Etikete göre gösterilen ögeler: diyalog

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-

Karanlıklara ışık tutmada acele edin!..

Cuma, 13 Nisan 2012 11:25 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Resûl-i Ekrem Efendimiz, hayırlı işleri sürekli erteleyen ve bugünün işini yarına bırakan kimselerin kendilerini büyük bir tehlikeye attıklarını belirtmiş; ölüm gelip çatmadan tevbe etmekte, ahiret için azık toplamakta, zekât ve sadaka vermekte ve namazı vaktinde kılmakta acele edilmesi gerektiğini beyan buyurmuştur.

Medeniyetlerin Çatışması mı, Diyaloğu mu?

Salı, 24 Ocak 2012 23:56 Yayınlandığı yer MAKALELER

Samuel P. Huntington 1993 yılında "Medeni­yet­ler Çatışması" tezini pay­­laş­tı­ğında, ilmî çevrelerden ciddi eleştiriler almış ve sözkonusu tez, akademik dünyada pek kabul görmemişti.

Huntington tezinin ana fikrini şöyle ifade eder: "Benim faraziyem şudur ki, bu yeni dünyada mücadelenin esas sebebi, ideolojik ve ekonomik olmayacak. Beşeriyet arasındaki büyük bölünmeler ve hâkim mücadele kaynağı, kültürel olacak. Millî devletler, dünyadaki hâdiselerin yine en güçlü aktörleri olacak; fakat küresel mücadele, farklı medeniyetlere mensup milletler arasında meydana gelecek.

İman davasına gönül vermişlerle bir hasbihal

Perşembe, 05 Ocak 2012 11:57 Yayınlandığı yer YAZI DİZİLERİ

Çok uzak yerlerden geldiniz. Bu kadar uzak mesafelerden benim gibi bir kıtmîri dinlemeye gelmeniz, çektiğiniz onca sıkıntı ve meşakkate değmediği bir gerçek. Bununla beraber, Rabbim niyetlerinizin derinliğine göre muamelede bulunsun..! Aşk u şevk ihsan etsin..! Geliş ve gidişinizi boşa çıkarmasın..!

Yıllardan beri bu türlü teklifler karşısında hep kendimi sorgulamışımdır. “Sen de kimsin, ne oluyorsun, ne anlatacaksın ki bu insanlara faydalı olasın?” İnanın hep böyle düşünmüş, böyle konuşmuşumdur. Ama hüsnüteveccühleri, yapılan onca ısrarı da aşamamış ve kendimi hep bu türlü kalabalıklar karşısında bulmuşumdur.

Dinlerarası diyalog faaliyetlerinden dolayı Fethullah Gülen Hocaefendi ve Gönüllüler Hareketi İslam’dan taviz verdikleri ve hatta Hıristiyanlık misyonerliği yaptıkları şeklinde bazılarının ithamlarına maruz kalmıştır. Halbuki Fethullah Gülen Hocaefendi, diyalog faaliyetlerini İslam’ın bir gereği olarak gördüğünü ve İslam’a bağlılığından ötürü yaptığını ifade etmektedir[1]; ayrıca dinin en ufak bir uygulamasından bile taviz vermediğini de şöyle dile getirmiştir: “Bizim kalbimizi Allah biliyor. Ben, değil böyle büyük meselelerde, yatağa girerken bile Efendimiz’in tarzını uygulamaktan taviz vermedim. Arkadaşlarımın da taviz verdiğini zannetmiyorum.”[2]


Bütün dinlerin ve kültürlerin mensuplarıyla diyalog

Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

Fethullah Gülen'in ve Gönüllüler Hareketi'nin diyalog hizmetleri başlangıcından bugüne yoğun eleştirilere muhatap olmuştur. Bunlardan bazıları anlamak için olsa da bazıları da yıpratıcı saldırı gayesini güttüğü izlenimi vermektedir. Gülen'in röportajlarından ve yazılarından diyalog meselesiyle ilgili sorulara cevaplar derleyerek anlamak isteyenlerin istifadesine sunuyoruz.


Diyalogun amacı, evrensel barış

Hoşgörü

Pazar, 25 Aralık 2011 15:36 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Hoşgörü bizim dünyamızın yamaçlarının gülüdür, çiçeğidir. Biz onu asırlarca hep birlikte, el ele gönül gönüle vererek temsil etmişiz. Ve inşâallah kökünde böylesine bir hoşgörüyü barındıran bu millet ağacının, yeniden hayat bulması sonucunda onu bir meyve hâlinde dışarıya çıkartacak ve hoşgörüyü bir kez daha tam anlamıyla temsil edecektir. Evet, Ahmet Yesevîler, Yunus Emreler, Mevlânalar, Hacı Bektaşlar bu düşüncenin zirvelerinde dolaşan, bizim dünyamızın insanlarıdır.

Ehl-i Beyt sevgisi nasıl ifade edilmelidir?

Cuma, 02 Aralık 2011 22:43 Yayınlandığı yer KÜRSÜ

Hazreti Hüseyin Efendimiz kendi ahfadı ile Kerbela'da şehid edilmiştir. O günü vesile sayarak bir araya geliriz.

Oruç tutarız, iftar yaparız, aşure ikram eder, insanların gönüllerini alırız. Alevi-Sünni insanları bir araya getirerek bir masanın etrafında bir halka teşkil etmelerini sağlarız. Bütün bunların yanında o toplanmalarda, o zatın faziletlerini, civanmertliğini, enginliğini, derinliğini, bir yönü ile Ehl-i Beyt'in ikinci derecede babası olmasını, ondan sonra gelen imamlar silsilesini, onların Allah'a yakınlığını, Efendimiz'in teveccühünü anlatırız. Yoksa bir vefatı müteakiben oturup ağıt kesmenin, dövünmenin bir sevabı yoktur. Bunlar aynı zamanda kadere taş atmak demektir. Takdir-i ilahiden şikâyet etme demektir.

Murat Türker’e samimane bir çağrı

Pazartesi, 28 Kasım 2011 23:53 Yayınlandığı yer BEDİÜZZAMAN PERSPEKTİFİNDE DİYALOG

Meşhur bir “Kazık” hikayesi vardır: "Bir Köylü nehirden su almak için yanında getirdiği bineğini bağlama düşüncesiyle bir kazık çakar. İleride başkaları da bu kazıktan istifade eder niyetiyle…. Daha sonra yine nehirden su almak için gelen bir başka köylünün ayağına takılır malum kazık ve söker atar onu yerden. İleride başkasının ayağına takılmasın niyetiyle.."

Muhammedî Ruh ve Mânâ İçinde Diyalog

Pazartesi, 28 Kasım 2011 23:35 Yayınlandığı yer YAZI DİZİLERİ

SORU:Türkiye'de farklı kesimler arasındaki diyaloglarda takınılacak tavır nasıl olmalıdır?

Aslında bu soruya bir tek cümleyle cevap vermem istenseydi kendi esnekliği içinde Muhammedî ruh ve mânâya sahip olmalıyız' derdim. Yine de öyle demiş olalım; sonra anlatılan şeyler de onun tafsili sayılsın.

Kur'ân ve Sünnet'e bu zaviyeden bakınca, konuyla alâkalı birçok âyet ve hadis bulmak mümkündür.

Sayfa 1 / 5

Gönüllüler Sayfamız

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız