KÜRSÜ

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
KÜRSÜ

KÜRSÜ (15)

Resûl-i Ekrem Efendimiz, hayırlı işleri sürekli erteleyen ve bugünün işini yarına bırakan kimselerin kendilerini büyük bir tehlikeye attıklarını belirtmiş; ölüm gelip çatmadan tevbe etmekte, ahiret için azık toplamakta, zekât ve sadaka vermekte ve namazı vaktinde kılmakta acele edilmesi gerektiğini beyan buyurmuştur.

Cuma, 13 Nisan 2012 11:25
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M. Fethullah Gülen
Devamını oku... 1

Biz, Cenâb-ı Hakk'ı tanımamız, O'nu tasdik etmemiz ve imanımız sayesinde, bu dünyayı bir zikirhâne, bir eğitim alanı ve bir imtihan meydanı gibi görürüz.

İrademizin yetersiz kaldığı noktada, Allah Teâlâ'nın sonsuz iradesine dayanır; üstesinden gelemeyeceğimiz konularda O'nun kudretine itimat ederiz. Dolayısıyla, kendi acizliğimize rağmen Hakk'ın kudretiyle güçlü olur; fakr u zaruret içinde bulunduğumuz anlarda bile O'nun servetiyle zenginleşiriz. Şu dünyadaki bütün doğumları askerlik vazifesine başlama, ölümleri de askerlikten terhis olma sayarız. Bundan dolayı da bizim nazarımızda kâinattaki herkes ve her şey birer vazifeli memurdur ve her ses birer zikir, tesbih ve şükür nağmesidir.

Cumartesi, 03 Mart 2012 01:28
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M. Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Maddî-manevî füyûzât hislerinden fedakarlıkta bulunan bir hizmet kervanı, yaşadığı hayat boyunca, dünya zevki namına bir şey bilmeyen bir kervandır.

Başkalarını mesut etme uğruna kendi haz ve lezzetlerinden fedakârlıkta bulunan böyle bir kervanın yolcuları, elbette hizmette önde, ücrette geride bulunacaklardır. Nefislerin buna razı olmaması ise bazı arızalardan kaynaklanmaktadır. Bu arızaları şöyle sıralayabiliriz:

Birincisi, fikir ve tefekkür hayatında sık sık bir ameliyyat-ı cerrahiye görülmemesi.

Cuma, 30 Aralık 2011 16:21
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Hoşgörü bizim dünyamızın yamaçlarının gülüdür, çiçeğidir. Biz onu asırlarca hep birlikte, el ele gönül gönüle vererek temsil etmişiz. Ve inşâallah kökünde böylesine bir hoşgörüyü barındıran bu millet ağacının, yeniden hayat bulması sonucunda onu bir meyve hâlinde dışarıya çıkartacak ve hoşgörüyü bir kez daha tam anlamıyla temsil edecektir. Evet, Ahmet Yesevîler, Yunus Emreler, Mevlânalar, Hacı Bektaşlar bu düşüncenin zirvelerinde dolaşan, bizim dünyamızın insanlarıdır.

Pazar, 25 Aralık 2011 15:36
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

"Vicdan genişliği" iman, ilim, marifet, muhabbet, mehâfet ve diğergâmlık hisleriyle mamur bir gönlün, engin bir himmetle bütün insanlığı kucaklaması, kalb kapılarını herkese açması, hep affedici, bağışlayıcı, mürüvvetkâr olması ve özellikle de bütün insanların hidayetini dileyip herkesin ebedî mutluluğunu istemesi şeklinde tarif edebileceğimiz bir ruh yüceliğidir.

Cumartesi, 17 Aralık 2011 00:42
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Maalesef, pek çok değer ölçüsünün unutulduğu, ailevî ve içtimaî esasların yerle bir olduğu zamanımızda, anne-baba hakkı da bu umumî yozlaşmadan nasibini aldı.

İnsanın en başta hürmet etmesi gereken iki kudsî varlık, bugünün şımarık nesilleri tarafından sadece birer yük gibi kabul edilir oldu. Aslında, daha küçük birer canlı halinde var olmaya başladıkları günden itibaren, hep anne-babanın omuzlarında dolaşan ve onların kucaklarında gelişip büyüyen çocuklardı yük olan; fakat, anne-babanın derin şefkati, yavrularını yük değil mukaddes birer emanet olarak görmelerini sağlıyordu.

Cuma, 09 Aralık 2011 23:59
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Hazreti Hüseyin Efendimiz kendi ahfadı ile Kerbela'da şehid edilmiştir. O günü vesile sayarak bir araya geliriz.

Oruç tutarız, iftar yaparız, aşure ikram eder, insanların gönüllerini alırız. Alevi-Sünni insanları bir araya getirerek bir masanın etrafında bir halka teşkil etmelerini sağlarız. Bütün bunların yanında o toplanmalarda, o zatın faziletlerini, civanmertliğini, enginliğini, derinliğini, bir yönü ile Ehl-i Beyt'in ikinci derecede babası olmasını, ondan sonra gelen imamlar silsilesini, onların Allah'a yakınlığını, Efendimiz'in teveccühünü anlatırız. Yoksa bir vefatı müteakiben oturup ağıt kesmenin, dövünmenin bir sevabı yoktur. Bunlar aynı zamanda kadere taş atmak demektir. Takdir-i ilahiden şikâyet etme demektir.

Cuma, 02 Aralık 2011 22:43
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 3

Üç aylarla beraber zaman beklenen eşref günlere, eşref saatlere de kayıyor gibi.. gerçi hâlâ şerlere açık o “eyyâm-ı nahisât”a1 dâyelik yapan uğursuz günlerin gölgesi üzerlerimizde ve yer yer fırtınalar şiddetli esmeye devam ediyor; tahribe kilitlenmiş bir kısım çılgın ruhlar hız kesmeden yıkmalarını sürdürüyor ve her yanda fitne ocakları tutuşturarak inanan insanların seslerini kesmeye çalışıyorlar; ama, büyük çoğunluk itibarıyla bizler –inşâallah öyleyizdir– sürekli güzellikleri kolluyor, güzellikler arkasında koşuyor, hülyalarımızı güzelliklerle süslüyor ve neş’elerimizi gıcıklayan en derin hazlarla ötedeki saadet saraylarına ait kapıların aralandığını hissediyor ve gıcırtılarını duyar gibi oluyoruz..

Cuma, 02 Aralık 2011 22:33
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Medîne'nin Gülü Varlığın Özü Efendimiz, kalbi zühde göre programlandığı için fakirlerden fakir yaşamayı tercih etmiş ve ömrünü hep zâhidâne geçirmişti.

Zira O, ümmetine ve hususiyle de irşad erlerine misal olma mevkiinde idi. O, böyle davranmakla hem tebliğ ve temsil vazifesinin dünyaya alet edilmemesi gerektiğini eşsiz yaşantısıyla göstermiş, hem bu yüce vazifede "Benim mükafatım ancak Allah nezdindedir." diyen bütün peygamberlerin duygularını yeniden seslendirmiş hem de Kur'an hadimlerine bir örnek, bir rehber olma sorumluluğunun hakkını vermişti.

Cuma, 25 Kasım 2011 22:11
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Gözyaşları, kalb inceliğinin, muhabbet ve merhametin ifadesidir; gönüldeki hüzün, neş'e, hasret, hicran, merhamet ve şefkat gibi duyguların billûr taneler şeklinde dışa vurmasıdır.

İnsan genellikle sevinç, keder, emel, ümit, ayrılık ve vuslat misillü sebep ve sâiklerle ağlar; fakat kalb ufkunda Allah'a dost olanları, bütün bunlardan daha çok "mehâfetullah" ve "muhabbetullah" ağlatır.

Cuma, 18 Kasım 2011 20:32
Yayınlandığı yer KÜRSÜ
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Kürsüden Gönüllerimize

  • Karanlıklara ışık tutmada acele edin!..
    Resûl-i Ekrem Efendimiz, hayırlı işleri sürekli erteleyen ve bugünün işini yarına bırakan kimselerin kendilerini büyük…
  • İman hem nurdur hem kuvvettir
    Biz, Cenâb-ı Hakk'ı tanımamız, O'nu tasdik etmemiz ve imanımız sayesinde, bu dünyayı bir zikirhâne, bir…
  • Hizmet dünyada, ücret ukbada
    Maddî-manevî füyûzât hislerinden fedakarlıkta bulunan bir hizmet kervanı, yaşadığı hayat boyunca, dünya zevki namına bir…
  • Hoşgörü
    Hoşgörü bizim dünyamızın yamaçlarının gülüdür, çiçeğidir. Biz onu asırlarca hep birlikte, el ele gönül gönüle…
  • "Hakkımı helal ettim!.."
    "Vicdan genişliği" iman, ilim, marifet, muhabbet, mehâfet ve diğergâmlık hisleriyle mamur bir gönlün, engin bir…

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız