendiği iddia edildi. Bu haber, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı (GYV) tarafından yalanlandı. Samanyolu Haber’e konuşan GYV Başkanı Mustafa Yeşil, “Böyle bir teklif, böyle bir ziyaret, bir talep asla olmadı. Zaten haberin içeriğine ve yaklaşım ve sunuş tarzına bakılırsa tamamen bir algı siyasetine malzeme yapılma niyetiyle hazırlandığı ortada.” dedi. Havuz medyasının kendi içlerinde oluşturdukları yanlış ve yalan bir dünya olduğunu söyleyen Yeşil, şöyle devam etti: “Daha önce de Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, ‘Sayın Başbakan’ı dershaneler ile ilgili geldiler ve tehdit ettiler.’ ifadesini kullandı. O gün bu gündür gerek yazılı olarak gerek sözlü olarak bu tehdit edenler kimlerdir ve neyle tehdit ediyorlar ne talep etmişlerdir, sorularına hâlâ bir cevap vermediler. Yalanı üreten ve bunu ortaya çıkaranların yaptığı büyük bir cürüm ama diğer taraftan buna inanıyor olmak başka büyük bir hata.”

Devamını oku...

TÜM SIRLARIN ORTAYA ÇIKACAĞI GÜN

Yaklaşık üç aydır çok nahoş, insafla, iz’anla ve imanla telifi mümkün olmayan garip ama gerçekten hikmetlerle dolu bir süreç yaşıyoruz.

İftiralar, yalanlar, hakaretler havada uçuşuyor. Meydanlarda âlimler yuhlanıyor, medyada her gün yeni bir şarlatan türlü tezviratlarla insanları kandırıyor. Buna destek olan şakşakçılar da var, sessiz kalıp ikrar günahına ortak olanlar da. Ama galiba hepsinin gözden kaçırdığı bir gerçek var. Ahiret var, hesap var, mizan var, sırat var. Kul hakkı denen, Allah’ın bile -sahibinin rızası olmadan- affetmediği büyük bir vebal var. “Zerre kadar iyiliğin de kötülüğün de önümüze serileceği” o dehşetli gün var. “Bütün sırların ortaya saçılacağı” “ne evladın, ne servetin ne de şöhretin fayda vereceği” mahşer var.

Ve hey efendiler! Siz türlü iftiraları, yalanları, hakaretleri sıralayanlar! Bütün bunların o dehşetli günde birer birer önünüze konacağını hiç düşünmez misiniz? Ya siz, bunca hakarete alkış tutanlar, her şey yüzünüze vurulurken siz ne yapacaksınız! Ve ey bunca şenaate sessiz kalıp kendince bir kısım sebeplerle ses çıkarmayan, sükûtu ikrar sayılan dostlar! “Sadece kalbiselimle gelmenin fayda ettiği” o gün için cevabınız hazır mı şimdiden? Ne diyeceksiniz Allâmü’l-guyûb size bütün bunları sorduğu zaman?

Devamını oku...

Şark-ul Avsat Gazetesinin Fethullah Gülen Röportajı

Dünyanın dört bir yanında bulunan milyonlarca taraftarınızı ve açılan yüzlerce okulu tek bir hareket olarak görüyor musunuz?

Şahsen bu kişilere benim ya da bir başka kişinin taraftarı demeyi yanlış buluyorum. Bu yüzden –ci, cu gibi ifadelerle isimlendirme yapmanın beni çok ciddi rencide ettiğini defaatle dile getirmişimdir. Bu insanların herkes için makul ve mantıklı olabilen projeler etrafında gönüllü bir şekilde bir araya gelmiş kişiler olduğunu hassasiyetle belirtmek isterim. Camia, dinden ilham alan bir camia olmakla birlikte, projeleri makul ve evrensel insani değerlerle tamamen uyumlu, fertlerin özgürlüğünü, insan haklarını ve sulh içinde bir arada yaşamasını hedefleyen projelerdir. Bu yüzden her millet ve dinden insanlar ya bu projelere dünyanın 160 ülkesinde kucak açtılar ya da aktif veya pasif doğrudan ya da dolaylı destek verdiler.

Devamını oku...

İçimize sinmiyor

5 gün süren Fethullah Gülen röportajı, tarihe düşülen çok önemli bir nottur. Her bir mesajı ayrı ayrı okunmalı ve değerlendirmeye tabi tutulmalı. Haftaya seçim olacağından dolayı sadece bu konuyu öne çekmek ve Hocaefendi’nin söylediği bir sözü hatırlatmak istiyorum: “Aşırı partizanlar hariç bu duruma AK Parti tabanının nasıl üzüldüğüne pek çok vesile ile muttali oluyorum. Bu kadar ağır lafları içine sindiren varsa yine gidip o partiye oy verir...” Öyle şeyler yaşandı ki onları alt alta dizmek ve “İçinize siniyor mu bu zulüm?” demek zorundayım. Ben, acizane, içimize sinmeyen yanlışları sıraladım. Eminim Türkiye’yi bambaşka bir karanlık dehlize savuran pek çok mevzu karşısında siz de “içimize sinmiyor” demek durumunda kalacaksınız. Keşke binbir umutla belli bir yere getirilen temel özgürlükler bu kadar tarumar edilmeseydi! Keşke!

Hakaret dolu tekebbür, bir türlü bitmiyor. Her gün yeni bir laf uyduruluyor ve her laf vicdanları kanatıyor.

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol
  • EN SON EKLENENLER
  • EN ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLAR

ARAMA

Herkül Nağme

Herkül Nağme..Ezcümle, M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bütün eserlerinin, sohbetlerinin, şiirlerinin hep bu nağmeyi terennüm ettiğini söylemek pekâla mümkündür...

SAİD NURSİ'YE İFTİRALAR..

Aksiyon Burç FM

Zaman Mehtap TV

Samanyolu TV Küre TV

Radyo Cihan Ebru Tv

Herkül

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu