Warning: Declaration of JParameter::loadSetupFile($path) should be compatible with JRegistry::loadSetupFile() in /home/herkul/public_html/gencadam.com/libraries/joomla/html/parameter.php on line 512
İktibaslar - Genç Adam
Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/herkul/public_html/gencadam.com/libraries/joomla/application/application.php on line 481

Gizli tanık ifadesiyle Türkiye'nin en büyük gazetesine çöktüler

Medyayı susturma aracına dönüştürülen kayyım hukuksuzluğu Zaman'a uzandı. 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını takipsizlik veren savcılardan Fuzuli Aydoğdu, proje olarak adlandırılan sulh ceza hakimliğine başvurarak ve gizli tanık ifadelerini delil göstererek kayyım atanması talebinde bulundu. İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimi Fevzi Keleş, gizli tanık ifadelerine dayanan bu talebi kabul ederek bünyesinde Zaman Gazetesi'ni bulunduran Feza Gazetecilik A.Ş.'ye 3 kayyım görevlendirdi.

Anayasa'nın 30. maddesiyle güvence altına alınan basın özgürlüğünü ihlal eden kayyım atama kararında Türkiye'nin en çok satan ve en büyük yayın kuruluşu, terör örgütü yayını olarak yaftalandı. Anayasa'nın "Kanuna uygun şekilde basın işletmesi olarak kurulan basımevi ve eklentileri ile basın araçları, suç aleti olduğu gerekçesiyle zapt ve müsadere edilemez veya işletilmekten alıkonulamaz." açık hükmü görmezden gelindi. Zaman Gazetesi merkez binasının Bakırköy adli yargı sınırları içerisinde bulunmasına rağmen kayyım kararının algı operasyonlarının merkezi olan İstanbul Çağlayan Adliyesi'nden alınması da bir başka skandal. Savcı Aydoğdu ve hakim Keleş yetki alanı dışında bulunmasına rağmen, Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 12, 161,162. maddelerine aykırı şekilde kayyım atama kararı vermesiyle ayrı bir hukuksuzluğa imza attı.

Read more...

Cemaat neden yeterince anlaşılamadı?

Algılar da en az gerçekler kadar önemlidir. Hatta bazen gerçeklerden çok algının nasıl olduğu toplumların kaderini belirler.

Bir zamanlar Hizmet Hareketi'nin, toplumdaki yaygın adıyla Cemaat'in, ‘gerçek olamayacak kadar iyi' olduğu için tam algılanamadığını yazmıştım. Hâlâ aynı kanaatteyim. Ne var ki, eğer dansçı Asena bile Acun Ilıcalı'nın bir programına alınmayışını Cemaat'ten biliyorsa bu algıların üzerinde düşünmek şart. Cemaat hakkında akıl almaz suçlamalarda bulunanlar ise hukuksuz iş yapan varsa onları somut belge ve vakalarla yargılamak yerine bunu ‘kullanışlı' bir araç olarak kullanmayı tercih ediyor. Peki havuz medyasının çarpıtmaları dışında Cemaat neden topluma yeterince dokunamadı ya da ulaşamadı? Bugün birkaç örnekle bu konuyu siz okurlarımla müzakere etmek istiyorum.

Cemaat, tüm insanlığa insanlığını, barış içinde birlikte yaşama idealini eğitim ve diyalog yoluyla hatırlatma misyonunu üstlendiği için bir kere en baştan Türkiye'nin muhayyilesini aşan bir yapı. Diğer bir deyişle, ‘mefkûre' anlamında bu toplumun kahir ekseriyetine birkaç gömlek büyük. Nasıl olmasın ki? Zaten zar zor geçinen ve hayatı zahmetli geçmiş bir emekliyi maaşına gelecek yüz liralık zammı düşünmekle suçlayamayız, ama o emekli maaşının acıtacak kadarını burs olarak veren Cemaat gönüllüsü azınlıkta birini anlamasını da bekleyemeyiz.

Read more...

Yarınki dünyaya doğru

Son birkaç asırdır İslâm dünyası, bir kısım yanlışlar fâsit dairesi içinde dönüp durmakta ve bir türlü kendi özüne, kendi ruhuna yönelememekte. Şayet iki adım doğru yürüse, hemen arkadan birkaç adım geriye gitmekte veya değişik inhiraflar yaşamakta. Hatta çok defa, hataların sevapları aştığı, zararlı şeylerin yararlıları da alıp götürdüğü bu meş'um yürüyüş veya uğursuz inhiraf, toplumun kendi içinde kendini arama, kendini bulma gayretlerine de olumsuz tesirlerde bulunmakta ve yapılan güzel işleri de, yapanları da derinden derine sarsmaktadır. Bu da, bu koskoca âlemde her şeyin şirâzeden çıktığını, devlet ve milletler çarkının kendi aleyhinde işlediğini göstermektedir.

