Bir ‘Yalanları Ayarlama Enstitüsü' mü var?
Ama ne yaparsınız ki, yalanın kalıcı olamamak gibi kötü bir özelliği var, güneş çıkınca eriyip dökülüveriyor. Ama ne yaparsınız ki, yalanın kalıcı olamamak gibi kötü bir özelliği var, güneş çıkınca eriyip dökülüveriyor.

Bir ‘Yalanları Ayarlama Enstitüsü' mü var?

Evet var, mutlaka var! Adı başka bir şey, mesela, ‘Manşetleri Ayarlama Enstitüsü’ de olabilir ama artık böyle bir kurumun varlığından şüphe yok. Aksi halde bütün bir ‘havuz medyası’nın ve ‘besleme medya’nın yazılı ve görsel organlarında tam iki aydır her gün ve her saat böyle ustalıklı ve normal bir insanın yazabilmesine imkân olmayan yalanları uydurup süsleyerek yayınlaması mümkün değil. Cehalet gibi yalanın da bu derecesi ancak ‘tahsil ile olur’.
Bir ‘Yalanları Ayarlama Enstitüsü’ kurulmuş ve gece gündüz ihtiyaca göre kullanışlı yalan haber üretip ‘parti medyası’na servis ediliyor. Bunu bir de şuradan anlıyoruz. Normal gazetecilik yapılsa, bir yayın organı, yalanlanan bir haberle ilgili ertesi gün açıklama yapar, gerekirse özür diler. Yalanlama doğru değilse, haberinde ısrar eder, gerçeği ortaya koyar.

Normal gazeteciler, bir haberleri yalanlandığında yaptıklarının utancını yaşar, yüzleri kızarır; meslektaşları arasında itibarlarının zedelendiğini düşünüp mahcup olur. Bunlarda hiçbiri olmuyor. Çünkü ‘parti medyası’nın gazetecilik ilkeleriyle işi yok. İki aydır mütemadiyen yalan yayınlıyor ve haberleri her gün ya bizzat muhataplarınca yalanlanıyor yahut diğer gazete ve TV’ler tarafından araştırılıp doğrusu ortaya çıkarılıyor. Fakat onlar, hiçbir şey olmamış gibi ertesi gün daha renkli ve insan aklını zorlayan yeni yalanlar icat ediyorlar. Gazeteciler bunu yapmaz, mesleklerine zerre kadar saygıları varsa yapamaz. Anlaşılan, o yayın organlarını artık gazeteciler yönetmiyor.

Bu medya grupları için etik, meslek ilkesi, dürüstlük, Allah korkusu, halktan utanma gibi kavramlardan söz etmenin bir anlamı yok. Bir tek ilkeleri var: Hedefe giden yolda her şey mubahtır. Fakat bir noktada haklarını yememek gerek. Görevlerini hakkıyla yapıyorlar. Görev ne mi? Örtmek! Yolsuzluk, rüşvet, havuz, entrika, kanunsuzluk ve suç o kadar büyük ki, bunları örtmek ancak yeri göğü inleten bir gürültü ve aklın sınırlarını zorlayan yalanlarla mümkün olabilir. Yapılan tam da bu. O kadar çok yalan yazıp söyleyeceksiniz ki, bir zaman sonra insanlar, olayın başını unutacak. Bu performans, gazeteci formasyonuyla pek mümkün görünmüyor. Yalanın bu kadarı ancak tahsille mümkün olur ve bunun için tam teşekküllü bir enstitü gerekir. Ama ne yaparsınız ki, yalanın kalıcı olamamak gibi kötü bir özelliği var, güneş çıkınca eriyip dökülüveriyor.

Yorum ekle


Güvenlik kodu


Yenile

yukarı çık

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu