M. Emin Koç’un "Bayram üstü sahnelenen diyalog zenneliği" yazısına cevabtır

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
17 Kas

M. Emin Koç’un "Bayram üstü sahnelenen diyalog zenneliği" yazısına cevabtır

Oy ver
(2 oy)

Yeni MesajGazetesinde 15.12.2005 tarihinde yayınlanan  M.Emin Koç’a ait “Bayram üstü sahnelenen diyalog zenneliği “ yazısına cevabtır :

Bazen Yazarlar İlmi bir mahiyetten ziyade , yazı yazmak veya “yazı yazdım” densin diye bir konuyu Kaleme aldıklarında , dönüp dolaşıp aynı yere geldiklerinin bile farkına varamazlar. Bu Gazetelerin başında Yeni Mesaj , Yazarlarından biride M.Emin Koç Bey’dir.


Fethullah Gülen Hocaefendinin , Papa 2.Jean Paul’e yazdığı mektubunda geçen   “Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi misyonun bir parçası”  ifadesine atıfta bulunarak onu “Türkiyeli bir misyon eri” nitelemesi İlmi kapasitesizliğinin göstergesidir. Çünkü ” Papalık Misyonun bir parçası “ ifadesi ile “Dinlerarası Diyalog misyonunun bir parçası”  arasındaki farkı bile görmek istemeyen Yazar , ancak kendisine Hakikatı karanlık yapmış olur ! (1)

500 sene önce İspanya’da mazlum durumuna düşen Yahudileri Osmanlının bağrına basmasını ve onların can,mal , namus , din ve vicdan hürriyetlerini koruduğunu belirten yazar , ne hikmetse , “affedebileceğimiz her şeyi affetme” Hoşgörüsünü dillendiren Hocaefendi olunca niyet sorgulama memurluğuna soyunuyor ve  “Efendim , Osmanlınınki Hoşgörü ama Gülen’inki Vatikan İtikadının bir parçası”  deme acizliğini gösteriyor .

Türkiye’de pek çok Dindar ile uğraşmayı marifet bilen eski DGM Başsavcısı N.M.Yüksel’in Fethullah Gülen Hocaefendi hakkında hazırladığı iddianamesinde geçen  “Saraybosna’da akan kanın ardında Vatikan vardır. Keşmir’de akan kanın ardında Vatikan vardır.”  cümlesini delil yapan Yazar , kendince Hocaefendinin aynı Vatikanla bugün Diyalog faaliyetlerinde bulunduğunu eleştirmektedir. Halbuki , Mekke Fethine kadar İslam ve Kur’anın hep karşısında yer almış Ebu Süfyanlar , İkrime’ler , Vahşiler , nasıl ki daha sonraları bir iyi niyet belirtisi olarak İslam’a yakınlaşma temayülü göstermişler ve Efendimiz (SAV) onları geçmişteki zulüm ve yanlışlarına rağmen , bu hatalarını yüzlerine vurmak yerine ,  İslamı sevdirme adına  onlarla temasa geçmiş ve bizlerede bu noktada örnek olmuştur.  Yukarıdaki ifadeler Hocaefendiye ait olsun veya olmasın , geçmişte İslama kim düşmanlık yapmışsa , veya düşmanlık yapanlarla aynı cephede yer almışsa ve bugün artık aksini beyan ediyor , Müslümanlara yapılan zulümleri kınıyor ve Barış için mücadele ediyorsa , Efendimiz (SAV) ‘min yaklaşımını Hocaefendinin sergilemesini eleştirenlerin Siyer-i Nebeyiyeden nasibleride o kadardır ! Kur’an bu Hakikati teyid ediyor:” (Ey Muhammed!) İman edenlere söyle: Allah'ın cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar. Çünkü Allah her kavmi kazandıklarıyla cezalandıracaktır.(Casiye,14)

Yazar , İlmi seviyesinin yetersizliğinden midir yoksa anlama kapasitesizliğindenmidir veya anlamama rolününmü gereğidir bilinmez , Ahmet Şahin Hoca’nın “ Amentüde ittifakımız var “ (2) cümlesini , Hocaefendinin “Kur’an’daki Yahudi ve Hıristiyanları kınayan ve azarlayan ayetler, ya Hazret–i Muhammed (A.S.M) döneminde yaşayan ya da kendi peygamberleri döneminde yaşayan bazı Yahudi ve Hıristiyanlar hakkındadır ”  (3) “Herkes... Kelime–i tevhidin ikinci bölümünü, yani ‘Muhammed Allah’ın Rasulüdür’ kısmını söylemeksizin sadece ilk kısmını ikrar eden kimselere rahmet ve merhamet bakışıyla bakmalıdır “ (4) ve Zaman gazetesinde Haber olara çıkan ”Diyalogdan düğüne... Hıristiyan Lester ile Müslüman Meryem’in nikahları papaz, haham ve müftünün huzurunda kıyıldı...” (5) çarpıtmalarını defatle cevablamamıza rağmen hala gündeme getirmektedir. Farklı dinlerin birlikte dua etmelerini , “ortak ibadet ediyorlar” şeklinde eleştiren Yazar’ın “ortak ibadet” ile “birlikte dua etmenin “ arasındaki farkıda bilmediğini görmekteyiz. Melik Şah’ın (6) ve İmamı Evzai’nin (7) cenaze namazılarna iştirak edip dua eden Hıristiyanlara nediyecektir acaba ?  

Yazar , İddiasının devamında, Hürriyet Gazetesinin 12 Nisan 2005 tarihli bir haberine isnaden Prof. Dr. Şinasi Gündüz’ün “Ülkemizde son dönemde 15 bin kişi Hıristiyanlaştırıldı” dediğini delil getirmesine rağmen, ilgili yazıyı yine kendince çarpıtmış , araştırmanın misyonerlerin verilerine göre yapıldığını ve  son döneme ait rakamlar olmadığını görmemezlikten gelmiştir. (8)  Diğer yandan , yazar madem misyonerlerin araştırmalarına güveniyor idi ise , Türkiye Protestan Kiliseleri Birliği Sözcüsü İSA KARATAŞ ‘ın “Türkiyede 81 tane Kilise evinin” varlığını beyan ettiği areaştırmasına ve “30 bin kilise evi” olduğu iddialarının ise hayal ürünü olduğunu (9) niye Köşesinde dile getirmemektedir ?

Yazarın diğer iddiası ise yine gülünçtür . Bir dönem  (13 Ekim 1982 -1 Mart 1984) Fatih Kolejinde işçi olarak çalışmış ( yetişmiş değil ) ve şimdilerde Presbiteryen Kilisesi Papazı olan Turgay Üçal ile , yine 1991’de Kırıkkale’de ateist bir üniversite öğrencisi iken üç ay Cemaat yurdunda kalan Türk Presbiteryen Kilisesi Papazı Yavuz Kapusuz’a “nurcu papazlar” yakıştırmasında bulunmaktadir. Aynı mantığı ele alırsak , bir dönem Yeni Mesaj’da yazı yazan ve Aydınlıkçı İşçi Partisi ile BTP Partisini “Ulusalcı Çizgide” buluşturan ve bundan derin haz aldığını belirten (10)  kendi Yazarları için bizim ne dememiz gerektiği husunda ne diyecektir acaba ? Bir insan çalıştığı işyerine göre veya misafir kaldığı bir müesseseye göre nasıl tasnif edilebilinir ? 

Yazar son iddiasında ise, Aksiyon Dergisinin  İnternetteki 564.Sayısında ,  Google ilanlarında “Misyonerlik sitesinin” reklamını yaptığını belirtmiş ( İlan yapıldığını varsaysanız bile yapan Google’dir) , ancak bunu delillendirecek birtane ciddi belge sunamamamıştır ! Sundukları belge herhangi bir kişi tarafında düzenlenecek ciddiyetsizlikte bir belge tasnifine girmektedir. Bunun üzerine bizde kendilerine şunu sormuştuk :” Birileri Yeni Mesaj Gazetesinin İnternet Sitesinin üstüne bir ateist sitenin İlanını çıktığını iddia etse ve bize çıktısını gösterse hemen inanmamızmı lazım ? Madem iddianızda bukadar emindiniz , neden bir Noter’den o Sayfayı aslına uygundur şeklinde tasdik etmediniz ?

Yazar , yazısını”Sizin dininiz size, bizim dinimiz bize” şeklinde bitirirken M.Emin Koç Bey’e bizim de diyeceğim bir husus vardır :

“ Bizim İslam dinimiz hem bize hem de size yetecek kadar engin dir. Gelin , artık şu inadınızdan vazgeçin , ve Allah’ın sağnak sağnak lutfuna mazhar bir camiaya karşı Karmati hezeyanı ile mücadele etmekten vazgeçin.”

_______________________________________________
(1) http://www.gencadam.net/content/view/149/57
(2) http://www.gencadam.net/content/view/154/57
(3) http://www.gencadam.net/content/view/174/57
(4) http://www.gencadam.net/content/view/164/57
(5) http://www.gencadam.net/content/view/173/57
(6) Osman Turan, Türk Cihan hakimiyeti mefkuresi tarihi,  İst.1979,I, sy.288-289
(7) Prof.Dr.Davut Aydüz , Tarih boyunca Dinlerarası Diyalog
(8) 12 Nisan 2005 Hürriyet Gazetesi , Prof. Dr. Şinasi Gündüz’ün misyonerlik isimli Kitabı üzerine
(9) Aksiyon Dergisi , 17.01.2005 , Senaryo misyonerlik, hedef ne?
(10) Yeni Mesaj , 11.06.2002, Hüseyin Mümtaz



 

Son değişiklik Perşembe, 17 Kasım 2011 00:22

15 yorumlar

  • ferhat satır

    kimse kusura bakmasın; ben eğer bir müslümanın hemde kendısıne hocaefendı dıye hıtab edılen bir şahsın ağzından'' vatikanda ölmeyi düşledım'' şeklinde bir açıklama duyarsam eğer başka hiçbir ayet yada hadis e gerek duymadan ben bu adamın ımanından şüphe ederım,çünkü Efendımız(s.a.s.) e gerçekten aşık bir mümin vatıkanda değil,medınede ölmeyı düşlemelıdır,ve bir mümin eğer o yaşa kadar hiç kendisi evlenmeden Allahın emırını yaymaya kalkıyorsa yine şüpheye düşerım----hangi dinin din adamları evlenmez????

    ferhat satır Pazar, 11 Aralık 2011 00:19 Yorum Bağlantısı
  • ferhat satır

    kimse kusura bakmasın; ben eğer bir müslümanın hemde kendısıne hocaefendı dıye hıtab edılen bir şahsın ağzından'' vatikanda ölmeyi düşledım'' şeklinde bir açıklama duyarsam eğer başka hiçbir ayet yada hadis e gerek duymadan ben bu adamın ımanından şüphe ederım,çünkü Efendımız(s.a.s.) e gerçekten aşık bir mümin vatıkanda değil,medınede ölmeyı düşlemelıdır,ve bir mümin eğer o yaşa kadar hiç kendisi evlenmeden Allahın emırını yaymaya kalkıyorsa yine şüpheye düşerım----hangi dinin din adamları evlenmez????

    ferhat satır Pazar, 11 Aralık 2011 00:18 Yorum Bağlantısı
  • erkam

    Doğudur kardeşim. Kesin inançlılık derken seni anlatıyordum işte. Bunu anlaman için çok fırın ekmek yemen lazım. Ayeti hatırladım şimdi. Selam R.KELES kardeşim.

    erkam Cuma, 09 Aralık 2011 00:13 Yorum Bağlantısı
  • R.KELES

    muhatap alınma gayreti içinde değilim, müsterih olun..

    Olayın özü, Fethullah Gülen (ben sadece kendimi örnek olarak söylüyorum, etrafımda şahit olduğum sonradan müslüman olan ingilizler yada türkler için olayı genişletmeyeceğim) benim hidayetime vesile olduysa, dinimi tanımama Peygamberimi tanımama vesile olduysa, demekki; üzerine güneşin doğup battığı herşeyden daha hayırlı bir işe vesile olması hasebiyle doğru yoldadırlar.

    VESSELAM.....

    R.KELES Perşembe, 08 Aralık 2011 23:53 Yorum Bağlantısı
  • erkam

    R.KELES kardeş muhatap almadığımı söylemiştim. Provakatör: pro' (en önde olan) + 'vokatör' (vokallilk eden, bağıran) Yani en önde bağıran demekmiş. Öncüler kur'anda övülmüştür. Aslında iyi bir şey olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki seninle olan konuşmamız cedele dönüşmüştür. O yüzden bu konuya girmeyelim. Ama söylediğimi dikkate almanı tavsiye ederim. Allah'ın sözünü bilmeden, kullarınkine inanma. Hidayet sadece budur. Ahlak sahibi olabilirsin. Fakat başka bir insanın sözüne koşulsuz inanmışsan, bu şirktir. Eğer bu durumda isen ve sorgulamıyorsan, maalesef şirk içindesin. Bunu iyiliğin için söylüyorum. Herkes kendi başına haşrolacak. Yani kendinden mesulsün. Bunu düşün. Bırak beni veya başkalarını suçlamayı. Kendine bakman daha hayırlı olur.

    erkam Perşembe, 08 Aralık 2011 22:44 Yorum Bağlantısı
  • R.KELES

    Kardeşim ya bende anlatım özürlülüğü ya sizde anlama kıtlığı var!

    Provakakör olarak nitelendirme için: şunu ifade etmeye çalışıyorum; siz kendi yaptığınız müsbet hareketleri bırakıp, Allahın rızasına tabi olduğunu düşündüğünüz işleri bırakıp, başkasında kusurlar arıyor iseniz, küffarın fitne peşinde koştuğu bir zamanda bir takım konuları özellikle cımbızlayıp (ve hatta hizmeti külliyen inkar içinde sayarak) bazılarının işine yarar hale getiriyorsanız vede asıl gayemizi anlamamakta ısrar ediyorsanız, bende size artık farklı bir gözle bakarım kusura bakmayın.. bunu demek istedim.. Sizin olayı Allaha bırakmanıza gerek yok zaten her şeyin Onun gözetiminde olduğunun farkındayız..


    Hidayet meselesine gelince; bakın olayı üstü kapalı nasıl izah etmeye çalışmışım: "... Eğer siz avrupanın çirkeflikleri arasından birileri tarafından çekip çıkarılmadıysanız beni anlayamazsınız... bilmem anlatabildim mi?!!"

    Kardeşim ben fuhuş medeniyetinin başkenti, ahlaksızlık kıtasının göbeği avrupada boğazıma kadar gühana saplıyken bu hizmet erleri tarafından kendime getirildim. (o yüzden ayaklarının altına başımı koyuyorum) hani insanın hidayetine vesile olmak ile ilgili hadisi şerifi eklemişsinizya.. ona binaen kendimden örnek verdim..yani bu hizmet birilerinin hidayetine vesile olarak o hadise mashar oluyor kardeşim sen müsterih ol.. şahsım buna misal teşkil ediyor..

    selametle kal..

    R.KELES Perşembe, 08 Aralık 2011 01:02 Yorum Bağlantısı
  • erkam

    "Bir kimse başkalarını ayıplar durur,daima kötülüklerini anar ve "insanlar bozuldu,battı" gibi sözler söylerse;kendisi onlardan daha ziyade batmış,yani onları ayıplamakla girdiği günah sebebiyle kendi hâli onlarınkinden berbat olmuştur. Bu hâl,onu çok defa kendini beğenmeye,kendini başkalarından daha hayırlı görmeye sevk eder."
    Evet çok hikmetli bir hadis. Katılıyorum. Fakat bunu kimseyi eleştirmemek lazım şeklinde anlamak da doğru olmasa gerek. Eleştiri iyi niyetle yapılır. Karalama kötü niyetle yapılır. Karalayan, karaladığını muhatap almaz. Ama eleştiren alır. Eğer hayır umuyorsanız, olaya vicdanınızla bakın. Hep kendinizi doğru yolda, yanlışsız görüp, eleştirenleri suçlayarak bir yere varamazsınız. Eleştiriye dayanamıyorsanız, buraya yorum kısmını koymamanız gerekirdi. Bunu yapmıyorsanız, eleştirileri de göze almalısınız.

    Kendini eleştirmek, eleştiriyi kabullenmeyi gerektirir. Allah razı olsun bu hadisi hatırlatarak, acaba nefsi davranıyor muyum diye kendimi tekrar sorgulamama vesile oldunuz. Bu hayır oldu. Fakat dikkat edin, beni eleştirdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Cahillikle, kıskançlıkla, anlayışsızlıkla vs suçlamıyorum. Bu şekilde ancak anlaşabiliriz. Yoksa şunu da yapabilirsiniz: Biz yeterince büyüdük, kendimizi diğer düşüncelere kapatalım ve bildiğimiz yolda devam edelim. Bu da bir seçenektir. Fakat herkes üzerine düşeni yapmalı. Mü'minler birbirini temizleyen iki el gibidir diyor başka bir hadiste. Temizlerken birbirimizin canını yakabiliriz. Fakat bunu göze almıyorsak, temizlenmekten korkuyoruz demektir. Ve hesap gününde cezalandırılmamızı gerektirir. Allah korusun.

    erkam Çarşamba, 07 Aralık 2011 17:38 Yorum Bağlantısı
  • Çakır

    Evet haklısınız söylediğiniz gibi aynen "sorgulamamak rab edinmektir". Kişi başkalarını sorgulamaktan vakit bulup kendi nefsini sorgulamıyorsa kendi nefsini Rab edinmiştir. Başkalarını eleştirmekten kendini eleştirmeye zaman bulamayanların eleştirileri makbul değildir. Peygamber efendimizin hadisinde söylediği gibi: "Bir kimse başkalarını ayıplar durur,daima kötülüklerini anar ve "insanlar bozuldu,battı" gibi sözler söylerse;kendisi onlardan daha ziyade batmış,yani onları ayıplamakla girdiği günah sebebiyle kendi hâli onlarınkinden berbat olmuştur. Bu hâl,onu çok defa kendini beğenmeye,kendini başkalarından daha hayırlı görmeye sevk eder." Gencadam.com gibi bir site kendimizi sorguluyor olduğumuzun delilidir. Keşke iftiralar.org gibi bir site sizler tarafından açılsaydı da attığınız iftiraları sorguluyor olsaydınız.

    Elbette Fethullah Gülene iman ederek hidayet olmaz,İmam-ı Rabbanide iman ederekte hidayet olmaz, İmam-ı Gazaliyede iman ederek hidayet olmaz. "Demek peygamber değiller, amentünün şartlarında yoklar, o halde eleştirelim" mantığı, nefsini aşamamış ve nefsini kusurlu görmeyenlerin yaklaşımını andırmaktadır. Çünkü hakiki mümin,kendi kusur ve eksikleri ile meşgul olandır ! Evet hep eleştirilen bizlerde, eleştiriyi yazan sizlerde insan olmanın gereği kusursuz değiliz. Ancak,Rabbim beni başkalarının hata ve kusurlarını araştırma memuru olarak tayin etmediğine göre, kendisini mücrim ve günahkar ilan eden bir Hak Dostunun ancak eli öpülür ve kendisine hürmette kusur edilmez !

    Yoksa,?Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın? (Hucurat:12) Ayetinin tehditine muhatab olunur.

    Çakır Çarşamba, 07 Aralık 2011 14:09 Yorum Bağlantısı
  • Erkam

    Yani söylediklerimden su sonucu çıkardı isen bana diyecek bir şey bırakmıyorsun. Bu sözlerini Allaha havale ediyorum. Anlaşılan senden başka eleştirileri üzerine alınan da yok. Sen git ağabeyin gelsin.
    Hidayet bulmuş. Fethullah Gülene iman ederek hidayet mi olur? Sorgulamamak rab edinmektir. bkz tevbe 31 tefsiri
    Dediğim gibi muhatap alacağım kaliteden yoksun biri ile konuşmam doğru değil. Stv gibi provakator ilan edin hemen. Allaha bırakıyorum karşılık vermeyi. Sana da, bana da...

    Erkam Çarşamba, 07 Aralık 2011 13:27 Yorum Bağlantısı
  • R.KELES

    Mübarek acıtasyonu baştan beri siz yapıyorsunuz. karşıdakini suçlu görerek sanki kendiniz Allah rızası istikametinde gece gündüz hizmet ediyormuşsunuzda aksine Fethullah Gülen cemaati aksini yapıyormuş gibi göstermeye çalışıyorsunuz.. değil ise şayet kusura bakmayın ama bu durumda provakatör olarak adlandırmam gerekecek sizi!! Çünki dışardan verdiğiniz imaj bunu gerektiriyor.

    Bakın ne güzel söylemişsiniz, "Fakat su hadis cok önemli: "bir insanın hidayetine (Allaha inanıp, ona "Kuranda anlatıldığı şekilde" teslim olmak) vesile olmak, dünyada üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır."

    Ben de bu bağlamda şu cemaatin fertlerinin ayaklarının altına başımı koyuyorum işte. Çünkü bizzat kendimi buluyorum "hidayete erenler" olarak nitelendirilen kesimler arasında.. Eğer siz avrupanın çirkeflikleri arasından birileri tarafından çekip çıkarılmadıysanız beni anlayamazsınız... bilmem anlatabildim mi?!!

    R.KELES Çarşamba, 07 Aralık 2011 00:08 Yorum Bağlantısı

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız