PKK, askerden çok Gülen Cemaati'nden korkuyor

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
22 Eki

PKK, askerden çok Gülen Cemaati'nden korkuyor

Oy ver
(4 oy)

PKK silahlı çatışmadan değil kendisinin besleneceği, yaşamını sürdürdüğü sosyal tabanın altından çekilmesinden ürküyor. Askerden korkusu kalmadı, çünkü savaşmaya, ölmeye ve öldürmeye alıştı. Beslenme kanalları kesilmezse de olayların biteceği yok.

Gülen Cemaati, yıllardır devletin çok uğraşmasına rağmen tam başaramadığını bölgede yapmaya başladı. PKK işte bu yüzden askerden çok cemaatten korkmaya başladı.


Gülen Cemaati bölgede "okuma odaları" diye adlandırılan bir uygulama yapıyor. Bu odalara cemaatin eğitim için çalışan büyük ağı içinden seçilen öğretmenler gönderiliyor ve özellikle bölgenin varoşlarından, fakir ailelerden seçilen çocuklara, gençlere eğitim veriyorlar. Kürt gençlere matematik, fizik ve sosyal bilimleri en iyi öğretmenler öğretiyor, kitaplar okunuyor bu odalarda.
Odadan terörist çıkmıyor

Yapılan tespitlere göre, bu odalarda eğitilip de sonra dağa çıkan tek bir genç bile olmamış. Ayrıca fakir Kürt ailelerin PKK'ya olabilecek sempatileri de ortada kalmamış, ailelere geleceğe yönelik bir umut verilmiş. Her şeyin gelecekte çocukları için daha iyi olabileceğini düşünmeye başlayan aileler, çocukları isteseler dahi onları dağa yollamaz olmuşlar.

Bu tabii ki mükemmel bir sivil inisiyatif. Hepimizin yıllardır söyleyip ama bunu nasıl hayata geçireceğimizi bilemediğimiz "Terörün sosyal beslenme ortamını yok etmeliyiz" sözünü cemaat hayata geçirmiş durumda.

Bu okuma odaları uygulamasını ben yeni öğrendim. Cemaat sadece bölgeye özel Kürtçe yayın yapan televizyon kanalı kurduğunda cemaatin bölgeye yönelik özel çalışma yapmaya başladığını hissediyordum.

Festival için Los Angeles'a gittiğimde birlikte olduğum grubun sohbetlerinde daima Kürt meselesinin ve PKK sorununun tartışıldığını görünce ve oturduğum her masada tek konunun bu olduğunu duyunca, her arkadaşın gelişmeleri perde arkasıyla birlikte çok sıcak takip ettiğini anlayınca bu özel ilginin sonuçları hakkında daha fazla bilgi almak istedim ve sorularım sonucunda bu okuma odaları uygulamasını öğrendim.

Bu uygulama sadece bölgede değil, İstanbul gibi varoşu bol büyük şehirlerde de var. Diyarbakır'a gideceğim ama oraya gitmeden önce İstanbul'daki okuma odalarını arkadaşlarla bir gezip olan biteni daha iyi göreceğim.

Hepimiz artık anlamış olmamız gerekiyor; terör dediğimiz sorun silahla, öldürmeyle, bombalamayla çözülmeyecek, aksine PKK bizi saldırganlığa teşvik eder gibi olduğundan silahla karşılık vermenin bizi yenilgiye götüreceğinden de korkuyorum. Yapılacak şey, Gülen Cemaati'nin yaptığı gibi davranmak ve PKK'nın yaşam ve beslenme alanını daraltıp bölge halkının kalbini kazanmaktır.

Bir süredir söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti'nin Gülen Cemaati ile geçmişte yaşananlar için özeleştiri yapıp resmen barışması ve birlikte hareket etmeye başlaması gerekmektedir. Zaten Türk devleti, yaşamış olduğu zihniyet devrimi sonucunda bu sürece artık hazırdır. Hâlâ eski korkuları taşıyanlar varsa, onlar da cemaatin bölgede yaptıklarını görüp bunun halka ne kadar büyük umut ve pozitif enerji sağladığını görmeli ve hazır hale gelmeliler.

Kısa süre önce yazmış olduğum bir yazıda, "Ben vatan sevgisini Gülen Cemaati'nden öğrendim" demiştim. O dediğimde ne kadar haklı olduğumu bu okuma odaları uygulamasını öğrendikten sonra daha iyi anladım.

O odaları oluşturup işletenler, mali destek sağlayanlar ve oralara gelip ders veren öğretmenler, gönüllü olarak kendilerini büyük tehlikelere atıyor ama yine de gülümseyen yüzlerle uğraşıp didiniyorlar.
Gülen, öğretmen için gözyaşı dökecekti

O öğretmenler daima tehdit altındalar. Çünkü PKK asıl tehlikenin nereden geldiğini biliyor. Ben bir yıl kadar önce konuşmak için Fethullah Gülen'i ziyaret ettiğimde, onun bölgede olan biteni ne kadar yakından izlediğini, tehdit alan öğretmenler için nasıl heyecanlandığını, neredeyse gözleri yaşaracak kadar endişelendiğini bizzat gördüm.

Bu heyecan, bu duygular oradan tüm harekete yayılıyor ve Türkiye için çok da güzel olacak işler başarılıyor.

 

Son değişiklik Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:34

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız