Etikete göre gösterilen ögeler: hz muhammed

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-

Biz, misyonerin bilgili Müslüman'ı etkileyerek Hıristiyanlaştırabileceğine inanmamaktayız. Bize öyle geliyor ki bakkaldan aldığı ekmeği yolunu şaşırmadan evine götürebilecek kadar aklı, mantığı, ilmi olan bir Müslüman, misyoner karşısında önce şu net soruları sormaktan kendini alamaz ve der ki: - Müslüman, Hıristiyan olunca neyi kazanacak? Hangi eksiğini tamamlayacak? Hangi gerçek, Müslümanlıkta yok da Hıristiyanlıkta var ki Müslüman, Hıristiyan olsun da o gerçeği orada bulsun? Yok böyle bir eksiği Müslüman'ın. Öyle ise ne için Hıristiyan olacak Müslüman? Sebep ne? Misyonerlerin Müslüman'a teklifleri inanç yönünde olacak da diyeceklerse ki:

İslâm’ı doğru anlama

Pazartesi, 12 Aralık 2011 00:02 Yayınlandığı yer YAZI DİZİLERİ

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de, toplum tabakalarının hemen her kesiminden İslâm’a olan teveccüh artmaktadır. İslâm’ı seçenler arasında entelektüel mânâda, okumuş aydın kesim ise ilk sırayı almaktadır. Tabiî mesleklerinde zirve sayılan bu insanların birden “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” demeleri, çevrede büyük bir yankı uyarıp, İslâm’a katılımları hızlandırmaktadır. Bu aslında, hem onlar adına hem de İslâm adına sevindirici bir husustur.

Risale-i Nur Hizmetleri içinde , iftirak ve ihtilaf tohumları ekmeye gayret eden çevreleri memnun etmiyecek bir açıklamada Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin varis talebesi Mustafa Sungur ağabey’den geldi. Tempo Dergisi’nin kendisi ile yaptığı röportajında yayınlamadağı cevabi metni yayınlıyoruz :


SUNGUR AĞABEY'İN TEMPO DERGİSİNE CEVAPLARI

Sayın Tempo Dergisi sahiplerine ;                             
Said Nursi ile alakadar bazı sualler soruyorsunuz.Kısaca cevabım şudur ki;

Muhammedî Ruh ve Mânâ İçinde Diyalog

Pazartesi, 28 Kasım 2011 23:35 Yayınlandığı yer YAZI DİZİLERİ

SORU:Türkiye'de farklı kesimler arasındaki diyaloglarda takınılacak tavır nasıl olmalıdır?

Aslında bu soruya bir tek cümleyle cevap vermem istenseydi kendi esnekliği içinde Muhammedî ruh ve mânâya sahip olmalıyız' derdim. Yine de öyle demiş olalım; sonra anlatılan şeyler de onun tafsili sayılsın.

Kur'ân ve Sünnet'e bu zaviyeden bakınca, konuyla alâkalı birçok âyet ve hadis bulmak mümkündür.

Çarşı-pazardan nebiler-sıddıklar safına

Cuma, 25 Kasım 2011 22:11 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Medîne'nin Gülü Varlığın Özü Efendimiz, kalbi zühde göre programlandığı için fakirlerden fakir yaşamayı tercih etmiş ve ömrünü hep zâhidâne geçirmişti.

Zira O, ümmetine ve hususiyle de irşad erlerine misal olma mevkiinde idi. O, böyle davranmakla hem tebliğ ve temsil vazifesinin dünyaya alet edilmemesi gerektiğini eşsiz yaşantısıyla göstermiş, hem bu yüce vazifede "Benim mükafatım ancak Allah nezdindedir." diyen bütün peygamberlerin duygularını yeniden seslendirmiş hem de Kur'an hadimlerine bir örnek, bir rehber olma sorumluluğunun hakkını vermişti.

Kardeşliğe kurban olmak

Cuma, 18 Kasım 2011 20:22 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Kurban, Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz'in çok önem verdiği bir ibadettir. Hanefi mezhebinde "vacip" sayılan kurbana, Şafii mezhebinde "sünnet" denmesi (İki mezhep arasındaki ıstılah farkı da düşünülmelidir) katiyen bu ibadetin hafife alınmasına sebebiyet vermemelidir. Kurban Bayramı bir taraftan muhtaçlara yardım açısından çok iyi değerlendirilmeli, diğer yandan da o mübarek ve önemli ibadet herkese sevdirilmeli, herkes ona özendirilmelidir.

Gönüller Tahtın

Cuma, 18 Kasım 2011 20:11 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Rahmet olarak doğdun zahmetlerle büyüdün,İnâyet oldun bize, inâyettin Ezel'den.Bir uğraktı bu dünya, gelip O'na yürüdün,Işık verdin âleme, ışık aldılar Sen'den.Karanlıktı cihanlar vilâdetinden evvel,Çehrenden akan nûrdan aydınlandı dört bucak.Rûhlara saldığın irfan dünyalara bedel,Uyandık sayende, insanlık da uyanacak!.Sayende Efendim kurtuldu insanlık tekmil,Takılıp yolda kalanlara yazıklar oldu..

Kur'an-ı Kerim "Sünnet-i Seniyye'ye" uymayı emrediyor

Cumartesi, 12 Kasım 2011 13:24 Yayınlandığı yer İMAN VE ATEİZM

İslamın Ana kaynağı olan Kur’anı Kerim, birçok Ayeti Kerimesinde Peygamberimizin uygulamalarına vurgu yapıyor, ve İslamın bir bütün olarak yaşanabilmesi açısından, Peygamberimizin(SAV) uygulamalarının olmazsa olmaz olduğunu beyan ediyor:

1-) “(Farz, vâcib, sünnet, müstehab, âdâb adına) Resûl size ne getirmişse onu alın ve sizi neden menediyorsa, ondan da kaçının”(Haşr,59/7)

“Ka’b -radiyallahu anh- gibi güvenilir bir tabîin bu bilgiyi kendisi mi uydurmuştur?” diyen acemi müdafiimiz, anlaşılıyor ki bu sözün “hükmen merfu” olabileceğini anlatmak istemekte, fakat seviyesi ancak bu kadarına yetmektedir. Onun yerine meseleyi ben tavzih edeyim: Sahabe veya Tabiun’dan birisinin, içtihada açık olmayan bir meselede söylediği söz Usul kitaplarında ve Hadis şerhlerinde “hükmen merfu” olarak nitelendirilir. Efendimiz (s.a.v)’e açıkça izafe edilmediği halde bu söze “merfu” hükmü verilmesi, Efendimiz (s.a.v)’den başkasından alınmış olabileceğini gösteren bir delil veya karine bulunmaması durumuyla sınırlıdır.

İslâm kaynaklarında bulunan bir kısım İsrailiyat’ın Ka’b el-Ahbâr’ın eseri olduğunu söylememe fena halde bozulan çapsız kahraman, “Hatemu’l-Evliya” konusundaki ezberinin alt-üst olmasına tahammül edemediği için çözümü bana saldırmakta buluyor. Ne var ki saldırdığı aslında Ebubekir Sifil değil; o, Donkişot’un yel değirmenlerine saldırması gibi, Ka’b el-Ahbâr’ın İsrailiyat’la ilişkisini bize aktaran kaynaklara ve alimlere tosluyor.

Sayfa 1 / 3

Gönüllüler Sayfamız

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız