"Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
30 Ara

"Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?

Oy ver
(3 oy)

Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

Ehli kitap ile ortak noktalarda ittifak etmek için o ortak noktaların ön plana çıkarılması veya ortak noktaların koyu ve altı çizili yapılması ayrı mevzudur, öne çıkarılan noktaların "hak" yada "batıl" olduğunu söylemek veyahut ifade etmek ayrı bir mevzudur.

Mesela Hristiyanlıkta Allah inancı vardır, yine kitap ve peygamber, melek ve öldükten sonra dirilmek gibi...
onların Allah inancı bizim için batıl olabilir, onların inandığı kitap bizim için tahrif edilmiş, onların peygamber inacı bize göre hak değildir vs., fakat Hristiyanlık için saydığımız bu rükünlerin bizim inancımızın temel esasları olması hasebi ile bunlar birer ortak noktalardır. Yani "amentüde ittifakımız var" derken burada kasdedilen de budur. Yoksa onların inandıklarını "hak" noktasında tutmak değildir.

Batıl dahi olsa, onlarda da Allah inancı, kitap inancı varsa, bu bizim amentüde belirtilen hususlar dahilinde ittifak edebileceğimizi gösterir ki Ahmet Şahin hocamızın köşe yazısında belirtmek istediği noktada burasıdır.

Başta da belirttiğimiz gibi konu muhteviyatı bakımından bir bütün olarak ele alındığında görülecek ki;  anlatılmak istenen, bir kesimi batıl yada hak gibi göstermek değil, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin uhuvvete dair risalesinde,  bir Hadisi sahihin açıklamasında(3) belirtilmek istenen noktanın önemi belirtilmiştir.

Daha önceden aynı konu için gelen itirazlara gerekli cevabı  "Amentüde ittifakımız" kimlerle var? (3) başlığı altında bulabilirsiniz..

 

Dipnotlar
___________________

1-http://arsiv.zaman.com.tr/2000/04/17/yazarlar/14.html
http://tr.fgulen.com/content/view/2852/12/
2-Hattâ, hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi; şu zamanda dahi ehl-i diyanet ve ehl-i hakikat, değil yalnız dindaşı, meslektaşı, kardeşi olanlarla samimî ittifak etmek, belki Hıristiyanların hakikî dindar ruhanîleriyle dahi, medar-ı ihtilâf noktaları muvakkaten medar-ı münakaşa ve nizâ etmeyerek, müşterek düşmanları olan mütecaviz dinsizlere karşı ittifaka muhtaçtırlar. (Lemalar | Yirminci Lem'a | 155)
3-http://www.gencadam.com/akademik/sss/140-amentude-ittifakimiz-kimlerle-var/

 

Son değişiklik Cuma, 30 Aralık 2011 00:53

30 yorumlar

  • Çakır

    Hayrettin hocaefendinin "kabul edilebilir bir görüş" ifadesinde kabul edilebilir dediği görüş asla "yahudi ve hristiyanlar cennete gidebilir" görüşü değilidir. Ehli fetret ehli necat görüşü konusundaki farklı içtihatlar konusudur ki ehli sünnet ehli fetretin ehli necat olduğunda ittifak etmiştir. Sadece kendinizi kandırmakla yetinin, başkalarını kandırmaya çalışmayın. Başkalarının yanlış anlayacağı şekilde ifadelerde bulunmayın.

    Kaynak olarak verdiğiniz sözleri red etmedim, çarpıtıp sapıkça bulduğunuz sözlerin gerçek anlamını ve niyetini bildiğiminden tamamını kabul ettiğimi söyledim. Bu sözlerden nasıl olurda çarpıtılacak manalar çıkardığını hayetler içinde izledim ve defalarca inkar edildiği halde hala "yahudi ve hristiyanlar cennete gider" dediğimizi iddia ve iftira ettiğiniz için suratınızın kösele gibi olduğunu düşündüm.

    28 şubatın maşası basın yayın organlarının Kilise evleri olduğunu iddia ettikleri evlerin ışık evi olduğu ve içinde 5 vakit namaz kılındığı kuran okunduğu sohbet toplantılarında kuran tefsiri okunduğu ve imanı hakikatların konuşulduğu ortaya çıktı. Elbette kilise evleri de vardır ama abartıldığı kadar asla değidir. Türkiye %99 müslüman olan bir ülke. Laikliğin gereği olarak %1'in ibadetlerine müdahale edilemez. Kilise de kurarlar, kilise evi de kurarlar. Müslümanlar Avrupa ve Amerika da ışık evi ve cami kurdukları gibi.... Asıl hristiyanlığın reklamını diyalog karşıtları yapıyor bu ülkede. Müslümanlar hristiyanlaşıyor yaygarasına durmadan tekrar edenler hristiyanlığın islam karşısında güçlü olduğu izlenimi yaratıp hristiyanlığın reklamını yapıyor. Halbuki tam tersi islam dünyada hızla yayılan bir din ve gerçekte binlerce hristiyan din adamı diyalog vesilesiyle müslüman olmuştur. Çağdaş Yaşam Derneklerinin misyonerlik faaliyetleriyle iç içe oldukları ortaya çıktığı halde onlar aleyhinde tek laf etmiyor ve sürekli Gülen cemaatini tekfir edip duruyorsunuz. Bu da diyalog karşıtlığının ergenekon t.ö. tarafından beslenip yönetildiği şüphelerini doğruluyor.

    Maksadınız üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Bizi müslümanlarla diyalog yapmıyorsunuz diye suçlayanlar müslümanlar arası diyalog için bu güne kadar neler yapmışlar. Kendi cemaat ve tarikatı dışında herkesi tekfir edip durdunuz, uhuvveti bozdunuz. Ergenekonun sağ kanadına maşa oldunuz. Dediğim gibi müslümanla diyalog yapılmaz, istişare yapılır. Zaten müslüman senin kardeşin. Sen kardeşinle gel seninle diyalog kuralım mı dersin. Gel istişare yapalım dersin. Çünkü onun bir, binin bir, milyonun bir, herşeyin bir. Müslümanlar arası diyalog yapılmıyor diyemezsiniz. Zaten Türk okulları dünya müslümanları arası bir birliğin temellerini oluşturuyor.

    Allah hepimize doğruyu göstersin, yanlışta ısrar ettirmesin, Selametle....

    Çakır Cuma, 02 Mart 2012 15:20 Yorum Bağlantısı
  • fedakar

    Hayrettin Hoca nın bu görüşü kendisinin benimsemediğini yazdım lütfen okuyup öyle cevap yazın kardeşim, ama bu görüşünde kabul edilebilir bir görüş olduğunu bizatihi kendisi beyan ediyor, ayrıca Abduh ve Reşit Rıza hayranlığını her platformda dile getiriyor kendisi, bu görüş onların görüşü delilleride varmış üstelik,

    Mevzu çok uzadı şunu söylemek gerekir inkar asla ilim değildir, burada bir sürü kaynak verildi hepsini inkar ettiniz karşı bir delil koymadan sadece yok yok yok demekle yetindiniz,

    Hüseyin Gülerce (gerçek hizmet erbabı) bir tv kanalında diyalog toplantıları olmazsa dinimizi nasıl tebliğ edebiliriz demiş ve bunu açıklamıştı, ama camianın içinde sizin gibi Mehmet Aydın gibi Hayrettin Hoca gibi insanlar bu toplantıları sulandırıp maalesef kendi sapık emellerine alet etmektedirler delilleride ortadadır, bu gibi zihniyete göre bu toplantılarda dininizi anlatmaya çalışmak tebliğe çalışmak dinsizlik yaptmaktan başka bişey değildir ben söylemiyorum hazret söylüyor,

    Yapılması gereken şu, ya bu faaliyetleri yürütenler şeffaf olacak amaçlarının ne olduğunu tıpkı vatikan ın yaptığı gibi, müslümanlara açık açık anlatacak içeriği hakkında en ince ayrıntısına kadar insanları bilgilendirecek yada bu çelişkiler sürekli devam edecek,

    Toplantılara başkanlık eden insan bazı müslümanların durumdan vazife çıkarmaya çalıştığını söylüyor(kendince yanlış yaptıklarını iddia ediyor), öte taraftan samimane bu işi yürütmeye çalışanlarda bu gibi art niyetliler yüzünden dertlerini insanlara anlatamıyolar çünkü yaptıkları iyilikler bu tür sapık görüşlü insanlar yüzünden toz duman olup gidiyor ve hiçbir işe yaramıyor, bir kesimi kazanayım derken kendi din kardeşlerini kaybediyolar, benim başından beri söylediğim bu işin içinde art niyetlilerin olduğudur ve delilleri sabittir görene, görmek istemeyene sözüm yok.

    Diyaloğun meyvesi diye bir hristiyanın hristiyan olduğu halde namaz kılışını çarşaf çarşaf her platforma gösterirken memlektin dört bir yanında açılmış kiliseleri o kiliselerin herbirinde okuyan onlarca yüzlerce çocuğu görmezden gelmeleri ayrı bir vehamettir, peki bu neyin meyvesidir, hoşgörü hoşgörü diye neleri hoşgörmedikki bu güne kadar, insanların bir arada huzur içinde yaşamalarından dem vurdunuz ama daha düne çıyanın başı vatikan diye basbas bağıranda ben değildim, haksızda değildi o çığlıklar çünkü görünen köy klavuz istemiyor bırakın müslümanı minareye dahi tahammülü olmayan anlayışlardan bahsediyoruz, o kadar müslüman kanını söylemeye gerek bile yok,

    Bu ülkede ilimde gerçekten zirve yapmış insanlar camialar var ve hemen hepsi bu işin bu şekilde olamayacağını söylerken neden onların görüşleri dikkate alınmamaktadır yoksa din sadece kendisini diyalog rüyasına kaptıranların tekelindemidir.

    Bu konuyu uzatmak istemiyorum bu son mesajımdır, çünkü her yazdığım karşısında yavuz hırsız ev sahibini bastırır hesabı olmadık şeylerle itham ettiniz, sadece inkarla yetindiniz, hristiyanlarla kardeş kardeş diyalog yaparken benimle bir türlü seviyeli bir diyaloğa giremediniz, yolunuz açık olsun ne diyeyim,

    Esselamü ala men-ittebea-l-hüda

    fedakar Cuma, 02 Mart 2012 13:21 Yorum Bağlantısı
  • Çakır

    Hayrettin Karaman aşağıdaki linkte "'Yahudiler mutlaka Müslüman olsun!' demiyor, 'Hıristiyaanlar mutlaka Müslüman olsun!' demiyor." itirazına cevap vermiş.
    http://www.hayrettinkaraman.net/makale/0377.htm

    Alıntıladıklarında "yahudi ve hristiyanlar cennete gidecek" anlamına gelecek bir kelime yok. Var diyorsan iftira atmış olursun. Baktığın şeyi görmek yerine baktığında hayal ettiğini görebilirsin, İstediğin gibi çarpıtabilirsin vicdanına kalmış. Senin siyakını sibakını görmeyip çarpıtıp rahatsızlık belirttiğin cümlelerden ben rahatsızlık duymuyorum. Yukarıdaki cümelelere katılıyor olmam bu cümlenin tamamını biliyor olmaktan ve ne niyetli söylendiğinden haberim olduğumdan kaynaklanıyor. Evet her şeyin doğrusunu bilelim. Diyalog gel sana islamı kabul ettireyim diye yapılmaz. Farklılıklar birlikte barış içinde yaşamamıza engel değilidir. Allah farklılıkları birbirimizi öldürelim diye yaratmamıştır. Kim farklılıkların yaratılma sebebi çatışalım diyedir diyorsa darwinistlerin medeniyetler çatışmasını kabul etmiş demektir. İslam medeniyetler çatışmasını kabul etmez, red eder. Hristiyanlık ve yahudilikte de "Allah islamdan başka din indirmemiştir" hakikatının gereği bazı hakikatlar vardır. Bütünüyle incildeki her ayet değiştirilmiştir denemez.

    Hayrettin Karaman'ın "yahudi ve hristiyanlar cennete gidecek" dediğini iddia etmek alçakça bir iftiradır.
    Hayrettin KARAMAN = Ehl-i kitabın cennete girebilmesi için Allah'ın birliğine (tevhîde) ve Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.v.)'ya iman etmesi gerekir. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de:"Allah,üçten birisidir diyenler şüphesiz kâfir olmuşlardır...
    http://www.hayrettinkaraman.net/kitap/meseleler/1041.htm

    Çakır Cuma, 02 Mart 2012 11:31 Yorum Bağlantısı
  • Fedakar

    “Diyalog bilgi eksikliklerini giderebilir, gidermelidir. Yani herkes kendi dinini anlatsın bir defa. Hıristiyanlığı bilelim, Yahudiliği bilelim, İslamiyet’i bilelim. Sağlam bilgilere sahip olursak önemli bir başarıdır bu. Hatalarımızın büyük bir kısmı yanlış bilgilerden geliyor. Atalarımız bizi yoldan çıkarmışlar.” ( II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri c.2, sh. 321)

    “Bazı Müslüman kardeşlerimiz diyordu ki, ‘Yahu bir fırsat düştü, Müslümanlığı anlatalım Hıristiyanlara, Allah belki hidayetini gösterir.’ Yani adam aslında Müslümanlaştırmak için gelmiş. Bu diyalog değil. İşin ucunda din değiştirmek, bilmem adam kazanmak, üye kazanmak varsa, açıkçası bu bir din mensubuna yapılacak en dinsizce bir harekettir. Dinsizce diyorum, çünkü bunu hiçbir din kabul etmez.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri c.2 s.332)

    “Allah farklılıktan rahatsız olmuyor” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri c.2 s.331)

    “Öbür dinler büsbütün batıl dinler değildir. Onlarda da bir gerçeklik payı vardır.”( II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri c.2 s.341)

    “Ben Avrupa’ya gittiğimde kiliseye çok giderim. Büyük zevk duyuyorum.” (II. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri c.2 s.375)

    ikinci paragrafa dikkat, Mehmet Aydın beyden inciler.

    Fedakar Cuma, 02 Mart 2012 10:07 Yorum Bağlantısı
  • Fedakar

    Kardeşim kesinlikle o toplantıda konuşulanlar ve kitaba yansıyanlar ehli fetret le ilgili bir mevzu değildir, ehli fetretin durumu konusunda ehli sünnet zaten ittifaklıdır, başkasının içtihadına lüzüm yok, Hayrettin Hoca durumu kurtarmak için olayı ehli fetrete bağlıyor, zira peygamberimize küfretmezlerse onlarda... diye devam eden yazılarını unutmadık.
    "Kur'ân-ı Kerîm'de Ehl-i Kitab'la ilgili devamlı vurgulanan şey; Allah'a iman, âhirete iman ve amel-i salihdir. Kur'ân birçok âyette bunu söylüyor; yani 'Peygambere iman edin' demiyor"
    Bu cümlenin ehli fetretle ne alakası var,

    Peygamberimiz 'Yahudiler mutlaka Müslüman olsun!' demiyor, 'Hıristiyaanlar mutlaka Müslüman olsun!' demiyor."
    Ne alakası var ehli fetretle Allah aşkına bu cümlenin,
    Muhammed Abduh ve Reşit Rıza ya göre ehli kitap için (ehli fetret demiyor) imanın şartı iki olduğunuda Hayrettin Hoca dan öğrendik yoksa bilmeyiz Abduhu falan.
    Daha dünya kadar inci var bu konuda bakınız kardeş site iftiralar.org da müdafası yapılan ve kendi çapında diyalog faaliyetleri yürüten Adnan Oktar ın sitesinden ibretle okuyunuz;
    http://kitapehli.com/dialog.html
    hatta sitenin anasayfasınada bir göz atınız eminim bu ve bunun gibileri yakında çok yakınacaklar bizim neden hiç müslümanlarla resmimiz yok diye, nerden türedi bu düşünceler acaba, gazeteciler ve yazarlar vakfının sitesinde şu an bulamadığım ama ekran görüntüleri mevcut olan bir kaç mevzuyuda burada ekleyeceğim,
    Ayrıca bu ehli fetret mevzuu ne zaman dillere dolanmaya başlandı, Abdulkadir Badıllıoğlu ve Mehmet Fırıncı abi gibi birkaç üstadın talebesinin olaya parmak basması sonucu zikredilmeye başlandı kimse kusura bakmasın.
    Ayrıca vatikan ın resmi sitesine girdiğimizde diyalog konusunda binlerce dökümana ulaşabiliyoruz, bizim tarafımızdaki diyalog toplantılarının içeriği neden müslümanlar tarafından bilinmiyor, neden anlatılmıyor, mesela harranda dinler bahçesinde yapılan bir diyalog toplantısını baştan sona izleyebileceğimiz bir linki varmıdır?

    http://www.vatican.va/holy_father/benedict_xvi/messages/pont-messages/2008/documents/hf_ben-xvi_mes_20081203_culture-religioni_en.html

    bakınız vatican.va sitesinde konuyla ilgili basit bir arama yapsanız sağa sola yazılmış binlerce mektup bulabilirsiniz, yani vatikan konuyla ilgili gerekli bilgilendirmeyi fazlasıyla yapıyor, bizim diyalog toplantılarımız neden gizli kapaklı kimsenin haberi olmuyor, yoksa cahil müslümanların anlayamayacağı kadar derin mevzularmı dönüyor,
    http://gsearch.vatican.va/search?q=dialogue+between+faith+and+culture&client=default_frontend&output=xml_no_dtd&proxystylesheet=default_frontend&sort=date%3AD%3AL%3Ad1&oe=UTF-8&ie=UTF-8&ud=1&exclude_apps=1&site=default_collection
    yada böyle aratın,
    Öküzün altında buzağı aradığımız falan yok, ehli fetret in durumu da ittifaklı bir konu, şimdiki yahudi ve hristiyan ların ehli fetret olduğunuda iddia ediyosanız komik duruma düşersiniz, vatikanınmı İslam dan Peygamber Efendimizden haberi yok güldürmeyin Allah aşkına.

    Fedakar Cuma, 02 Mart 2012 09:44 Yorum Bağlantısı
  • Çakır

    Mesele ehli fetret konusu kardeşim. Yani islamın geldiğinden haberi olmamış kişiler. Kendilerine davet ulaşmamış ve o daveti inkar etmemiş müslüman olmayan kişilerin kurtuluşa ereceklerine dair bir görüş. Yani inanmayan herkes kafir değil, daveti inkar edenler kafirdir diye bir görüş. Bu görüşte benimsenebilir yani bu görüşte olanlar dinden çıktı diyemeyiz. İslama aykırı bir görüş değil, islam alimleri arasında tartışması devam eden bir görüş. Orada Daveti red eden yahudi ve hristiyanlar cennete girecekler diye bir görüş benimseyen yok. Bu görüşte olanlar yahudi ve hristiyanlar cennete gider anlamına gelmiyor. Ehli fetret ehli necattır anlamına geliyor ki biz uyarıcı göndermeden azab edecek değiliz ayetini temel alan bir görüş. Ayrıca islamdan haberi olmuş ama kendisine islam terör dini olarak tanıtılmış kişilerin de ehli fetret olduklarına dair bir görüş daha var. Bu görüşte benimsenebilir ve yahudi ve hristiyanlar cennete gider anlamına gelmez. Ama benim görüşüm bu değil. Ben eşarilerin görüşündeyim. Ehli sünnet mezhep imamlarından Eşarilere göre fetret ehli, ehli necat olarak kabul edilirler cennete giderler denilir.,Ehli sünnet mezhep imamlarından maturidiler ise fetret ehli yine ehli necat olarak kabul edilip cehenneme gitmeyecekler arafta kalırlar denilir. Tartışma konusu kimin fetret ehli olduğuyla ilgili... Kimin ehli necat olduğuyla ilgili değil.

    Dünyada tek bir ehli fetret kalmayıncaya kadar diyaloğa devam inşallah. Öküz altında buzağı aramayın. Selametle.

    Çakır Cuma, 02 Mart 2012 01:06 Yorum Bağlantısı
  • fedakar

    Halep ordaysa arşın burda
    http://www.hayrettinkaraman.net/makale/0315.htm
    biraz önce imalı yazdım ama buyrun size delil, orada bu görüşleri naklettiğini söylüyor Hayrettin hoca daha sonra gelen tenkit neticesinde de açıklama yapıyor benim görüşüm şöyle ben çağdaş alimlerin görüşlerini delilleriyle birlikte naklettim kendim benimsemiyorum diyor (kitapta benimsemiyorum demiyor tabi bu açıklamayı sonradan getiriyor),
    Nerde konuşulmuş bu kardeş,
    Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Kültürlerarası Diyalog Platformunda, bu görüşler kabul edilebilirmiymiş, evet kabul edilebilirmiş ama Hayrettin Hoca başka bir görüşü benimsiyormuş, kendisi benimsemediği halde sadece nakletmiş, bu görüşlerin üstelik neyi varmış? delilleri bile varmış ve hoca görüş sahiplerinin delillerini anlatmış, zaten kabul edilemez bir görüş olsa niye anlatılsın böyle bir toplandıtda, ortada bir iftira varsa ben atmıyorum kaynak yukarda.

    fedakar Perşembe, 01 Mart 2012 17:22 Yorum Bağlantısı
  • Çakır

    Geçmişte de şimdi de bu camianın içinde ve diyalog faaliyetlerini yürüten müslümanların arasında "yahudi ve hristiyanlar cennete gidecek" diyen olmamıştır, zaten barındırmazlar. Kim olmuştur derse iftira atmış olur. Bu sitede bu iftiralara cevaplar verilmiştir. Gelecekte diyalog yapanların arasına ergenekon münafıkları sokup böyle konuştururlarsa bilemem. Kendilerinin Gülen'i bitirme planları dahilinde ışık evlerinde silah bulunması sağlanacak gibi planları olduğu muhakkak. O gün gelince biz onların yanında değil karşısında oluruz. Hiçbirimizin öyle düşünmediğini dünyaya duyururuz.

    Evet diyalog islama doğrudan davet etmek için yapılmaz. Zaten gelin size islama davet edeceğim diyerek hiç bir papazı karşınızda toplayamazsınız. Diyalog yanlış anlaşılmış, terörist bir din olarak algılanmış islamı ve Hz Muhammed'in adını en doğru şekilde duyurmak için yapılır. İslam barış dinidir sözünü delileriyle ispatlamak için yapılır. Hristiyanlar da hristiyanlığa davet etmek için diyalog yapmazlar. Bu güne kadar hristiyan deyince haçlı zihniyeti olarak algılanmış hristiyanlığın özünde barış olduğu mesajını vermek için (sana tokat atana diğer yanağını çevir) yapılır. Böylece her iki taraf birbirine karşı ön yargıyla ve nefretle bakmamış olurlar. Bu da küresel barış için çok önemlidir. Diyalog islam doğrudan davet etmek için yapılmaz ama diyalog koparsa tebliğ imkanı ortadan kalkar. Yani terörist tanınan bir dinin tebliğini yapacak muhattap bulamazsınız.

    Diyalog yapan hristiyanlar inanır ki müslümanlar cennete gidemez. Diyalog yapan müslümanlarda bilir ve inanır ki hristiyanlar cennete gidemez. Ama böyle inanmaları birlikte dostça ilişkiler kurmalarına ve karşılıklı görüşmelerine engel değildir. Diyaloğu sizi yanlış tanıyan sizin gibi düşünmeyen insanlarla yaparsın. Zaten sizin gibi düşünecek ve sizinle aynı akıbete uğrayacak olanlarla diyalog değil istişare yaparsın. Müslüman müslümanla diyalog yapmaz, istişare yapar.

    Selametle.

    Çakır Perşembe, 01 Mart 2012 16:30 Yorum Bağlantısı
  • Fedakar

    Kardeş hala benim iftira ettiğimi ima ediyorsun, ben bir vakıadan bahsettim ve samimi bir şekilde diyalog faaliyeti yürütenleride kastetmedim, neden lafı taaa diyalog faaliyetlerine kadar getirdiniz onuda anlamadım, hadi getirdiniz ordan devam edelim, şunu söylemek istiyorum bu camianın içinde bu güne kadar bu fikri dayatanların olduğu bir vakıa dır, Bakara 62 ayetinden hareketle olayı daha ileri götürenler oldu kitaplara geçti, yapılan bir diyalog toplantısı ardından Türkiye nin en büyük alimi olduğu söylenen bir insan bu toplantıyı kitap haline getirdi dahada ileri gitti, peşinden olaylar açığa çıkınca sitesinden dahi kaldırdı bu kitabı bas bas bağırdı bana iftira ediyolar diye, Allah şahit bi zatihi kendim okudum, bunların hangisi yalan hangisi iftira, ben bu olayların Hocaefendi ile bir ilgisinin olduğunu düşünmüyorum bunu daha öncede yazdım burda, ama bu camianın içinde hem Hocaefendi yi hem Risale leri istismar edip kendi emellerine hizmet edenler oldu ve çok büyük tahribatlar yaptılar, Mehmet Aydın ın yaptığı tahribatları nereye sığdıracaksınız buyrun kendisi diyalog toplantılarını tertip edenlerden bir tanesi, açık açık her platformda söyledi diyalogun amacı kimseyi islama davet etmek olmamalıdır diye, Ali Eren hocanın Ali Bulaç tan naklettiği bir yazısı var bu işin vehametinin boyutlarını anlamanız açısından okumanızı tavsiye ederim,
    Son olarak ben tartışmayı uzatmak istemiyorum kimseyede iftira falan etmiyorum,
    Ahmet Şahin de kendisine ve samimiyetine inanmadığım bir insandır, inanmakta iman şartı değildir zaten, onun bir hezeyanının tevil edilmeye çalışıldığı bir yazı altına bunlardan daha çok var camianın içinde demek amaçlı bir yorum yazdım, yazdığım andada ne kafirliğim ne soysuzluğum ne aşağılığım kaldı, siz beni bu Ayeti Kerime hükmü içine sokarken iftira etmiş olmadınızmı,
    Ehli sünnet çerçevesi içinde hizmet edenlerin hepsinden Allah razı olsun.

    Fedakar Perşembe, 01 Mart 2012 14:27 Yorum Bağlantısı
  • Çakır

    Ben sana iftira ettiğin için beddua etmedim. Ama sen iftira olmadığını sandığın şeyler konuşuyorsun. Eğer iftira değilse lanete uğrayım diyorsun ki ben hep iftira atanlar ıslah olsunlar diyen biriyken bu sefer bu sözlerine amin demekten başka birşey yapacak birşey bulamıyorum. Saldırıp iftira ettikleri şahsiyet (M.Fethullah Gülen Hocaefendi) kaç defa "Eğer biz zararlı şeyler yapıyorsak Allah bizi silip süpürüp götürsün." mealindeki sözler söyledi”. Bu güne kadar kimin silinip süpürüldüğünü elbette gördük. Gıybet ve iftiranın en büyüğü bir cemaatin veya o cemaati temsil edenlerin üzerine yapılanıdır. Çünkü gıybet, iftira, bühtan, töhmet ve benzeri günahlar, ferdî olmaktan çıkıp bir cemaat hakkında işlenirse, söz konusu cemaatin tek tek bütün fertlerinden helallik alınmadıkça bu günahlar affedilmezler.

    "Allahım , ben Diyalog faaliyetlerini Efendimiz (SAV) 'in :"Ahirzamanda benim ismim güneşin doğduğu heryerde duyulacak" Hadisi Şerifinin mazhariyetini görmek için destekliyorum. Şayet bu tavrımda yanlış yapıyor , farkında olmadan müslümanları hristiyanlaştırıyor, "yahudi ve hristiyanlar da cennete gider" deyip hristiyanların müslüman olmasına engel oluyorsam beni lanetle ve perişan et ve bu perişan halimi tüm müminlere duyur."

    Kendini bu camianın içinde gören ve din müntesipleri arasında diyaloğu destekleyen hiç kimsenin bu duaya amin demekten çekinmeceğini biliyorum. Bazı samimi diyalog karşıtı kardeşlerimizin de diyaloğa islama zarar verdiği düşüncesiyle karşı çıktıklarını biliyorum. Eğer senin gibi "bu camianın ve diyaloğun düşmanlığını yaparken eğer iftira ve yalan sözler söylüyorsam perişan olayım" demeye cesareti olan başkaları da varsa ben onların dualarına sadece amin diyerek desteklerim.

    Allah islama hizmet edenlerin zayi veya perişan olmasını isteyenler behemehal perişan olurlar.

    Çakır Perşembe, 01 Mart 2012 13:33 Yorum Bağlantısı

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız