Müslüman, misyonere bilgi ile karşılık verir, kaba kuvvetle değil

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
25 Ara

Müslüman, misyonere bilgi ile karşılık verir, kaba kuvvetle değil

Oy ver
(0 oy)

Biz, misyonerin bilgili Müslüman'ı etkileyerek Hıristiyanlaştırabileceğine inanmamaktayız. Bize öyle geliyor ki bakkaldan aldığı ekmeği yolunu şaşırmadan evine götürebilecek kadar aklı, mantığı, ilmi olan bir Müslüman, misyoner karşısında önce şu net soruları sormaktan kendini alamaz ve der ki: - Müslüman, Hıristiyan olunca neyi kazanacak? Hangi eksiğini tamamlayacak? Hangi gerçek, Müslümanlıkta yok da Hıristiyanlıkta var ki Müslüman, Hıristiyan olsun da o gerçeği orada bulsun? Yok böyle bir eksiği Müslüman'ın. Öyle ise ne için Hıristiyan olacak Müslüman? Sebep ne? Misyonerlerin Müslüman'a teklifleri inanç yönünde olacak da diyeceklerse ki:


- Din demek peygamber ve kitap demektir. Hazreti İsa Allah'ın peygamberi, İncil de Allah'ın gönderdiği kitabıdır! Bunu böyle bilin!

Zaten Müslüman da bunu böyle bilmekte, böyle inanmaktadır. Bunun için Hıristiyan olmasına gerek yok ki? Müslüman'ken de böyle kabul ediyor, böyle inanıyor. Hatta Müslüman sadece Hazreti İsa ve İncil'in aslını tasdik etmekle kalmıyor, daha ilerisine gidiyor. İşte Bakara Sûresi 285'te, "Biz, peygamberler arasında ayrım dahi yapmayız! Hepsine de inanırız."

Öyle ise misyonerler Müslüman'a neyi benimsetip, kimi kabul ettirecek? Müslüman'ın inkâr ettiği bir ilahi kitap ve peygamber mi var ki, onu anlatıp kabul ettirmek için Hıristiyanlığa çağırsınlar Müslüman gençleri?

- Müslüman, Hazreti Âdem'den başlayarak, geçmiş bütün ilahi kitapları ve peygamberleri hürmetle kabul edip sevgiyle kucaklıyor. İnkâr ettiği bir kutsal yoktur ki, misyonerler onu kabul ettirmek için Müslüman çocuklarını Hıristiyanlığa davet etsinler.

Demek ki, bütün ilahi dinleri kucaklayan İslam'ın içinde Kur'an'ın anlattığı manada gerçek Hıristiyanlık da vardır. Ama Hıristiyanlığın içinde İslam yoktur. Durum böyle olunca, biz misyonerleri İslam'a çağırsak yanlış olmaz. Çünkü içinde gerçek manada Hıristiyanlığın da bulunduğu tam bir dine çağırmış oluruz. Ama misyonerler Müslüman'ı Hıristiyanlığa çağırsalar yanlış olur. Çünkü içinde İslam'ın bulunmadığı eksik bir dine çağırmış olurlar. Yani tam olandan eksik olana davet olur bu. İlim de, mantık da, akıl da kabul etmez tam olanı bırakıp da eksik olana yönelmeyi.

Eğer misyonerler, "İsa, Allah'ın sadece peygamberi değil aynı zamanda da oğludur!" diyorlar da bunu kabul ettirmek için davet ediyorlarsa; bu iddiayı artık kendi aydın Hıristiyanları da kabul etmiyor, nerede kaldı bir Müslüman'a kabul ettirsinler de, haşa, "Allah baba, İsa da O'nun oğludur." dedirtsinler.

Önyargısız düşünüldüğünde görülüyor ki, Müslüman'ın Hıristiyan olması, akılla, mantıkla, ilimle mümkün değil! Ama Hıristiyan'ın Müslüman olması hem aklın hem mantığın hem de ilmin gereğidir.

Çünkü kendi peygamberini ve kitabını inkâr etmeye mecbur olmuyor İslam'a girmekle. Yine Hazreti İsa Allah'ın yüce peygamberi, İncil'in aslı da yine Allah'ın gönderdiği kutsal kitabıdır. Öyle ise Hıristiyan neden çekinsin İslam'ı incelemekten. Kaybı yok, kazancı ise çoktur. Eksiğini tamamlamaktadır İslam'a girmekle. Anlaşılan odur ki, önyargıdan kurtularak düşünen Hıristiyanlar bir gün İslam'ın bu özelliğinin farkına varacak, kendi kutsalına layık olduğu yüce makamı veren İslam'ı inceleyerek:

- 'Ben burada kendi kitabımı ve peygamberimi buluyorum, benim yerim burası olabilir' diyebileceklerdir. Nitekim yer yer diyorlar da.

Ama Müslüman, Hıristiyanlık için bunu diyemeyecektir. Çünkü orada Müslüman'ın kitabı ve peygamberi yoktur. Bir kazancı da mevcut değildir. Kaybı ise pek çoktur. İslam'la kabul ettiği bütün ilahi dinleri ve peygamberi inkâr etmesi söz konusu olacaktır. Bu ise göze alınabilecek bir kayıp değildir. Hıristiyan bile olamaz bu kimse artık, ehl-i kitaptan da sayılamaz.

Bu sarsılmaz gerçeklerden dolayı diyoruz ki: Böylesine kesin bilgi ve sağlam inanca sahip olan Müslüman'ın misyonere karşı bilgiyi bırakıp da kaba kuvvetle mukabele etmesini hem İslam onaylamaz hem de Müslüman buna ihtiyaç duymaz. Çünkü İslam, ilmin gereği olan açık ve net bilgilerle anlatılır, cehaletin eseri olan kaba kuvvetle değil.


 

Son değişiklik Pazar, 25 Aralık 2011 00:34

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız