Warning: Declaration of JParameter::loadSetupFile($path) should be compatible with JRegistry::loadSetupFile() in /home/herkul/public_html/gencadam.com/libraries/joomla/html/parameter.php on line 512

Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/herkul/public_html/gencadam.com/libraries/joomla/application/application.php on line 481

‘Off-the-record’ insanlar ülkesi

Fatih Vural’ın Bugün Gazetesi’nde yayımlanan Ali Coşkun röportajını coşku ve hüzün karışık bir hissiyatla okudum.

Fatih’in başarılı gazeteciliği coşkulandırdı beni. Röportajı kendim yapmış olsam bu kadar sevinemezdim. Öte yandan saçları ağarmış sanayi ve ticaret eski bakanının her hassas soruya “Benim içim de yanıyor, bazı olaylarda! Kalkıp da o konularda doğrudan bir taraf gibi konuşmanın faydası yok.” serzenişi ile cevap vermesi karşısında içim burkuldu. Kur’an’ın “Allah’tan korkarcasına, hatta ondan daha çok insanlardan korkarlar” diye bahsettiği insanları düşünüp ah ettim! Doğrudur Sayın Bakan’ım; sizin taraf gibi konuşmanızın Bank Asya’ya, Hizmet’e, Hocaefendi’ye faydası olmaz. Ama size çok faydası olurdu!

Ali Coşkun, yine hakikati telaffuz etmiş. Allah razı olsun. Bir de korkularından hakikati dahi telaffuz edemeyenler var. Eskiden ‘off-the-record’ (yayınlanmamak kaydıyla) konuşurken PKK’yı levm eden, Kürtlerin başındaki en büyük belanın PKK belası olduğunu söyleyen, ‘on-the-record’a (yayınlanmak üzere) geçince söylem değiştiren Kürt siyasetçiler vardı. Şimdi TÜSİAD off-the-record, TOBB off-the-record, Diyanet off-the-record, üniversiteler off-the-record, cemaatler off-the-record… Off-the-record insanlar ülkesi oldu ülkem… Kimse sözünün arkasında duramıyor. Herkesin içi kanıyor; ama ağzını açma cesareti gösterebilen yok. Herkes gidişattan rahatsız; ama herkes üç maymunu oynuyor: “Görmedim, duymadım, demedim!”

Read more...

Yanlış adamlara savaş açtınız!

Geçenlerde, bir arkadaşım, can dostum aradı. "23 yıl sonra ilk kez arabasız kaldım." dedi. "Hayrola, kaza mı yaptın?" "Hayır, sattım arabayı, parasını Bank Asya'ya yatırdım." Konuşamadım, burnumun direği sızladı. Sonra öğrendim ki, insanlar fabrikasını, evini, arabasını, bileziklerini satıyor, başka bankalardan kredi çekiyor; devletin batırmak için her yolu denediği bir bankayı kurtarmak için para yatırıyormuş. Birileri kurtuluş savaşı demişti ya, asıl kurtuluş savaşı şimdi, burada veriliyor. Millet, devlet kılığına bürünüp hukuksuzluğu ahlak edinmiş bir zümreye karşı varını yoğunu satıp mertçe direniyor.

Sabah, gazetede hüzünlü bir haberle karşılaşıyorum. Bir öğretmen hanımefendi vefat etmiş. Yakında hacca gidecekmiş. Hep dermiş ki, "Hizmet'e zarar geleceğine bana gelsin!" Bu ülkede, böyle milyonlarca insanın var olduğunu biliyorum; onların nefeslerini, mırıltılarını, kan kusup 'kızılcık şerbeti içtik' deyişlerini duyar gibiyim. Bendeniz, o yürekli insanlara hayranlık duymaktan başka fazileti olmayan bir Ademoğlu olarak, onların bu asil direnişini anlatmanın bir insanlık görevi olduğuna inanıyorum. Onların acısını dindirecek, yollarına serecek bir şeyim yok. Sadece sözcüklerim var. Maruz kaldıkları bu imha hareketini tarihe not düşmeyi görev biliyor ve onlara bu zulmü uygulayanlara diyorum ki:

Read more...
Subscribe to this RSS feed

BU GÜNLER DE GEÇECEK

ÇATLAYAN RÜYA

ÇARPITILAN BEDDUA!

ŞAHİT OL YA RAB...

Mefkure Yolculuğu