Bu itibarla biz, topyekün İslâm dünyasının, îman anlayışı, İslâm telakkîsi, ihsan şuuru, aşk u şevki, aklı, mantığı, düşünce tarzı, kendini anlatma üslûbu ve ona bu hususları kazandıracak müesseseleriyle ele alınmasının ve her kesimiyle yenilenmeye tevcih edilmesinin zarûretine inanıyoruz.

Bizim mânevî hayatımızın temeli, dinî düşünce ve dinî tasavvurlara dayanır. Bugüne kadar varlığımızı onlarla sürdürdüğümüz gibi, hamlelerimizi de onlara dayanarak gerçekleştirmişizdir. Onlardan tecrit edildiğimiz zaman kendimizi bin sene gerilerde buluruz. Gayesi, insanı ve kâinatı mânâlandımıa, insanî ruha ve öze açık olma, dünyaları aşan arzulan gerçekleştirme, vicdandaki ebed duygusunu cevaplama.. gibi hususlardan ibaret olan din, sadece ibadetlerden ibaret değildir; o, ferdî, içtimâî bütün hayatı kucaklar.. aklî, ruhî, kalbî her şeyimize karışır.. ve niyetlerimize göre her davranışımıza boyasını çalar ve her şeyi kendi rengiyle boyar.

Read more...

Canım Anam ve Erdoğan

 Sevgili anacığım tam bir Anadolu kadınıdır. Fethi Gemuhluoğlu'nun tabiriyle Kadın Ana.
Çalışkan mı çalışkan, çileli mi çileli.
Gördüğü gün sayısı bir elin parmakları kadar! Gel gör ki hiç kimseye şikayet etmez, sızlanmaz.
 
Bunca yaşımda ruhumun nice onulmaz sızısını dizlerinde teskin ettiğim misk okulu anam.
 
Köyde yaşar.
Her zaman ayaktadır.
Evvel ahir eyvallahsızdır.
Üçbeş tavuğu vardır avluda sohbet ettiği, bir de gözü gibi baktığı gülleri bahçesinde, gizli gizli dertleştiği yediverenleri... beni de "gül yüzlü oğlum" diye sever, gül kokulu anam.
 
Bilirim ki, her dem aklında, yadında ben varım. Yumurtaları toplarken de, gülleri budarken de.
Ekmek yaparken de tandırda, dua ederken de odasında... o yapayanlız gecelerinde başını yastığa koyduğunda da..
 

Read more...

Gözünüz Aydın! İnlerine Girdiniz!..Ayşegül Öztürk Öldü...

Sabah ilk uyandığımda şöyle bir internete, Twitter'a göz atarım. Uykulu gözlerle Twitter'a bakarken bir haber ilişti gözüme: "Paralel Yapı "operasyonundan tutuklanmış polisin eşi Ayşegül Öztürk hayatını kaybetti.
Habere detaylı bakınca anladım ki bu ölüm normal bir ölüm değil, Ayşegül Öztürk hamileymiş ve operasyon sürecinde çocuğunu kaybetmiş, daha sonra da sağlığı bozulup hastahaneye yatırılmış.

Bırakın erkekleri tüm kadınların vicdanlarına sesleniyorum, özellikle de hamilelik geçirmiş, anne olmuş kadınların vicdanına.
Hamilelik sürecinin ne kadar zor ve sıkıntılı olduğunu bilirsiniz. Akabinde çocuğunu kaybetmek bir anne için en büyük üzüntü...
Şimdi soruyorum, diyebilir misiniz ki bu kadın; eşinin gözaltına alınmasından etkilenmemiş, diyemezsiniz çünkü siz kadınlar hepiniz bilirsiniz ki en ufak bir üzüntü bile hamileliği etkiler.
Şimdi gözaltına alınan polis, yani Ayşegül Öztürk'ün eşinin durumuna gözatalım.
Polis gözaltına alınıp serbest bırakılıyor. Soruyorum, madem ki suçluydu neden serbest bıraktınız; yok suçsuzduysa neden gözaltına aldınız?

Read more...

Bakın AKP vatandaşı hangi masallarla kandırıyor

Hükümete yakınlığıyla bilinen Haber Seyret sitesi yazarı "Bi Simit" Erdoğan'ın Mehdi'nin gelişine hazırlandığını yazdı. Yeni Akit gazetesi de yazının tamamını internet sayfasından yayınladı.

İstanbul ve Gaziantep’te garip hareketlenmeler olduğunu söyleyen Bi Simit, "Fatih Edirnekapı’daki ve Gaziantep’teki dostlarımız çok ilginç bilgiler veriyorlar. Yemen'den, Fas'tan, Hindistan'dan, Malezya'dan ve Afrika'dan bir takım şeyhlerin müritleri harıl harıl bu bölgelerden ev satın alıyorlar. Yavaş yavaş yerleşmeye başladılar. Malezya’da mehdilik ilan eden Şeyh Şafii'nin müritleri Edirnekapı'da dergâh bile kurdu. Hepsi Mehdi'nin zuhuru için hazırlık yapıyor." diye yazdı.

"HALİFE HALEP'E GİRECEK, MEHDİ YARDIM EDECEK"

Mehdiliğin alametlerinden de söz eden yazar, Suriye'de çıkacak bir savaşa Mehdi'nin yardım edeceğini belirterek "Mehdi kendisi bile mehdi olduğunu bilmeyecek, ta ki rivayete göre Halife Suriye bölgesinde (Halep) Rum ordusu ile (Batı Orduları) savaşa gittiği zaman, Halifenin yardımına gidecek ve insanlar kendisine biat edecekler. Ardından Halife ve orduları ile Kudüs’e yol alacaklar. Orada da Hz. İsa’nın zuhuru ile Deccalı yok edecekler ve Kudüs’te namaz kılacaklar." ifadelerini kullandı.

Read more...

Zübeyir Gündüzalp’in “Siyasal İslâm” anlayışıyla mücadelesi

Bediüzzaman Hazretlerinin destansı mücadelesiyle büyüyen Nur hareketi, bünyesinde birçok mizacı da bir arada tutmaya muvaffak olmuştu. Onun varlığı, bu potansiyelin ittihadı bozmasına fırsat vermiyordu. Fakat son yıllarına doğru bu manada bazı tehlike sinyallerinin farkına varmıştı. Nitekim onlardan biriyle alâkalı olarak özellikle bir talebesini, 1960’ta Ankara Beyrut Palas otelinde kalırken telgrafla yanına çağırmış ve diğer bazı talebelerinin de hazır bulunduğu bir ortamda o meşhur “Müsbet Hareket” dersi ortaya çıkmıştı.

Bediüzzaman’ın hizmet tarzına uygun olmayan hareketler, onun vefatından sonra Nur Talebelerinin zihnini bulandırmaya ve ayrılık tohumlarını atmaya başlamıştı. Fakat Zübeyir Gündüzalp’in gayretiyle ve meşveret sistemini devreye sokmasıyla çok genişlemeden halledilmişti.
Zübeyir Gündüzalp, Bediüzzaman sonrası bir takım hususî meşrep anlayışlarıyla ortaya çıkan dağınıklıklarla da aynı yöntemle mücadelesini sürdürerek, cemaatin ittihadının zedelenmesine müsaade etmemişti.

Read more...

AKP - Camia Kavgasını Anlamayanlar için El Kitabı

Bu yazı Hükümet/AKP –  Camia/Cemaat/Hizmet arasında ki kavgayı anlamayanlar, konuya yeni başlayanlar için bir el kitabı hükmünde yazılmıştır. Bu kavga; ne dershane, ne Hakan Fidan, ne hükümeti ele geçirme, Ne Gülenci
kadrolaşma olayıdır. Bu mesele İslamiyet’i anlama ve farklı yorumlama vakasıdır. Mesele şu anda minderin dışında tartışılmaktadır.

Bir yanda cihadı kılıç kuşanıp kendinden olmayanbaşkasının kellesini uçurmak olarak anlayan grup, diğer yanda cihadı gönüllere
girip iman-i hakikatleri anlatmak olarak algılayan bir grubun mücadelesidir.

AKP’yi kuşatan gruplar daha çok Hasan el-Benna, Ali Şeriati, Seyyid Kutub gibi devrimci düşünürlerden beslenir. Bu akımlar siyasal teşkilatlanmayı önemser ve ümmetin
kurtuluşunu siyasi iktidarı ele geçirmekle mümkün olacağını düşünür. Bunun içinde her kesin kendilerine biat etmesini aksi takdirde fitneci bozguncu olduklarına inanırlar.

Read more...

Buhranlar Çağı

Yerinde bunalım ve kriz sözcükleriyle de ifade ettiğimiz/edeceğimiz buhran, ferdî olduğu kadar içtimaî bir marazdır; çok defa bütün değerleri alt üst eden, zincirleme sarsıntılara sebebiyet veren ciddî bir maraz.. buhran bazen, ekonomik hâdiselerdeki ahengin bozulması, iktisadî dengelerin sarsılması, bütçenin açık vermesi ve enflasyonun başını alıp gitmesi şeklinde ortaya çıkar ki, bu, bir kısım ciddî tedbirlerle her zaman aşılabilir; bazen sosyal çalkantılar ve içtimaî hercümerç şeklinde zuhur eder ki, bu tür infilâk ve patlamalar da illetin bilinmesi ve yerinde basiretli müdahaleler sayesinde bastırılabilir; millî ve mânevî değerlerin aşınması, ruh ve mânâ köklerinin tahrip edilmesi, dinî değerler adına iç içe yozlaşmaların yaşanması da diyeceğimiz ahlâkî bunalıma gelince, onun aşılması ve savılması çok kolay olmasa gerek... Şu anda, bizim de içinde bulunduğumuz coğrafyanın yürekler acısı hâl-i pürmelâli böyle bir buhranın çeşitli derinlikleriyle en canlı misali.

Bu bahtsız coğrafyada bir kısım devlet ve devletçikler, maalesef birkaç asırdan beri hep bunalımlar fasit dairesi (kısır döngü) içinde dönüp durmakta; bir buhran girdabından sıyrılırken daha ifritten başka bir anafora kapılmakta ve âdeta ömrünü 'ehvenüşşerreyn' avuntularıyla tüketmekte... İhtimal bu dünya, akl-ı selim, kalb-i selim, hiss-i selim birleşik noktasında Rahmeti Sonsuz'un himayesine sığınacağı ve O'na yürekten teslim olacağı âna kadar da bu buhranlardan kurtulamayacaktır. Kurtulamayacaktır; zira o, her şeye rağmen hâlâ koskoyu bir maddecilik peşinde, aşırı bir bencillikle mâlûl; hep yaşama tutkusuyla oturup kalkmakta; her şeyi kuvvette görme kabalığına kilitli, Hakk'a karşı fevkalâde saygısız; başkalarını ezme ve onları halayık gibi kullanma fâikiyeti mülâhazasıyla gözlerini açıp kapamaktadır. Evet, bu koca dünyanın serkârları, hak duygusunu geliştirip yaygınlaştıracaklarına hakkı kuvvete bağladı, onun yedeğine verdi ve zayıflara her türlü zulmü reva gördü.. ilmî ve teknolojik üstünlüğü, geri kalmış yığınları ezmede ve sömürmede kullandı.. hukuku, âcizleri sindirme vasıtası hâline getirdi.. evrensel insanî değerleri hep keyfince yorumladı.. ve işte bütün bunlar, her zaman sağa-sola çekilebilecek yığınlar için birer buhran vesilesi oldu.

Read more...

'Gandi' barış ödülü bu yıl Fethullah Gülen Hocaefendi'ye verildi

Dünyanın en önemli barış ödülleri arasında gösterilen "Gandi-King-Ikeda Barış Ödülü" bu yıl Fethullah Gülen Hocaefendi'ye verildi. Geleneksel barış ödülü töreni, yüzlerce akademisyen, aktivist ve seçkin davetlinin katılımıyla Morehouse Üniversitesi Martin Luther King Merkezi'nde gerçekleşti. Daha önce Mihail Gorbaçov, Nelson Mandela ve Desmond Tutu gibi isimlerin aldığı ödül, bu yıl ilk kez bir Müslüman'a verildi.

ABD'nin Atlanta şehrindeki ödül merasiminde konuşan Martin Luther King Merkezi Dekanı Prof. Lawrence E. Carter, ilk defa bir Müslüman din adamına yılın barış mimarı ödülünü verdiklerini söyledi. ''Bugün bu ödülü geleneksel İslami öğretisini dünya genelinde yayan ve 11 Eylül 2001'de New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne terör saldırısını Washington Post'a verdiği ilan ile kınayarak küresel barışa katkı yapan Fethullah Gülen'e vermekten onur duyuyoruz'' dedi.

Read more...
Subscribe to this RSS feed
Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/herkul/public_html/gencadam.com/templates/gk_music_free/html/com_k2/templates/default/category.php on line 164
  • EN SON EKLENENLER
  • EN ÇOK OKUNANLAR
  • SON YORUMLAR

ARAMA

Herkül Nağme

Herkül Nağme..Ezcümle, M. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bütün eserlerinin, sohbetlerinin, şiirlerinin hep bu nağmeyi terennüm ettiğini söylemek pekâla mümkündür...

SAİD NURSİ'YE İFTİRALAR..

Aksiyon Burç FM

Zaman Mehtap TV

Samanyolu TV Küre TV

Radyo Cihan Ebru Tv

Herkül

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu