Etikete göre gösterilen ögeler: kara plan

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-

Kendi sahasında otoriter önemli mütefekkir ve ilim adamları 19. yüzyılın Fransızca, 20. yüzyılın İngilizce yüzyılları olduğu, dünyaya açılan Türk okulları sayesinde 21. yüzyılın da -inşallah- Türkçe'nin yüzyılı olacağını ifade ettiği bir hakikat karşısında, bu gibi ifadeleri mübalağa görüp "evet, Türkçe'ye hizmet ediliyor ama söylenildiği kadar değil" diyenler olabilir ve bir ölçüde herkes için "tohumda, semaya ser çekmiş, dal-budak salmış ağacı görme" gibi bir basiret ve firaset mükellefiyeti söz konusu olmadığından bu tür düşünceler serdedenlere karşı sükut tercih edilebilir.

Bir önceki yazıda planlı, sistemli karalama faaliyetlerinin arkasında 'alemi nasıl bilirsin, kendin gibi" bakış açısının önemli bir yer tuttuğuna dikkatleri çekmiş ve bu psiko-sosyal saikin bir vechesi üzerinde durmuştuk. Şimdi de aynı başlık çerçevesi içinde ele alınabilecek konunun ayrı bir yönü üzerinde durmak istiyoruz.

Şöyle ki; 'alemi kendisi gibi görme" bakış açısı sadece ahiret inancı, ilahi rıza gibi insanı sonsuzluğa rabtedici dinamiklere inanılmadığından dolayı adanmışlık ve fedakarlık ruhunu anlayamama şeklinde kendini göstermemektedir.

Toplumun on binde birini, belki yüz binde birini teşkil etse de, bir vakıa olarak, ilim, irfan ve eğitim faaliyetlerine, bu faaliyetleri teşvik eden zata karşı, "bir kaşık suda boğma" cinnet derecesinde kinle, nefretle, gayzla dopdolu bir kesimin bulunduğu da muhakkaktır.

Herhalde; hayatını, sahip olduğu herşeyi, bir adanmışlık ruhu içerisinde, milleti ve insanlığı için vakfeden eğitim gönüllüleri bu inanılmaz tavır karşısında şaşırıp kalıyorlardır;

Bir önceki yazıda gerek bizzat Fethullah Gülen Hocaefendi ve gerekse eğitim gönüllülerinin aksiyon anlayışının 'karanlığa sövüp sayma, kötülükleri konuşup durma, yangına destan kesme' tarzı yerine, 'küçük de olsa bir mum ışığı yakma, mini de olsa bir fidan dikme' anlayışı üzerine kurulduğunu; kimseyle takışmadan, hiç kimseyi gücendirmeden sadece güzellikleri ikame etme anlayışının temel bir disiplin halinde kabul edildiğini, bu sebeple böyle bir üslub ve metodun insafı bulunan hiç kimseyi rahatsız etmediği/etmemesi gerektiği üzerinde durmuş,

İncelerden ince ruh hali, şefkat dolu sinesi, engin hoşgörüsü; tarihte ender görünen bir açılımla Türk insanının, cihanın dört bir bucağına açılmasına vesile olması; teşvik ettiği eğitim-öğretim müesseselerinin dünya çapındaki bilim olimpiyatlarında altın madalyalar kazanması; herkesi kendi konumunda kabul edip kavgadan hep uzak durması; derin bir vukufiyetiyle kaleme aldığı, ilhamla bezenmiş, yeni yeni sentezlerle zenginleştirilmiş ilmi ve fikri eserleriyle ilim dünyasında takdirlerle karşılanıp hüsnü kabul görmesi;

Kara Propaganda Nedir?

Cumartesi, 29 Ekim 2011 10:48 Yayınlandığı yer SIKÇA SORULAN SORULAR

Kara propaganda nedir? Cevabını Dr. Hasan Tutar'ın bir çalışmasından alıntı yaparak cevaplamaya çalışacağız. Bu milletin geleceği için sancı çekenler hakkında atılan iftiraların kara propagandaya taş çıkartır türde olduğunu bu haberi okuyunca göreceksiniz.

Bugünlerde, mukaddesatına tekrar sahip çıkmaya and içmiş ve Kutlu Nebî'nin (sav) adını güneşin doğup battığı heryere ulaştırmak için sahip olduğu her şeyi fedâ etmeye

Kara plan...

Cumartesi, 29 Ekim 2011 10:44 Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA

Bu kadar garip işte bir bit yeniği olmalı; ancak...

Türkiye’de garip şeyler oluyor. Bu garip şeyleri yap-boz oyununun gereği görenler, bilinmeyen güçlerin mevhum azameti karşısında paniğe kapılıyor, iradelerini komplo teorilerinin paletlerine feda ediyor...

Gönüllüler Sayfamız

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız