Hristiyan nur talebeleri(!)

Genc Adam

EZAN - DİYALOĞUN MEYVESİ

OSMANLI VE ECDADA SAYGI

SEVGİ DİLİNİ HAYAL EDİN

MUHTEŞEM YÜZYIL'A TEPKİ

A+ R A-
22 Eki

Hristiyan nur talebeleri(!)

Oy ver
(2 oy)

Evet bildiniz , yine bir M.Emin Koç klasiği(1) . İslam’ın “Nurlu” Hizmetinin Hıristiyanlar içinde bile neş’et etmesinden rahatsız olan yazarlardan biri . Çünkü onlara göre , dünya şumüllü bir tebliği başkaları değil ancak ve ancak kendileri yapmalıdır.
Kendileri dışında Din-i mübini İslam’a faydası olanların Allah katında bir değeri harbiyesi yoktur ! Bu zevata göre ; Allah katında başkalarının yaptıkları güzellikler, kendi yanlışlarına racih edilemez. Tebliğ yapılacaksa da ancak “kendileri” yaparlar , şayet başkaları  yapıyorsa da mutlaka dünyevi bir “menfaatleri” vardır.


Peki "Hıristiyan nur talebleri" ile ne kast ediliyor ?

Objektif bakıldığında , “Hıristiyan Nur Talebesi” ifadesinden iki anlam yüklenebilirler :

1-) Hadiseye Muhammedi (SAV) edeb ,ahlak ve hüsn-ü zan penceresinden bakanlar şöyle anlarlar ; muharref Hıristiyanlık içinde İslam Nurunun tezahür etmesi sonrası , Kur’an ve Efendimiz (SAV) ‘me iman etmelerinin yanında , İslam’ı Hıristiyanlığı tamamlayan bir din olarak kabullendiklerinden, kendilerini “Hıristiyan Müslümanlar” addederler ki, Bediüzzamanın yaklaşımı ile “Müslüman İsevi”  ünvanı buna işarettir. Bu insanlar , 5 vakit namaz kılıp, oruc tutarak İslam'ın Farzlarını yerine getirmeye çalışırlar. Evet , madem İslam dini Hıristiyanlığı tamamlamak için inmiş ve son oktayı koymuştur, o zaman Hıristiyanlık içinde tahrif olmamış ve İslama aykırı düşmeyen bir takım güzellikleride almakta sakınca görmezler . Bu insanları , Kur’anı ve Efendimiz (SAV)’ mi sevdirmeye vesile olan "nur talebleri”  olduğu için vede Nurlara muhabbet edip Cevşen gibi günlük evrad-ı ezkarıda okumaya çalıştıklarından dolayı kendilerine , M.Emin Birinci ağabeyin dediği gibi “Hıristiyan nur talebeleri” olarak nitelendirilebilinirler .

2-) Hadiseleri su-i zan bataklığından baktıklarından dolayı , bulanık görenlere göre “Nur talebeleri” , Müslümanları Hıristiyanlaştırmak adına İslamdan taviz verir , teslis Hırsitiyanlığını Hak bir din görür , bu zümreyide ehl-i necat yaparlar . İşte buna istinaden Hıristiyanlar içinde neşet eden ve “Nur Hizmetini” alkışlayan Hıristiyanlara  “Hırisitiyan nur talebeleri” denir….

Herkes kendi karekterinin gereği ve anlayış  kapasitesine göre bakar ve yorumlayabilir. Aynı , "Papalık misyonunun bir parçası olmak", “nurcu papazlar” konularını gündeme getirip çarpıtmaları gibi. Neden işin manasını öğrenmek yerine su-i zan edilmek istenmektedir acaba ? Neden ? Aynı Allah'a , aynı Kitaba iman eden kardeşlerinin bu güzel inkişaflarını alkışlayacakları yerde....Bir kişi , Allah'ın(CC) Birliğine Hz.Muhammed'in (SAV) peygamberliğine iman edip , Kur'an ve Sünnete göre hayatını tadil etmişse , lakin kendi anlayışına göre hala kendisine "Hıristiyan" olarak görüyor ve İslam'ı  Allah'ın gönderdiği son din olarak telakki ediyorsa , neden bundan rahatsız olunuyor anlamış değiliz. Belki bu süreç sonunda onlarda kendilerinin "Müslüman" olarak tarif edecekler fakat biraz zamana ihtiyaçları var. Evet Bediüzzaman hazretleride işte bu sürece parmak basıyor ve diyorki : "Ey ehl-i kitap! İslamiyeti kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esasat-ı diniye üzerine bina ediniz" (2)

Yanlız , bu sefer dikkatimizi çeken bir diğer noktada M.Emin Koç Bey'in “Amentüde ittifakları var”  konusunu gündeme getirmemiş olmasıdır. Hayret !  Herhalde konuya artık müdrik olduğunuzdan olsa gerek ..

Son olarak , zikrettiğiniz Hadis-i Şerifte (3) geçen “müşrik” ifadesini ,  “Yahudi” ve ”Hıristiyan” olarak sınırlandırmanız , Ehl-i Sünnet itikadında “Müşrik” ile “ehl-i kitab” kavramlarını karıştırdığınız göstermektedir. Ehl-i Kitab zahiren müşrik değildir. Diyalog yapanları budenli eleştireceğinize en azında konu ile alakalı bir Fıkıh Kitabı okumanızı , hatta ilkini bizim bir hediyemiz olarak kabullenseniz nasıl olur ?

Dipnotlar
(1) Yeni Mesaj gazetesi , 21.12.2005 tarihli M.Emin Koç Köşe yazısı
(2) İşârât'ü-l İ'câz s.52
(3) Ebu Davud, Sünen, Fiten, 1, Melahim 3; İbn Mace, Sünen, Fiten, 9

 

Son değişiklik Cumartesi, 22 Ekim 2011 21:15
Bu kategorideki diğerleri: Kilisedeki Hilal »

2 yorumlar

  • Erkam

    "Çağırdığı zaman Allah'a çağıran, salih amel işleyen ve BEN MÜSLÜMANLARDANIM diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet 33)

    Bu "hristiyan müslümanlar" bu ayete iman etmiyorlar mı?

    İkincisi, Hz. Peygamber zamanında ve sahabe zamanında kendini böyle adlandıran, böyle adlandırılmalarına müsaade edilen kimse var mıdır?

    Erkam Pazartesi, 06 Şubat 2012 19:18 Yorum Bağlantısı
  • mustaf

    "Kur’an ve Efendimiz (SAV) ‘me iman etmelerinin yanında , İslam’ı Hıristiyanlığı tamamlayan bir din olarak kabullendiklerinden, kendilerini “Hıristiyan Müslümanlar” addederler ki...."
    Benim bildiğim müslüman olmuş hıristiyanlar hep olagelmiştir. Ama yukarıda anlatıldığı tarzda bir insan grubu fiilen olmadığı gibi aklen de mümkün değildir.Tevil tevil diye aklımızı izanımızı biz kenara koymayalım,siz koymuşsunuz da.

    mustaf Pazar, 29 Ocak 2012 17:00 Yorum Bağlantısı

Yorum yapın

Lütfen "Yorumu Gönder" butonuna bir defa tıklayın. Yorumunuz yönetici onayı olmaksızın yayınlanacaktır. Yorumunuzu görmek için sayfayı yenileyebilirsiniz.

(*) işareti ile belirtilmiş alanların doldurulması zorunludur.

Gönüllüler Sayfamız

En Son Eklenenler

En Çok Okunanlar

En Çok Yorumlananlar

  • Resul Keleş "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" ile ne kasdedilmektedir?
    Yazan Resul Keleş

    Soru: Günümüzde itikad-i kamil noktasında İslam'dan başka bir din yokken "Ehl-i Kitapla Amentüde İttifakımız Var" sözü ile ne ifade edilmeye çalışılmaktadır?

    Bazı çevreler tarafından kasıtlı olarak saptırılan ve bir takım çevreler tarafından ise gerçek manada anlaşılmasında güçlük çekilen bu konuda, evvela bahse mevzu konunun(1) sadece "başlığı" itibari ile değerlendirilmeyip, tüm içeriği ile bir bütün olarak ele alınması, mülahaza edilmesinde fayda olacağı kanaatindeyiz.

    30
  • Dr.Emin Şimşek Hizmet için okul mu, başörtüsü mü?
    Yazan Dr.Emin Şimşek

    Soru : “Okumayı istemek ile okumamak arasında kalan bir insan ne yapmalı . Ülke ve millet adına okumak mı yararlıdır, okumamak mı' Dinin füruata ait bir meselesinde bu denli hassas olmak mı, yoksa tercihini başka istikamette kullanmak mı gerekli' Kişi kanaatı vicdaniyesi ile bu mevzuda hükmünü verip öyle davranmalıdır.

    27
  • Ömer Sevinçgül Kitap ehlini dost edinmeyin...
    Yazan Ömer Sevinçgül

    Bir ayet okudum.."ey iman edenler, yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin. onlar birbirlerinin dostudurlar. sizden onları kim dost edinirse, kuşkusuz onlardandır. şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna hidayet vermez." diyor... bizim rum, ermeni, yahudi komşularımız var... birbirimize gider geliriz... ayrıca, benim okulda arkadaşlarım var, kimi yahudi, kimi hristiyan... onlarla dostluk edemeyecek miyim yani..?

    22
  • Prof. Dr. Davut Aydüz Peygamber Efendimiz'in (s.a.s.) Savaşla İlgili Uygulamaları
    Yazan Prof. Dr. Davut Aydüz

    İslâm’da harp, yüce bir dava uğruna, fikir hürriyeti, düşünce hürriyeti adına, insanlığa giden yolları açma uğrunda yapılmıştır.
    Bununla beraber gerektiğinde sulha gitmeyi de ihmal etmemişlerdir. Çünkü sulh esas, harp ise tâlîdir.


    Allah Resûlü (sallallahü aleyhi ve sellem), Medine’ye geldiğinde her yönden düşmanla sarılı idi;

    22
  • Prof.Dr.Suat Yıldırım Kur'ân-ı Kerim'e Göre Ehl-i Kitapla Diyalog
    Yazan Prof.Dr.Suat Yıldırım

    Zâtî sıfatlarından biri de Kelâm, yani konuşma olan Allah Tealâ kullarına değer vererek peygamberleri vasıtasıyla onlara hitap etmiştir. O, Kendisinin onlara hitabı ile yetinmeyip yaratıklarının dualarını, dileklerini dinler, onlara cevaplar verir. Böylece, iki tarafın karşılıklı konuşması demek olan diyalogu gerçekleştirir. Kelâm ilmi âlimlerinin ‘et-tenezzülatu'l-ilâhiyye ilâ ukuli'l-beşer’ dedikleri kabilden olan bu konuşmayı gerçekleştirmek için O, insanların lisanlarında bulunan kelimeleri kullanma lütfunda bulunur.

    20

Hakkımızda

Yeri olmadığı halde konuşmayı kendine ilke edinip, erdem insan olma vasfına vakıf olamayanlara; yeri gelmişken susmayarak en güzel bir hasletin örneğini göstermek için gönüllerini adamış,
hakkın rızasını kazanmayı kendilerine ilke edinmiş,
kendi nefslerinin savcısı, hakikatin avukatları olmaya namzet,
karalamalara tahammülleri olmayan,
anti propagandalara cevap vermeyi kendilerine "ulvi bir vazife" sayan gençleriz...

Gönül Bağlarımız