Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler günümüze bakmıyormu ?

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
01 Oca

Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler günümüze bakmıyormu ?

Oy ver
(2 oy)

SORU : Fethullah Gülen Hocaefendi bir yazısında ; "Yahudileri ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan âyetler ya Hazret-i Muhammed (A.S.M) döneminde yaşayan ya da kendi peygamberlerleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır.” ( M.Fethullah Gülen - Küresel Barışa Doğru, s.45)Bu nasıl mümkündür ? Kur'an-ı Kerim Kıyamete kadar geçerli değilmidir ?

El-CEVAB :
Kur'an-ı Kerimin ihtiva ettiği mesajlar ve hükümler , elbette kıyamete kadar geçerlidir bunun aksini kimse iddia etmiyor , edemez ! Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendinin burda kast ettiği mana tarihsellikten çok , Ahirzaman ile ilgili bir yaklaşımdır ! Şöyle ki ;

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerine göre Ahirzaman bir nevi Fetret Dönemi yaşamaktadır : "Çünki âhir zamanda mâdem fetret derecesinde din ve dîn-i Muhammedi'ye Aleyhissalâtü Vesselama bir lâkaydlık perdesi gelmiş ve madem âhir zamanda Hazret-i İsa'nın (A.S.) dîn-i hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek." diyerek Ahirzamanın bir Fetret Dönemi olduğuna hükmetmiştir ! Aynı eserinin devamında , 15 yaşın altında (baliğ olmayan) kafirler hangi dinde olursa olsun şehid olduklarına , 15 yaşın üstünde ( baliğ olanların) hassaten masum ve mazlum olanlarının inşallah cehennemden kurtulacaklarından bahsetmiştir. (1) Bu mevzuda, Üstad Hazretleri yalnız da değildir ; M. Hamidullah Hoca, Allame Muhammed Ebu Zehre.. gibi Alimler de günümüzü bir fetret dönemi olarak değerlendirmektedirler.

Bu hususu teyit eden Efendimiz (SAV) 'm bir Hadis-i Şerifinde şöyle demektedir :

"Benden sonra ümmetim içinde fetret devri olacak. O devirde herkes helali aramadan mal talebinde bulunacak, kanlar akıtılacak ve şiir Kur'an'a bedel tutulacak." (2)

İtikat İmamlarımızdan İmam-ı Maturidi ve İmam-ı Eşariye göre bilittifak , Fetret Döneminde bir kişi sadece Allah'a inanıyorsa inşallah ehl-i necattır kurtulacaktır ! Hata İmam-ı Eşariye göre , “Biz peygamber göndermedikten sonra azap edicilerden değiliz.” (İsrâ, 17/15) Ayetinden çıkardığı hükme göre , azaba müstahak olmanın, seviyeli tebliğin müteakipinde olacağı hususunu ölçü alır ve kafir bile olsa , puta tapmamak ve Allah'a isyan etmemek koşulu ile bir insanın inşallah ehl-i necat olacağına hükmetmiştir !

Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi , Kur'an-ı Kerimde ehl-i Kitab'ı Azarlayan Ayetlerin bugünü kapsayıp kapsamadığının kesin olmadığını beyan ederken , Allahu Alem , işte bu sırra binaen yani Ahirzaman'ın bir Fetret Dönemi olmasını kast ederek söylemiştir.

Asrımızda yanlış tanıtılan dinimiz , sanki , kendi mensublarını dilenciliğe , fakirliğe , cehalete , sefalete mahkum eden , kadına değer vermeyen , diğer dinlere mensub insanlara hayat hakkı tanımayan , terörü destekleyen , barbar bir inanç sistemi gibi gösterilmiştir .Bunda özellikle İslam karşıtı Dünya medyasının büyük rolü vardır ! Diğer yandan aslında biz müslümanların da bukonuda büyük suçu ve vebali vardır ! Çünkü , İslamı seviyeli temsil etme ve Dünyaya hakkıyla tanıtma noktasında istenen adımlar atabilmiş değiliz !

Yazımızda İslam dini dışında , başka bir Hak Dini kabulleniyormuşuz ve onlarıda tümüyle ehl-i necattır telakki ediyormuşuz gibi bir intiba anlaşılmasın ! "Şüphesiz Allah katında din İslam’dır"(Ali İmran;19) fehvasınca , Hakdin İslamdır ! Günümüzünde Fetret Dönemi olduğu Hakikatı da göz ardı edilmemelidir. Hakiki Tebliğe muhatab olmuş kişiler/milletler Fetret kapsamından çıkmış olacaklardır.


Şu an , bize göre olmasada , diğer insanlar nazarında zahiren "Sönük" ve " lakayd" bir yıldız hükmünde olan İslam Dinimizin , inşallah aslına rucu edeceği günler yakındır !


*****

Evet, bu Ayet-i Kerimeler açık bir ifade ile Kafir ve Münafıklara "Sert" davranmayı öğütlerken,başka Ayet-i Kerimelerde ise “yumuşak” ve “bağışlayıcı” davranmaktan, “güzel muamele” etmekten bahsetmektedir.

Kur’an-ı Kerimde bir Ayet-i Celileyi Tefsir ederken, Tefsir Alimleri, Siyak ve sibak bütünlüğünü kendilerine esas alırlar ! Yani, bir hususu tefsir ederken, bütün Ayeti Kerimelerde bu konu ile ilgili çerçeve tesbit edildikten sonra, gerçek anlamı ortaya çıkarılır !

1-) Hz.Musa (AS) 'yı, Firavun gibi Kendisini –haşa- İlahlaştıran büyük bir Kafire gönderirken: “Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar.” (Taha, 44) demektedir.
2-) Efendimiz (SAV) ‘e Uhud Savaşı ve sonrasında hitab ederken, Efendimiz (SAV) ‘min yanında yer almayan, onun emir ve tavsiyelerini yerine getirmeyen hem Münafık hemde İmanları Tahkiki seviyede olmayanlar için: “Sen yalnızca Allah'ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer katı yürekli biri olsaydın kesinlikle etrafından dağılıp gitmişlerdi.' (Ali İmran, 159) demektedir.
3-) Yine Efendimiz (SAV) için: 'Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle davet etmeyi ” (Nahl, 16/125) vaz etmektedir.
4-) Allah’ın Ayetlerini inkar eden ve Efendimiz (SAV) ‘i yalanlayanlar için: “Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.” (Hicr, 85) demektedir.
5-) Hz.İbrahim’in (AS) Babasının Allah düşmanı olduğu vehyedilince, artık babası için tevbe etmediğini belirten Ayet-i Kerime, Hz.İbrahim (AS) mı bize tanıtırken 'Şüphesiz İbrahim, çok içli, yumuşak huylu bir kişiydi.' (Tevbe,114) demektedir.


Yani, Kur’anı Kerim bazı yerlerde Kafirler hakkında sert davranmaktan bahsederken, yine bazı Ayet-i Kerimelerine “yumuşak” ve “bağışlayıcı” davranmaktan, “güzel muamele” etmekten bahsetmesi, bahse konu “sert” davranma fiilinin bütün kafirleri kapsamadığını göstermektedir. O zaman hangi Kafir’e karşı “sert” hangisine karşı “yumuşak ve bağışlayıcı” davranacağız sorusu akla gelmektedir. Bunada yine Kur’an cevab veriyor:

A) 'Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kâfirlerden, dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost edinmeyin.' (Maide:58)
B) ' İçlerinden zulmedenleri bir yana, ehl-i kitapla ancak, en güzel yoldan mücadele edin ve deyin ki: 'Bize indirilene de, size indirilene de iman ettik. Bizim İlâhımız da, sizin İlâhınız da birdir ve biz O'na teslim olmuşuzdur.' (Ankebut,46)
C) 'Allah sizi, din konusunda sizinle savaşmamış, sizi yurtlarınızdan da çıkarmamış kimselere iyilik etmekten, onlara âdil davranmaktan men etmez. Şüphesiz Allah âdil davrananları sever.' (Mümtehina, 8)


Ayetleri bu Dengeyi vaaz ediyor ve diyorki:

Müslümanlarla Zulmeden, Alaya alan, savaşan ve İslam’a açıktan düşmanlığını ilan eden Kafir ve Münafıklara “SERT“ ol, diğerleri ile en güzel yoldan, “yumuşak ve musamaha yolu ile” yani İslamı sevdirerek Tebliğ etme yolunu açık tut! Umulurki, bu şekilde İslam’ın güzelliklerine şahit olurlar ve İman ile müşerreflenirler!
_______________________________
(1) Kastamanı Lahikası , Say.79
(2) Deylemi; Geleceğin Tarihi 1, s.5
0

 

Son değişiklik Pazar, 01 Ocak 2012 23:47

1 Yorum

  • Erkam

    Kardeşim yazını okudum. Fakat soruya cevap vermemişsin. Hristiyan ve yahudilere nasıl yaklaşılmalıdır sorusunu cevaplamışsın.
    Ayrıca puta tapmamaktan kastettiğin şirk değil midir? Dünyada şirk içermeyen bir din söyler misin? Buna katolikliği katıyor musun?

    Erkam Salı, 03 Ocak 2012 23:37 Yorum Bağlantısı

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız