KÖŞE YAZILARI

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
KÖŞE YAZILARI
KÖŞE YAZILARI

KÖŞE YAZILARI (14)

Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" başlıklı abidevi şiirindeki o meşhur "nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil ayaklarımdan belli" dizelerinden hareketle yazdım başlığı.

Üstad'ı tanımayanlara ilk duyduklarında "imkânsız" dedirten; tanıyanların ise "hayır" diye karşılık verip gökyüzüne şapkalarını fırlattıkları ölümsüz sözlerden sadece biridir bu. Altı oğlunu Batı'ya vermiş bir babanın hüznünü, gamını, tasasını, kederini anlatan o meşhur "Masal" şiirindeki dizelere bakın isterseniz; bana hak vereceksiniz. 21 yaşında olduğu söylenir; evet, 21 yaşında iken kaleme aldığı Mona Rosa şiirine bakın, beni tasdik edeceksiniz. Hele orada "anlarsın ölüler niçin yaşarmış" mısrasına geldiğinizde heyecanı dorukta küheylanlar gibi havaya fırlarsınız.

Pazartesi, 09 Ocak 2012 16:52
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Ahmet Kurucan
Devamını oku... 1

Birkaç aydır Said Nursi'nin Risale-i Nur Külliyatı'nı ve Fethullah Gülen'in Gönüllüler Hareketi'ni inceliyorum. Türkiye'de Said Nursi ve Fethullah Gülen cami hocası gibi algılanıyor. Said Nursi'nin kitaplarına bakıyorum, cami hocasının elinden çıkmış gibi değil. Fethullah Gülen'in eğitim faaliyetlerine bakıyorum yine cami hocasının yapabileceği işler değil.

Said Nursi Van'da bir mağaradan yola çıkıyor! Fethullah Gülen İzmir'de bir cami penceresinden!

Perşembe, 05 Ocak 2012 11:36
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Meltem Gürsoy, Yerel Gündem
Devamını oku... 12

Şüphesiz Türkiye'nin geçmiş 30-40 yılına damgasını vuran, günümüzde de değişik vesilelerle sürekli gündeme gelen hareketi, Gülen ve onun tavsiyelerine uyan gönüllülerden oluşan hareket. Öyle görünmektedir ki; önümüzdeki yıllarda da bu hareket geçmiştekilerden farklı olarak çok daha ilmi ve seviyeli bir şekilde araştırılıp tartışılmaya devam edecek. Kimilerinin tarikat, kimilerinin cemaat, kimilerinin ise de daha farklı isimler verdiği bu oluşuma en doğru ismi hareketin fikir mimarı olan sayın Gülen'in bizzat kendisi vermiştir. Evet; bu hareket ne bir cemaat ne de bir tarikattır. Sosyolojik olarak baktığımızda harekete verilebilecek en doğru isim "gönüllüler hareketi"dir.

Pazar, 25 Aralık 2011 16:08
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Taha Ünal
Devamını oku... 0

İkindi sohbeti bitmek üzere. Kısa kısa da olsa tamamlayıcı bazı sorular soruluyor.

Bitmek üzere olan sohbette insanlara bir şeyler anlatma mevkiinde bulunan mürşidlerin def'i bela kabilinden değil de, bir sohbet için günler öncesine dayanan hazırlık yapması ve bunun lüzumu üzerine bazı değerlendirmelerde bulundu. Beyin sancısından bahsetti, Kur'an ve sünnet başta, beslenme kaynaklarının hallaç pamuğu gibi atılmasından dem vurdu. İmamı Azam, İmamı Gazzali, İmamı Rabbani ile başlayan birçok devasa şahsiyetin ismini vererek onları okumanın gerekliliğini anlattı ve mevzular aynı olsa bile usul ve üslup dedi, tasrif dedi, örnekler verdi. Mürşidin anlattığı şeyleri yaşamasından bahis açtı, fıkıh, tefsir, hadis, tasavvuf, kelam bütünlüğüne işaret etti.

Pazar, 25 Aralık 2011 15:30
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Ahmet Kurucan
Devamını oku... 0

Prof. Dr. Ides Nicaise, Leuven Üniversitesi'nde Eğitim Bilimleri Fakültesi'nde öğretim üyesi...

Aynı zamanda üniversiteye bağlı HIVA isminde İş Ekonomi, Göç ve Eğitim Araştırma Enstitüsü'nde Eğitim Departmanı sorumlusu, Belçika ve dışında tanınmış, çok saygın bir akademisyen... Uzmanlık alanı eğitimde ayrımcılık mekanizmaları, göçmen asıllı öğrencilerin eğitim durumu, sosyal eşitsizlik ve benzeri konular...

Prof. Ides Nicaise ile İstanbul'a hizmeti, eğitim hareketini tanıma gezisi yapıldı...

Pazar, 25 Aralık 2011 15:05
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Abdullah Aymaz
Devamını oku... 0

Asrın başında yaşanan harplerin ardından milletimizi ayakta ve bütün unsurlarıyla beraber tutan en muharrik güç olan Kur’an, kendi ruhundan arındırılmış bir göstermelik sevgi ile raflarda, atlas kılıflar içinde saklanmaya başlandığında, Izdırap yıllarının şairi Mehmet Akif hicranla şöyle seslenir.

Ya açar nazmı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

Perşembe, 15 Aralık 2011 00:16
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Kemal Gülen
Devamını oku... 0

Güzel insanlar, güzel işleri, güzel yerlerde, güzel zamanlarda, bir de güzel yapınca o kadar güzel oluyor ki! İngilizlerin "beauty is in the eye of the beholder" diye bir sözü var: "Güzellik bakanın gözündedir" diye çevirmek mümkün.

Ama güzel bakıp güzel görmenin de asgari bir varoluşsal gereksinimi var. Hiç değilse var olmalı canım! Hiçbir şey yapmayanlara güzel bakıp, 'vay ne güzel, hiçbir şey yapmıyorsunuz,' demek, yuhalanmaya davetiye çıkarmaktır. Hüsn-ü basarın hüsn-ü sîretle iktiran ettiği an olsa gerektir ki şaire "Hüsn olur kim seyrederken ihtiyâr elden gider" satırını yazdırmış...

Cuma, 18 Kasım 2011 13:33
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Kerim Balcı
Devamını oku... 0

New Jersey- Küreselleşme ile birlikte terör, insanlığı bir yol ayırımına getirmiş bulunuyor. Hakim güç olarak Batı dünyası kuvveti mi dayatacak, yani bir “medeniyetler çatışması”ndan medet mi umacak, yoksa içine doğru sürüklendiğimiz kaosun getireceği felaketler görülerek bir “kültürlerarası diyalog” yoluna mı gidilecek? ABD, İngiltere, İspanya, Türkiye, Mısır ve daha pek çok ülkedeki terör olayları; “medeniyetler çatışması”nda İslam’ın ve Müslümanların -maksatlı ve haksız yere- meselenin taraflarından biri haline getirilmek istendiğini de anlatıyor.

Pazar, 13 Kasım 2011 13:40
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Hüseyin Gülerce
Devamını oku... 0

PKK silahlı çatışmadan değil kendisinin besleneceği, yaşamını sürdürdüğü sosyal tabanın altından çekilmesinden ürküyor. Askerden korkusu kalmadı, çünkü savaşmaya, ölmeye ve öldürmeye alıştı. Beslenme kanalları kesilmezse de olayların biteceği yok.

Gülen Cemaati, yıllardır devletin çok uğraşmasına rağmen tam başaramadığını bölgede yapmaya başladı. PKK işte bu yüzden askerden çok cemaatten korkmaya başladı.

Cumartesi, 22 Ekim 2011 22:29
Devamını oku... 0

Diyalog ve hoşgörü, benim insani yönümden kaynaklanıyor olsa, kalıcılık vaat etmez. Bunun kaynağı dinimizdir. Terörle karartılan İslam'ın çehresini diyalog sayesinde, yeniden kendi güzelliğiyle anlatma süreci başlamıştır.

Diyalog ve hoşgörü son yıllarda gündemde ama bazıları bu konuda samimi olmadığınızı düşünüyor?

Perşembe, 20 Ekim 2011 20:37
Yayınlandığı yer KÖŞE YAZILARI
Yazan Mehmet Gündem
Devamını oku... 0

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız