KARA PROPAGANDA

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
KARA PROPAGANDA
KARA PROPAGANDA

KARA PROPAGANDA (24)

Çevik Bir’e yazık oldu. Söz dinlemedi zamanında. Zamanında söz dinleseydi, bugünkü utanç verici, milletine ihanetle suçlanan bir durumda olmayacaktı. 1998 yılıydı, 1. Ordu komutanı Çevik Bir’in astığı astık, kestiği kestik dönemiydi. Müslümanlara, başörtüsüne ve dini cemaatlere karşı her nasılsa bir alerjisi varmış. Fethullah Gülen Hocaefendi’yi ziyarete gittiğim bir gün Çevik Bir’den bahis açılmış ve Hocaefendi demişti ki;“Bu insanlar aslında kötü insanlar değil, ama bunları birileri bir yanlışa yöneltiyor, bu zevat da bunun etkisinden çıkamıyor. Bir arkadaş gidip bazı şeyler anlatsa belki faydası olur.” Ben bu sözleri kendime görev olarak kabul etmiş, Fatih Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi olarak randevu talep etmiş, uğraşmış, takip etmiş fakat randevu alamayınca, görüşmenin başka yollarını aramıştım.

Pazar, 22 Nisan 2012 23:29
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan Ali Bayram
Devamını oku... 4

Soru: Zât-ı âlinizin ve hizmet gönüllülerinin bütün dünyada olduğu gibi Doğu ve Güneydoğu’da da hüsn-ü kabul görmesinden rahatsızlık duyan bazı kesimler, sohbetlerinizi ve bilhassa Kürt meselesiyle alâkalı sözlerinizi çarpıtmak suretiyle çok çirkin bir karalama kampanyası sürdürüyorlar. Çeşitli iftiralara kadar varıp uzanan o türlü yayınlarla ilgili mülahazalarınızı ve huzurun tesisine gönül vermiş insanlara bu konudaki mesajlarınızı lütfeder misiniz?

Pazartesi, 09 Ocak 2012 16:15
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan M.Fethullah Gülen
Devamını oku... 0

Dinlerarası diyalog faaliyetlerinden dolayı Fethullah Gülen Hocaefendi ve Gönüllüler Hareketi İslam’dan taviz verdikleri ve hatta Hıristiyanlık misyonerliği yaptıkları şeklinde bazılarının ithamlarına maruz kalmıştır. Halbuki Fethullah Gülen Hocaefendi, diyalog faaliyetlerini İslam’ın bir gereği olarak gördüğünü ve İslam’a bağlılığından ötürü yaptığını ifade etmektedir[1]; ayrıca dinin en ufak bir uygulamasından bile taviz vermediğini de şöyle dile getirmiştir: “Bizim kalbimizi Allah biliyor. Ben, değil böyle büyük meselelerde, yatağa girerken bile Efendimiz’in tarzını uygulamaktan taviz vermedim. Arkadaşlarımın da taviz verdiğini zannetmiyorum.”[2]


Bütün dinlerin ve kültürlerin mensuplarıyla diyalog

Cuma, 30 Aralık 2011 16:12
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan fgulen.com
Devamını oku... 0

Soru: "Cemaat mensupları günlük söylemlerinde hep hoşgörü diyorlar, ama Fethullah Gülen ve cemaate yönelik eleştirilere karşı oldukça hoşgörüsüzler. Cemaat güçlendikçe hoşgörü ve uzlaşma gibi prensiplerini terk ediyor, uygun görmediği insanları dışlıyor, uygun gördüğü şeyleri ülkeye ve topluma dayatıyor. Zaten Gülen'in hoşgörü kavramını daha çok 1994'ten sonra dile getirmesi cemaatin menfaatleri gereği uyguladığı bir taktikti" eleştirisi tamamen haksız mıdır?

Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, Fethullah Gülen'in yıllardır vaazlarında ve konuşmalarında dile getirdiği hoşgörü ve tolerans kavramları bir "söylem"den ibaret değildir.

Pazar, 25 Aralık 2011 16:13
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan fgulen.com
Devamını oku... 1

Gönüllüler Hareketi'nin fikir ve aksiyon öncülüğünü yapan Fethullah Gülen Hocaefendi tarafından yıllardır defalarca cevaplanmış sorular tekrar tekrar gündeme getiriliyor ve kamuoyu nazarında sanki bu sorulara cevap verilemiyormuş intibaı uyandırılmaya çalışılıyor. Halbuki başta Fethullah Gülen Hocaefendi olmak üzere Gönüllüler Hareketi'nin temsilcilerince ilgili sorulara yıllardır defalarca verilen cevaplar farklı medya organlarında yer aldı. İnternet çağında yazılı ve görsel medya arşivlerinden bu cevaplara ulaşmak kolayca mümkün. Hatta fazla dolaşmaya da gerek olmadan sadece Fethullah Gülen Web Sitesi'nde Fethullah Gülen ve Gönüllüler Hareketi'yle ilgili soruların cevaplarını bulabilmek mümkün.

Pazar, 25 Aralık 2011 15:08
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan fgulen.com
Devamını oku... 1

İsrail’den Abant’a katılan tarihçi Benny Morris, hepimizin gözünün içine bakarak, "tarihte Müslümanların Yahudileri dışladıklarını, hatta katliamdan geçirdikleri"ni söyledi.

Bugün İsrail’in yaptıklarına mazeret babında da "Müslümanların da katliam yaptıkları"nı, buna örnek olarak Darfur’u gösterdi. Müslümanların Yahudilere ve diğer din mensuplarına karşı nasıl davrandıklarına dair Marxist Auguste Bebel, Yahudi Max Dumant ve iyi bir Hıristiyan oryantalist olan W. Montgomery Watt’ın şahitliklerine başvurulabilir. "Hz. Muhammet ve İslam Kültürü" (Çev. V. Atayaman, İst., 1987, s. 28 vd.) adlı kitabında Bebel şunları yazar:

Pazar, 25 Aralık 2011 00:34
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan Ali Bulaç
Devamını oku... 0

Bu sözü çok seviyorum..

Bu güzel sözün bende çok güzel intibaı var. Bilmiyorum ama bu sözü ne zaman duysam, aklıma Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi geliyor...

Bana Hocaefendi'yi hatırlatan bu sözü, kendisine yapılan "karalama", "iftira" ve "fitne" menşeili yazılardan sonra hatırladığım için burkulsamda, yolunun doğru olduğunun bir göstergesi saydığım için sevinmekteyim.. zaten sözün özüde onu ifade etmiyor mu? "Sevdası Büyük Olanın İmtihanı Ağır Olur"

 

Salı, 13 Aralık 2011 23:46
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan Resul Keleş
Devamını oku... 0

Diyalog karşıtlarının yapmış olduğu sözde Diyalog Belgeseli CD’lerini hazırlayanlar, Bediüzzaman hazretlerinin, bir hadisin açıklamasını yaptığı yazısında,Yazının başındaki hadis ifadesini gizleyerek,peygamber efendimize ait olan,"Dindar Hıristiyan" sözünü Bediüzzaman hazretlerinin sözü gibi gösteriyorlar. Sonrada bu sözün Peygamber efendimize(s.a.v.) ait olduğunu bile bile saptırıp bu sözün Tuzak olduğunu söylüyorlar.

Şimdide diyalog belgeseli CD’lerinin gerçek yüzünü gözler önüne seren bölümlerinden birini inceleyelim 1.CD’de geçen ifade aynen şudur:

Çarşamba, 07 Aralık 2011 01:20
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan diyalogbelgeseli.tr.gg
Devamını oku... 0

Suçlama ve iddialaşmalarda, doğrunun ve haklı olanların ortaya çıkması ile ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’in beyan ettiği üzere mülâane ve mübâhele yoluna gidilir.

Bunlardan mülâane (liân) yani karşılıklı lanetleşme meselesinde, kocanın şâhit olduğu bir zina olayında başka şâhit bulunmadığı zaman bu husus uygulanır: “Kendi eşlerini zina etmekle suçlayıp da buna dair kendileri dışında şahit bulamayan kocalar; kendilerinin doğru söylediklerine dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin eder, şâhitlik eder, beşinci kere ise, yalancı olması hâlinde Allah’ın lânetinin kendi üzerine gelmesini ister. Hanımın ise, kocasının bu suçlamasında yalancı olduğuna dair ayrı ayrı dört kere Allah adına yemin ve şahitlik etmesi, beşincide ise kocasının doğru söylemesi halinde, Allah’ın gazabının kendi üzerine çökmesini dilemesi, kendisinden cezayı kaldırır.” (Nur Suresi, 7-9)

Salı, 06 Aralık 2011 13:02
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan Abdullah Aymaz
Devamını oku... 0

Sırf bu millete kötülük yapmak, aramıza nifak sokmak için kendisini gizlemek maksadıyla nüfus kütüğüyle oynayanların olabileceğini de unutmamak lazım. Bu yola başvurarak ülkenin kilit noktalarına kadar gelenlerin, en hayati damarlarımızda dolaşanlar olup olmadığını da devlet gibi bir devletin araştırıp bilmesi lazım.

Haftalık haber dergisi Aksiyon, içeriği ve dosya konularıyla basında gerçekten bir boşluğu dolduruyor. Son sayısında da misyonerlik tartışmalarında “Hıristiyanlaşan Türkler” konusuna açıklık getirildi.

Pazartesi, 28 Kasım 2011 23:33
Yayınlandığı yer KARA PROPAGANDA
Yazan Hüseyin Gülerce
Devamını oku... 0

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız